İstemi Yılmaz
TT

Afrika’da Fransa’nın alternatifi Rusya mı?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dört ülkeden oluşan yeni bir Afrika turuna çıktı. İlk durak Gabon'un başkenti Libreville idi. Burada Gabonlu mevkidaşı Ali Bongo ile görüşen Macron ardından Angola, Kongo ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni ziyaret etti.
Macron’un Afrika ziyaretlerini önemli kılan, kıtada son zamanlarda Fransız karşıtı siyasi duruşun toplumsal temelde tepeye çıktığı bir döneme denk gelmiş olması. Paris hükümetinin amacı Afrika’dan askeri çekilmeyi genişleterek yeni bir kıta politikası tesis etmek. Nitekim Macron’un ilk durağı olan Libreville’de Bongo ile düzenlediği ortak basın toplantısında sarf ettiği ifadeler de bunun göstergesi: “Françafrique (Paris yönetiminin post-kolonyal dönemdeki neo-emperyalist siyasetini tanımlayan bir terim; Fransafrika) çağı sona erdi. Artık bölgesel meselelerde tarafsız olacağız.”
Macron yukarıdaki sözleri ettiği sırada Burkina Faso’daki cunta Fransa'ya, Fransız askeri yardımına yasal bir temel sağlayan 1961 tarihli bir anlaşmadan vazgeçtiğini bildirdi. Vagadugu yönetimi kısa süre önce Fransız askerlerinin ülkeyi terk etmesini istemişti. Keza Fransa ordusunun Mali’den apar topar ayrılmasının üzerinden de yaklaşık yedi ay geçmişti.
Sırf bu tablo bile Fransa’nın kıtadan kaçtığının göstergesi. Fransız askerleri yeni sömürgeciliğe yönelik nefretin sembolü haline gelmiş vaziyette.
Evet, Elysee Sarayı askeri güçten bağımsız yeni bir ilişki türü kurma derdinde fakat Fransız ordusunun bu konuda çok istekli olmadığı konuşuluyor. Zira Paris’in 21’inci yüzyıldaki güvenlikçi dış politikası yurt dışı, özellikle de Afrika’daki askeri varlığına dayanıyor. Askerler sadece ülke güvenliğini değil, Total gibi dev şirketlerin bölgesel çıkarlarının da korunmasında kullanılıyor.
Peki Fransa’nın bölgedeki yerini kim dolduracak?
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un uçağının Libreville’e doğru yola çıktığı anlarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’daki Fransız Büyükelçiliği önünde gösteriler düzenleniyordu. Protestocular Paris karşıtı sloganlar atarak Macron’un Ruanda-Demokratik Kongo gerginliğinde taraf tuttuğunu savunuyorlardı. Göstericilerin elindeyse Rus bayrakları ve Rusya Devlet Başkanları Vladimir Putin’in resimleri mevcuttu.
Bugün Fransızca konuşulan Afrika ülkelerinde Paris karşıtı her gösteride aynı tabloyu görmek mümkün. Belki de ulusal bayraklardan çok Rus bayrakları ön planda. Göstericiler Fransa’ya karşı alternatif olarak Kremlin’i gösteriyor.
Afrikalılara göre Moskova’nın askeri desteği saygılı ortaklığa dayanarak ulusal hükümetlerden emperyal taleplerde bulunmuyor. Elbette Rusya da kıtadaki çıkarlarını önceleyerek adımlar atıyor. Her ne kadar Wagner’ler olarak bilinen profesyonel Rus savaşçıların itibarı Batı medyasında her gün yeni haberlerle sarsılsa da “Afrikalı ortakları” bunu önemsemiyor. Başka bir açıdan bakarsak, Kremlin’in tarihi bagajı Paris kadar kirli bir yükle dolu değil.
Sonuç olarak Fransa’nın Afrika’da bıraktığı boşluğu doldurmaya aday olan en avantajlı ülke Rusya. Moskova bunun bilincinde olacak ki Ukrayna’da devam eden savaşa rağmen Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçen sene bölgeye iki ayrı tur gerçekleştirdi. Kremlin’in ellerini ovuşturarak sırasını beklediği senaryoda Paris’i Afrika’da daha kötü günler bekliyor.