Ukrayna savaşının patlak vermesinden önce ve hiç incelemeden Arap Baharı adını verdiğimiz dönemde, Ortadoğu en sıcak arenaydı. İç savaşlar doğrudan dış askeri müdahalelere yol açtı, öyle ki durum, doğrudan veya bir vekil aracılığıyla katılmayan yakın veya uzak hiçbir ülkenin kalmadığı küresel bir savaş olarak tanımlanmayı hak eder hale geldi.
Bölge halkları ve özellikle de Araplar can kayıplarından, yıkım ve yerinden edilmelere kadar ağır bedeller ödediler. Bazı “bahar ülkeleri”nde işler öyle bir noktaya geldi ki ülkeler, bölünme ve devletin temellerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kaldılar. Bu, felaket bir durum ortaya çıkardı ve yıkılanların yeniden inşasını maliyetli bir mesele haline getirdi. Milyonlarca mültecinin evlerine dönüşü, ülkeleri kadar onları misafir eden ülkelerin de muzdarip olduğu çifte bir ikileme dönüştü.
Arap Baharı’nın ilk kıvılcımından günümüze uzanan zaman diliminde bölgenin tamamı dalgalandı. Oyuncular arasındaki anlaşmazlıklar tırmandı ve daha karmaşık hale geldi. Toprakları üzerinde bir savaştan kaçınabilenler, komşularına karşı haklı korkulara kapıldılar. Her halükarda krizlerden çıkışlar o kadar uzaklaştı ki, bölge adeta kavrulan, eşit olmayan kayıplarla, hiçbir tarafın bir kazanım elde edemediği bir arenaya dönüştü.
En çok kaybedenler Ortadoğu’nun Arap sakinleriydi. Ülkeleri bir savaş alanı olmayan Araplar bile, yangınlar kendi sınırlarında ve evlerinin kapılarının arkasında devam ettiği sürece güven içinde olamadılar.
Arap-Arap düzeyinde toplantılar, zirveler yapıldı, yanan alevler söndürülmeye çalışıldı ve hepsi de savaş girdabı tarafından yutuldu ve kayda değer bir sonuç alınamadı. Kapsamlı krizden çıkış yolunu çizmesi gereken zirveler bile hiçbir şey yapmadan sadece Arap rejiminin kalıplaşmış imajını korumakla yetindiler.
Tıpta iltihap giderilmeden ameliyat önerilmez. Politikada da kaynayan kazanlar soğutulmadan hiçbir konferans başarıya ulaşamaz. Herhangi bir Arap zirvesinden önce yapılması gereken de bu olmalı. Kaynayan kazanlar soğutulmadan, başladığı gün kutlanan ve kapandığı gün tamamen unutulan tipik zirvelerden farklı bir zirve yapmak umut edilemez.
Bölgemizde fasılları birbirini takip eden küresel savaş sonucunda Arap-Arap ilişkilerinde çok şey değişti. Krizler, artık önceki zirvelerde olduğu gibi sadece Arap ülkelerinin kendi aralarındaki, hatta onlarla İsrail arasındaki anlaşmazlıklardan ibaret olmaktan çıktı. Bunun yerine, sadece uzaktan etkili olmayıp, aynı zamanda krizlere doğrudan ortak olan ve çözümlerde de ortak olacağı aşikâr bölgesel ve uluslararası boyut devreye girdi.
Soğutma meselesi doğru yolda ilerliyor gibi görünüyor ve bu da bölgeyi kargaşa, kan ve çekişme ortamından ahenk ve krizlerin kontrol altına alınması, daha da kötüleşmesinin önlenmesi ortamına taşımak için ciddi olanaklar sunuyor. Suudi Arabistan'ın yaptığı ve etkili diplomasisinin takip ettiği yol da budur.
Arap-Arap düzeyinde, düzenlenmesi beklenen bir zirve var. Kendisinden basmakalıp olmaması veya Arap rejiminin imajından geriye kalanları korumak için periyodik olarak yapılmış bir zirveden ziyade, ötesi olan siyasi bir olay olması bekleniyor. Zirveden umulanlar çok, gerekli ve önemli. Arapların uyum ve istikrara ihtiyacı var ve bu artık imkânsız bir mesele değil. Bölgedeki geniş yangınlar sırasında belki imkansızdı ancak artık durum daha az sıcak ve sıcak noktaların içinde ve çevresinde yangınları söndürme şansı artıyor. Zirvenin başarılı olmasının ilkeler düzeyinde şartları var ve bunların en önemlisi, kaliteli ön hazırlıktır. Bu şart, verimli ve cesur bir şekilde yerine getiriliyor. Diğer şartlar; kaliteli gündem, önceliklerin üzerinde anlaşmaya varılacak şekilde seçilmesi, takip mekanizmalarının kalitesi ve dünya ülkeleri ile karşılıklı etki düzeyinin bilincinde olmaktır.
Zirveye katılan her bir Arap tarafının, kendi çıkarlarının diğerlerinin çıkarlarıyla çelişmeden, uyum içinde gerçekleştirildiğini hissetmesi, süreç ve sonuçlardaki başarının temeli olacaktır. Doğrudan dış müdahaleye kapıları ardına kadar ve kontrolsüz bir biçimde açan “bahar”ın getirdiği gelişmeler nedeniyle Arap zirvesi, artık sadece bir Arap-Arap zirvesi değil. Bölgesel ve hatta uluslararası bir varlıkla desteklenmesi kaçınılmaz. Suudi Arabistan bu konuda ne yapılabileceğini en iyi bilenlerden ve aktif devinimi, kriz yuvalarına nüfuz etmesi, başarının kesinliğine inanmayı teşvik ediyor.
Bir sonraki zirve, bölge ülke ve güçlerine yönelik müdahalenin düzeyi ve derinliği açısından benzeri görülmemiş bir ortamda toplanacak. Eğer kaynayan kazanların soğutulması başarının belirtileriyse, arkasından başarının gelmesi gerekiyor.
TT
Suudi Arabistan: Kaynayan kazanları soğutma diplomasisi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة