Öfkeli patlama, Fransa’da kendini her geçen gün daha da hissettiriyor. Kendine özgü ölçütü olan bir patlama: İnsanların richteri (deprem sarsıntı oranını ölçen birim). Jean Jacques Rousseau, Montesqeieu ve Diderot’un gerçekleştirdiği, akılları sarıp sarmalayan, yeryüzünde yeni bir fikirle yeni bir insan yaratan düşünce patlamaları değil miydi?
Avrupa’da büyük bir savaşın fitilini ateşleyerek çağlara yeni bir rota çizen, sınırları delip, kraliyet taçlarına boyun eğdiren ve Moskova’nın kapılarını çalan General Bonaparte değil miydi? Eğer halkı, tarla sabanları ve fabrika makinelerine doğru koşturup, uzun süredir egemen olduğu sömürgelerde imparatorluğunun gücünü inşa ederek kıta kıta gezdiyse, Fransa durulmaz. Silahlanmış hayal, durmayan bir değişim güdüsüyle hareket eder.
Fransız Devrimi, devlet için yeni bir alan; anayasaya göre yönetilen ve kanunun görünmez bir akıl kamçısı olarak hayatın ritmini tutturduğu bir devlet yaratmak için yapıldı. Bu devrim uğruna kan aktı, başlar düştü ve topraklarında dünyanın daha önce bilmediği değerler bitti. Bugün Fransa seneler boyunca biriktirdiklerinin patlamasını tekrar yaşıyor. Başlığı da Başkan Macron’un seçim kampanyasında sözünü ettiği ‘ekonomik reform programına’ itiraz. Bu program, ülkeyi ekonomik anlamda yeniden düzenleme esasına dayalı. Ancak Fransız halkının çoğunluğu bunun zengin azınlığın çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyor.
Yakıt vergilerindeki artış ve geniş çaplı mali önlemler, Fransa’daki kamusal hayat mekanizmasının hareketini değiştirecek. Güvenlik alanındaki kriz, görünür hale geldi bile: Halk, kapsamlı ve şiddetli bir öfke patlaması yaşıyor. Farklı kesimlerden binlercesinin katıldığı bu öfke halinin yönetiminde belirli bir parti, örgüt veya şahıs ismi yer almıyor. Onları aynı potada birleştiren, giydikleri sarı yelekler.
Fransa, başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Yani karar mercii, başkandır. Başkan Macron’un partisi ülkede yaygın ve köklü değil. Birdenbire ortaya çıktı ve birçokları onu aşırı sağa ve sol partilere bir tepki olarak gördü. Başkanlık sistemi her zaman lider kişiye odaklanır. Macron, lider rolünü oynamasını haklı gösterecek siyasi bir varlık, tecrübe ve tarihi bünyesinde barındırmıyor.
Avrupa’daki mevcut sistemler çoğunlukla parlamenter sistemlerdir. Bu modelde yürütme erki, vekil çoğunluğuna sahip tek bir parti ya da birkaç partinin koalisyonundan oluşan hükümettedir. Bu sistemlerde karar mercii, başkanın şahsında tek bir el değil, kitlesel bir yapıdır. Eğer halk herhangi bir karara şiddetli bir itiraz geliştirirse onun düzenlenmesi veya geri çekilmesi, başkanlık sistemlerinde olduğu gibi zorluklarla karşılaşmaz. Fransa’da Ulusal Meclis’in hareketli bir rolü vardır.
Cumhurbaşkanının partisi bu mecliste çoğunluğu elinde bulundurursa karar tek bir elde toplanır. Yok eğer çoğunluk, Başkan Jacques Chirac’ın yaşadığı örnekte olduğu gibi başkanın partisi dışında bir veya birkaç partinin elinde olursa karar, iki taraf, yani Başkan ile Ulusal Meclis’in katılımıyla farklı şekillerde alınır.
Fransa 1968 yılında şiddetli bir ayaklanma yaşadı ve bu, Fransa’da siyasi, ekonomik ve kültürel harmanda bir değişikliğin başlangıcı oldu. Bu ayaklanmanın farklı itici güçleri vardı. O dönemde sol hareketler, ülkedeki gruplara egemen olan ve İkinci Dünya Savaşı’nın bir ürünü olarak gördükleri oluşumlara ve yönetimlere isyan etmeye karar veren gençliğin saflarına sızdı. Onlar şöyle diyordu: Biz, geçmişin ürettiği bir müzede yaşamak değil; zamanımıza uygun bir oluşum yaratmak istiyoruz. 1968 sağanağı, birçok Avrupa ülkesine damgasını vurdu ve Avrupa’daki şiddet hareketlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan etkiler bıraktı.
Bu olaylar yaşanırken henüz doğmamış olan Macron, Fransa’nın Nazi rejimine karşı verdiği savaşı yöneten General Charles de Gaulle başta olmak üzere Fransa, Avrupa ve dünya çapında ağırlığa sahip liderler tanımış bir ülkeye başkan oldu. Liderliğin hayaleti hala Fransız başkanların çoğunun bakışları önünde hareket etmektedir. Ancak bir zamanlar dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olan bu ülkede liderliğin şartlarından biri, Fransa’nın tüm toplumsal dokusu ve eğilimlerini gören işiten bir duyarlılığa sahip olmaktır.
Genç Başkan Emmanuel Macron, mali ve ekonomik çevreden geldi. Nitekim bankalarda çalışmış ve Başkan Hollande ile birlikte ekonomi çantasını üstlenmişti. Başkanlık yarışına da başta vergi reformu olmak üzere kapsamlı bir ekonomi reformu içeren bir seçim programı ile katılmıştı. Seçilmişti de ama kendisi bizzat desteklendiği için değil, diğerlerine karşı yoğun bir tepki beslendiği için. Onu başkanlık koltuğuna oturtan kişi, aşırı sağ lideri olan rakibi Marine Le Pen’dir.
Bugün Avrupa’nın sorunu, yeni ve hareketli bir kapitalizmin ortasında oluşudur. Bu kapitalizmde Avrupa’nın dokusu, Brüksel’in laboratuvarında üretilen mali politikalar ile iç içe geçmiştir. Ülkeler aşırı gerçekleri dayatan küreselleşme ve büyük küçük fabrikaların teknoloji savaşı, işçi sınıfı tanımlamasını yeniden getirdi ve işsizlik oranının artmasına yol açtı.
Zihinler ve hesaplamalardaki kavramlar dünya çapında değişime uğradı. Bugün tüm dünyada orta sınıf, gelir düzeyi ve yaşam tarzı bakımından değişti. Sınıflar arasındaki farklar genişleyerek değişiyor. Fakirlik, durmadan sınırlarını genişletiyor.
Fransa sokaklarını tutuşturan yangın, Başkan’ın gelir sıkıntısı çekenlerin tepkilerini hesaba katmadan uyguladığı vergilerin destesidir. Fiyatlar ve enflasyon çatısız bir şekilde hareketleniyor. Pek çok devlet bütçe açığı ve genel borcunu, vergileri gelir durumuna göre artırarak ve vergi kaçakçılığına yönelik sert önlemler alarak kapattı. Fransa Hükümeti’nin yakıt vergi zammını askıya alma kararı, mali bir çözümden ziyade siyasi bir manevradır.
Avrupa parlamento seçimleri, daha geniş bir Avrupa siyasi ve halkçı forumu olması bakımından Fransa için önemli bir vadedir. Fransız ayaklanmasında merkezi bir işaret olarak görülebilecek şey, Macron’un önümüzdeki başkanlık seçimlerindeki geleceği üzerinde bırakacağı etkidir. Nitekim bu seçimlerin sonuçları, Başkan’ın mali politikalarının çıktılarına bağlı olacaktır.
Fransa Hükümeti, siyasi veya fikri bir sistemle alakası olmayan göstericilere silah sunan kararlarından geri adım attı. Bu kendiliğinden gelişen hareket, mekanizmasını geliştiren ve taleplerini pratik bir programla şekillendiren siyasi bir örgüte dönüşür mü? Sağ ve sol ciddi anlamda gerilemiş durumda. Ülke, yeni bir siyasi oluşum üretmeye gebe. Hayaller çeşit çeşit ve isyankâr. Paris’in göbeğindeki ve dışındaki sıcak dansın ateşi dinmez.
TT
Fransa, şiddetli hayal dansını tekrarlıyor
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة