Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Kagan'ın darbesi ve Biden'ın Ortadoğu turu

Kagan'ın darbesi ve Biden'ın Ortadoğu turu

Cumartesi, 9 Temmuz, 2022 - 15:45
İmil Emin
Mısırlı yazar

İzolasyoncu düşüncenin hakim olduğu ve Ukrayna savaşı olmasaydı belki de Washington’un bölgeden tamamen çekileceği bir dönemin ardından, ABD Başkanı Joe Biden'ın Ortadoğu'ya yapacağı ilgi çekici gezinin öncesinde, en sert Amerikan neo-muhafazakarlardan biri olan ve Amerikan Yüzyıl Projesi'nin aktif ortağı Robert Kagan "Foreign Affairs" dergisinin son sayısı aracılığıyla şimdiye kadar güç kullanma sanatını öğrenememiş ülkesi hakkında yeni bir görüş ile karşımıza çıktı.

Genel olarak Amerikalılar için şoke edici olan Kagan'ın söyledikleri, Fukuyama'nın demokrasinin tarihin sonu olduğu fikrinden geri adım atmasına benziyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali Kagan'ın bu görüşünün başlangıç noktası mıydı?

Büyük olasılıkla öyle. Bu durumda Ukrayna’nın işgali bilhassa ABD'nin ana rolü oynadığı tarihsel ve jeopolitik bir bağlamda gerçekleştiğinden, yaptıklarının tek suçlusu Putin değil.

Doğrusu ABD tarihi boyunca sert güç fikrine olan inancını yüceltme eğiliminde oldu. Bu, beyaz adamın ülkenin asıl sakinleri olan Amerikan yerlilerinin topraklarını ele geçirmesini sağlayan mekanizmayla da uyumlu. Yumuşak güç yalnızca sınırlı bir zaman diliminde yayılma fırsatı buldu.

Kagan'ın "Foreign Affairs" aracılığıyla sunduğu görüşü, dikkat çekici ve belki de tehlikeli bir kavramsal darbe gibi görünüyor. Zira Putin'in Ukrayna'ya saldırısından dolayı ABD'yi suçlamak ayıp olsa da istilanın herhangi bir provokasyon olmadan gerçekleştiği konusunda ısrar etmek de yanıltıcı.

Kagan, üzerinde durulmaya değer tarihsel örneklerle görüşünü kökleştiriyor. Bu örneklerden biri de motivasyonu ABD'nin Asya anakarasında Japon genişlemesini engelleme çabaları olan İkinci Dünya Savaşı'nda Pearl Harbor'a yönelik Japonya’nın saldırısı.

Daha da ileri giden Kagan, 11 Eylül 2001 saldırılarının, Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra ABD'nin Ortadoğu'daki hegemonik varlığına kısmi bir tepki olduğunu varsayıyor.

Kagan ayrıca Çar Putin'in Ukrayna konusundaki kararlarının, Moskova'nın Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD ve Avrupa'daki müttefiklerinin hegemonyasının genişlemesine verdiği yanıttan başka bir şey olmadığını savunuyor.

Biden yönetimi, sert ve yumuşaklıktan uzak gücün maliyetlerini bir kerede ve ilelebet fark etmeli mi?

Kagan’ın yazısında hem içeride hem de dışarıda çalkantılı Biden yönetimi zamanında uygulanma şansı bulamayabilecek bir başka terim de neredeyse yüzeye çıkıyor. Burada bir yanda askeri bileşenli sert güç, diğer yanda büyüleyici ya da bir zamanlar büyüleyici olan ideolojik Amerikan idealiyle cisimleşen yumuşak kuvvetin karışımı olan akıllı güç terimini kastediyoruz. Amerikan ideali, demokratik sistemi savunduğu, devletlerin bağımsızlık hakkına inandığı, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra uygulanan Marshall Planı'nda olduğu gibi, dünyanın her yerinde yaralı ve aşağılanan kimseleri kurtarmak için yardım eli uzattığı ve yardımda bulunduğu için büyüleyiciydi.

Kagan, tarihleri boyunca Amerikalıların, ister dost ister düşman olsun, dünyanın geri kalanı üzerindeki güçlerinin etkisinin farkında olmadıklarını, Putin Rusyası'nın ve Şi Cinping Çini'nin dayattığı nefret ve meydan okumaların hedefi olduklarını gördüklerinde şaşırdıklarını düşünüyor.

Kagan'ın bu sözleri bize Kara Salı'nın ertesi günü New York ve Washington'da Amerikalıların kendilerine sordukları şu şaşırtıcı soruyu hatırlatıyor:

"Neden bizden nefret ediyorlar?"

O gün birçokları, Batı'nın ileriliği ve Arapların geri kalmışlığından kaynaklanan kin ve haset türünden sudan bahaneler sunmaya çalıştı. Daha rasyonel sesler ise iki taraf arasındaki güç dengesinin gözden geçirilmesini, itibar ve kimlikle ilgili iletişim hatları üzerinde durmayı talep ettiler ki Fukuyama'nın son zamanlarda kendisine yeniden döndüğü noktada da budur.

Bugün Arap dünyası ve Ortadoğu dışında dünyanın diğer bölgelerinden başka sesler yükseliyor. Latin Amerika'da İran ile dayanışmaya çalışan Venezuela, hava üslerini Ruslara sunan Nikaragua türünden sesler yükseliyor. Lideri yakın zamanda Amerika Konferansı'na katılmayı reddeden ABD'nin en yakın komşusu ve en büyük dostu olan Meksika'dan bahsetmiyoruz bile...

Asya'daki seslerden bahsetmek de gereksiz. Bunların başını Ruslardan önce Çinliler çekiyor. Çünkü Çinliler, Washington’ın Rusya ile olan savaşlarının taktiksel ve Pekin ile stratejik mücadeleye hazırlık olduğunu düşünüyor.

Peki, Avrupa, ABD’ye ve sert güç felsefesine mutlak biçimde güveniyor mu?

Almanya'nın Bavyera eyaletinde yapılan son G7 zirvesinde açıkça ortaya çıkan şey, içeride bazıları çok tehlikeli ve artması muhtemel varoluşsal huzursuzluklardan muzdarip Amerikan müttefikine yönelik şüphelere varan korkuların boyutuydu.

Peki, çözüm nedir?

Kagan, Amerikalıların ülkelerinin nüfuzunu daha tutarlı ve etkili bir şekilde kullanarak bu zorlukları azaltabileceklerini savunuyor. 1920’li ve 1930’lu yıllarda bu konuda başarısız olduklarını ve bunun da Alman, İtalyan ve Japon saldırganlığının büyük ölçekte yıkıcı bir dünya savaşına yol açana kadar kontrolsüzce devam etmesine olanak tanıdığını düşünüyor.

Amerikalılar genellikle geçmiş deneyimlere bakmadan hatalarını tekrarlarlar. Neo-muhafazakarların saygın düşünürü Kagan'ın tahminine göre Putin'in tüm Ukrayna'yı işgal edene kadar daha fazla toprak ele geçirmesine fırsat tanıyan da budur.

Biden’ın Ortadoğu ziyareti, Çar Putin'in toplarının neredeyse sağır edici kükremesi ortasında başlıyor. Verdikleri mesaj ise sert gücün, özellikle de İkinci Dünya Savaşı sırasında var olmayan nükleer caydırıcılıkla dengelendiği bir zamanda sonucu belirleyemeyecek bir bileşen olduğu.

Ziyaret, Washington için önce Ortadoğu'daki ardından dünyadaki politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat olacak mı?


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya