Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar
TT

Trump’ı neden resmin dışına itemeyiz?

Amerikan siyasi elitinin Noel’e hazırlandığı bir zamanda Washington dairelerinde dolaşan söylentiler şöyle: 2019 yılı Trump’ın başkanlığı sınırlandırmak için yeni girişimlerle başlayacak; başarısız olunması halinde ise 2020 yılında yeniden seçilmesi engellenecek.
Komplo teorisine meraklı olanlara göre olay tümüyle Trump cephesinin, Başkan’ın, düşmanlarının başarısızlığa mahkûm bir stratejiye bağlı kalmasını sağlamak için hazırladığı bir tuzaktan ibaret. Nitekim enerjilerinin büyük bir kısmını, Trump’ın kişiliğine saldırıp Mueller’in yürüttüğü soruşturmanın Senato’da Başkan’a karşı güvenoyunun çekilmesi yolunda bir kapı aralayacağını umarak harcıyorlar.
Demokrat Parti yönetimi başta olmak üzere Başkan’ın muhalifleri çoğunluğu daha çok ilgilendiren ekonomik, toplumsal ve dış politikalara ilişkin ana meseleler ile ilgili tartışmayı sonlandırdı. Siyasi arena yalnızca ‘Trump’a yapışın’ sloganına indirgendi. Bu başkan karşıtı kamp, bazı zamanlarda halkı mutlu edecek bir araca dönüşüyor. Ancak bunun ciddi sonuçlar doğurma ihtimali yok.
Mueller’in oyunu ile ilgili etkileyici günlük manşetlere rağmen Başkan’dan güvenoyunun çekilmesi için izlenen politikanın başarı ihtimali çok azdır. Bu olayı destekleyen cephe, Trump’tan güvenoyunun çekilmesi için yapılan oylamada başarılı olsa da sürecin onu gerçekten de koltuğundan edecek şekilde sonuçlanması ihtimal dışıdır.
Aslında ABD’nin 45 başkanından yalnızca ikisi (Andrew Jackson ve Bill Clinton) resmi olarak güvenoyunun çekilmesi ile yüzleşti ve her ikisi de koltuğunu korudu. Başkanlardan Richard Nixon ve John Tyler ise böylesi bir uygulamayla karşılaştı ama sıyrılmayı başardı. Nixon, istifasını sunarken, Tyler ikinci dönem için seçimlere girmeme kararı aldı.
Güvenoyunun çekilmesi seçeneğinin başarı ihtimalinin olmaması durumunda Trump’ın muhalifleri, onun Beyaz Saray’daki başkanlık günlerini sona erdirmek için başka yollara yönelebilir. Ona sükûneti istemek ve ruh sağlığını korumak adına istifa etmeyi istetecek kadar psikolojik baskı uygulamak bu yollardan birisidir. Bununla beraber istifa etmek, hiçbir zaman Amerikan başkanlık sahnesinde dikkat çeken bir özellik olmadı. Her halükârda Trump, hür iradesiyle isminin tarihe istifa etmiş ve yenik bir kişi olarak geçmesi ayıbını tercih edecek yeryüzündeki son insandır.
Trump’tan kurtulmanın üçüncü yolu, Cumhuriyetçi Parti’yi ikinci döneme aday göstermemeye ikna etmektir. Bu, ilk bakışta iyi bir seçenek olarak görülebilir. Özellikle de Cumhuriyetçi Parti’deki ana yapının Trump’ı hiçbir zaman tam anlamıyla benimsememiş olduğunu düşünürsek Trump esasında cumhuriyetçi bir başkan sıfatını, gerçekliği tarif etmekten ziyade hayali bir niteleme olarak sundu. Geçtiğimiz Kasım ayında yapılan yarı dönem seçimleri sırasında Cumhuriyetçi bazı Senato üyeleri, Trump’ın seçim kampanyalarından uzak tutulması gerektiği konusunda ısrarcı oldu. Bu karardan sonra koltuğunu kaybeden bazıları belki pişman olmuştur zira Trump, Cumhuriyetçi Parti’nin arkasındaki destekçilerinin koltuğunu kontrol edenin kendisi olduğunu kanıtladı.
Amerikan basınında Trump’a karşı duran bir kesim var. Bunlar, Cumhuriyetçi Parti saflarından önümüzdeki adaylık yarışında mevcut başkana meydan okuyabilecek bir isim çıkarmak için şevkle çalışıyor. Ancak ufukta muhtemel herhangi bir isim görünmüyor.
Beyaz Saray’da bulunan başkanın, partisi tarafından yeniden aday gösterilmesini sağlayamadığı beş örnek durum var. Bunlardan dördü, seçilmiş cumhurbaşkanının vefatından sonra başkanlık koltuğunu devralmış olan başkanların başına geldi. Başkan William Henry Harrison’un 1841 yılında ölmesinden sonra başkan olan John Tyler bu isimlerden birisidir. Diğer bir isim ise Başkan Zachary Taylor’un ölümünden sonra Beyaz Saray’a giren Başkan Millard Fillmore’dur.
Listenin üçüncü sırasında yalnızca yeniden aday gösterilmeme başarısızlığını değil aynı zamanda kendisinden güvenoyunun çekilmesi, giyotininden zor bela kaçma durumunu da yaşayan Andrew Jackson yer alıyor. Dördüncü başkan ise Başkan James Garfield’in suikasta maruz kalmasının ardından başkanlığa getirilen Chester Arthur’dur.
İlk başkanlık dönemini bitirdikten sonra partisi tarafından yeniden aday gösterilemeyen tek başkan, Franklin Pierce’dir. Pierce’in yıldızı, ülke iç savaşa yaklaşmışken kölelik meselesine ilişkin ayrışmalardan doğan olağanüstü koşullarda kaydı.
Bugün Amerikan siyaset sahnesi, Başkan’a karşı bir devrimin yolunu hazırlayan böylesi koşullardan yoksun. Trump’a muhalif bazı isimler, onun sağlık durumunun kötülüğünden dolayı kendiliğinden ikinci dönem için aday olmamaya karar vermesini umuyor. Ancak yaşı ilerlemiş olmasına rağmen Trump, bırakın başkanlık görevini yerine getirmesine engel olacak ciddi bir hastalığa yakalanmayı, herhangi bir yaşlılık belirtisi bile göstermiyor.
Yarı dönem seçimleri sırasında Trump, halk buluşmalarında konuşma yapabilmek için bir gün içerisinde ABD’nin bir ucundan diğer ucuna hava yolculuğu yapabildi ki bu, bedeninin epey güçlü olduğunu gösterir. Son iki yılda kilo almasına rağmen Trump’ın gücünün kuvvetinin yerinde olduğuna şüphe yok. O kendisini hala uzun çekişmelere güç yetirebilecek birisi olarak görüyor.
İşin aslı Trump’ın muhaliflerinin başından beri düştüğü ve bazılarının bugüne kadar sürdürdüğü hata, Trump’ın gücünü ve toplumun geniş kesimleri tarafından verilen halk desteğini hafife almalarıdır. Öte yandan Trump, taşıdığı tüm olumlu ve olumsuz yönleriyle küreselleşmeye yol açan ve ‘Washington konsensüsü’ne şüphe düşürerek, Amerikan elit tabakasının politik gündemini sorgulatmayı başardı.
Geleneksel olmayan üslubuyla Trump, gelir açığının ABD düzeyinde genişlemesi, dış kaynak kullanımının beklenmedik ve öngörülemeyen yansımaları, iş yasaları ile güvenlik ve çevre standartlarını takip eden ülkelerle ticari anlaşmaların imzalanmasından kaynaklanan denge kaybı gibi bazı önemli meseleleri kamu gündemine taşımayı başardı. Dış politika düzeyinde ise şu önemli mesajı akıllarda yer etti: ABD’nin omuzlarında taşıdığı büyük görevleri tartışmayın!
Bundan da önemlisi Trump, siyaset arenasından uzak tutulan ya da uzak kalmayı tercih eden milyonlarca Amerikalıyı, küskünlüklerini sonlandırmaya ikna ederek karar alma sürecine katılma konusunda istek uyandırdı. Bu nedenle muhalif cephenin onun düşürüleceği yanılsamasından vazgeçmesinin zamanı geldi de geçiyor.