Emel Abdulaziz Hezzani
Suudi yazar
TT

Kurnaz medya

Rus Wagner milislerinin komutanı Yevgen Prigojin'in Rusya Savunma Bakanlığına karşı isyan sürprizi, bir aydır Bakanlığın eksik lojistik destek sağladığı konusunda tekrarlanan eleştirilerinin ardından geldi. Olayın bu yönü şu anda beni ilgilendirmiyor, çünkü istihbari ve askeri savaş devam ediyor ve yakında sonlanacakmış gibi görünmüyor.

Darbe haberlerinin takibi sırasında, Wagner'in gücünü abartan ve Başkan Putin dahil olmak üzere iktidar kadrosunu değiştirmek için Rusya'nın başkenti Moskova'ya doğru ilerlediğini söyleyen haberlerin sunulması dikkat çekiciydi. Elde edilen bilgilerin tek kaynağı, taraflı ve saf bir tavırla dünya kamuoyunu Rus başkentinin yakında düşeceği yönünde yönlendiren bir görüntü veren Batılı haber ajanslarıydı. Saatler boyunca dünya, neredeyse kaçınılmaz bir meseleymiş gibi Moskova'nın düşüşünü bekledi.

Wagner kuvvetlerinin sayısı 25 bin silahlı savaşçı ve bunların dünyanın en büyük ikinci ordusuna sahip bir ülkede sahada fark yaratabilmeleri imkânsız. Evet, medya gücü askeri savaşın en önemli araçlarından biri, çünkü çatışmanın taraflarına seçkin bir görüntü çizerek, bunu takipçilerine pazarlayabilir. Evet, yüzde yüz tarafsız bir medya yok ama yine de bu göreceli bir konu. Sebep ne olursa olsun asgari düzeyde profesyonellik ve güvenilirlik bir gerekliliktir.

Wagner kuvvetleri komutanıyla ilgili haberler saatler içinde Batılı haber ajanslarının manşetlerine yerleşti. Batılı medya kuruluşları tek başına adamın süper güçlere sahip olduğu ve Rus başkentini düşürmek için ona doğru ilerlediği algısını aktardı. Ama günün sonunda Belarus'tan, Prigojin ile Kremlin arasında aracılık ettiği ve bunun sonucunda Ukrayna'daki savaş alanından ayrıldıktan sonra Prigojin’in sürgün yeri olacağı haberi geldi. Başkente ilerleme hikâyesinin bir tiyatro ve gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıktı. Yaşananların siyasi arka planı ne olursa olsun, doğru haberleri mi takip ediyorduk?

50 yıl önce Kahire'de Arapların Sesi radyosunda Ahmed Said ile el-Ahram gazetesinde Muhammed Hasaneyn Heykel medyası Arap sokağının yönelimlerini şekillendiriyordu. Öyle ki Arap vatandaşlar 1967 savaşının sonucu konusunda kandırılıp söylenen yalanlara inandırıldılar. Zavallılar saatlerce radyonun başında temennilerden ve yalanlardan arınmış bilgiyi, gerçeği ve sadece gerçeği duymak için beklediler. Sonunda yalancının mumu yatsıya kadar yandığı için durum açığa çıktı ama öncesinde medya kurumunun amaçlarına uygun olarak şekillendirdiği kalıplar oluşturulmuştu.

O zamandan bugüne e-postadan, uydular, sosyal medya, akıllı teknoloji, insansız hava araçları ve yapay zekaya kadar iletişim ve bilgi aktarımı araçları gelişti. Ancak tüm bu büyük sıçramalar, zamandan ve emekten tasarruf sağlayan araçlardan başka bir şey değiller ve gerçekte haberin tarafsızlığını veya inandırıcılığını etkilemediler. Çünkü bunlar kurumların benimsediği bir ilke ve değerdir.

ABD ve Avrupa ülkelerinin Ruslara karşı Ukrayna'yı desteklemekte ve içeride istihbarat servislerini en üst düzeyde işletmekte çıkarları olduğunu anlıyoruz. Ancak bu durumda takipçi, savaş alanındaki olaylarla ilgili medyanın verdiği bilgilere, iki taraftan hangisinin insanlığa karşı suç işlediği veya yerleşim yerlerini, köprüleri, okulları kimin önce bombaladığı ve benzeri haberlere güvenebilir.

Ukrayna'daki çatışmayla ilgili neredeyse ana bilgi sağlayıcı olan Batı medyasının bariz taraflılığı, gelen haberlerin doğruluğunu sorgulanabilir hale getiriyor.

Güven, insanların medya ile olan ilişkisinin temelidir. Bu güven sarsılırsa, ister Arapların Sesi radyosu ister CNN kanalı olsun medya organı artık kendisine kulak verecek kimse bulamaz.