Provokasyon, küfür, sitem, yalan ve varsayım asla medyanın anlayışı olmayacak. Basın özgürlüğü; hakikate ve düşünceye el konulmasına, yayın özgürlüğünün kontrol edilmesine ve kaynaksız bilgiye karşı çıkıyor. Bu da küreselleşme ve internet çağında genelde birçok medyanın ve özelde ise Arap medyasının diğer medyaların gerisinde kalmasına neden oldu. Bilgiyi araştırmada ve haberi kendi unsurları (ne zaman, nerede, nasıl, niçin ve ne) içerisinde değerlendirmede profesyonelliğin ve objektifliğin olmaması buna gerekçe olarak gösterilebilir. Bazı gazeteciler, partilerin propagandasını yapmak için faaliyet gösterdi. Bundan dolayı onlar, sahip oldukları haberleri ayıkladılar ve haberin kaynağına objektif ve şeffaf bir şekilde bakmadılar. Söylentiyi ve alakasız haberi bilginin kesin kaynağıymış gibi ele aldılar. Onlar, partinin ya da grubun çıkarına hizmet ettiği sürece zanna kesin bilgiymiş gibi baktılar. Bu da kamuoyunun kafasının karışmasına yol açtı. Çinli düşünür Lao, bu konuda ‘Tao’ adlı kitabında “Hükümdar, idaresinde zihinleri boşaltır ve karınları doldurur. İnsanlar bilgiden kurtulduklarında artık düşünürler, rol oynayamaz” ifadesini kullandı.
Tek bir dille konuşmak, anlaşmanın sebebi olmayabilir. Amerikalılar ve İngilizler, kendilerini tek bir dil olan İngilizcenin ayırdığı iki halktır. Aynı şekilde Araplar, kendilerini tek bir dilin ayırdığı bir Arap milletidir. Belki de bu, küreselleşme çağında Arap medyası için de geçerlidir. Şöyle ki etkili bir medya ortaya çıkarmak yerine ötekine küfreden ve söven oynak bir medya ortaya çıktı. Beşinci protokolde küresel Siyonizm, iltifat etmek ve eleştirmek suretiyle ötekini kontrol etmek ve kamuoyunu etkilemek için basını bir araç olarak kullanıyor. Kamuoyunu nasıl dizginleyebilir? Herkes, hakikat uğruna kendi grubunu destekliyor. Fotoğrafı parçalar halinde izlemeye başladık. Bu da kendilerine hizmet etmeyen hakikati yok etme noktasında Siyonist medyayı taklit etmeye çalışarak fotoğrafı tamamlamak için bazılarını çeşitli kaynakları araştırmaya sevk etti. Onlar, basın özgürlüğünü gasp ederek medyaya hâkim oldular ve hakikati ortadan kaldırdılar.
Medyanın gelişmesine rağmen hakikat, mevcut değil ya da daha doğru bir ifadeyle kaybolmak üzere. İnsanları harekete geçirmede, düşüncelerini ve tasavvurlarını oluşturmada medyanın daima aktif bir rolü vardı.
Arap Baharı olarak isimlendirilen intifadalarda medya, özellikle de Al Jazeera kanalı aracılığıyla Katar ve benzeri medyalar, her türlü yalanları yaymak için faaliyet gösterdi. Hatta hükümdara isyan etmenin caiz olduğuna dair fetva yayımlandı. Sarıklar getirilip şahıslara giydirildi ve düşmanlıkta ahlaksızlık etmekten utanmayan şeyhler üretildi. Birçok şeyh, yalanı ve küfrü kullandı. Al Jazeera kanalı, düşmanlıkta ahlaksızlığın başını çekti ve çekmeye devam ediyor.
Yalan ve dezenformasyon konusunda abartmak ve bununla meşgul olmak, tanıklar olsa bile hakikati yok ediyor. Bu durumda bizim haberin kaynağını söylenti ve düşmanlığın oluşturmadığı bağımsız, şeffaf ve objektif bir medyaya ihtiyacımız var.
TT
Özgürlük ve ahlaksızlık arasında medya
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة