Yılbaşılar, geçmiş yılların sayfalarını karıştırmamız, gelecek yılın gizemli dünyasına ‘geleceğe dair beklentiler’ adı altında girmemiz için adeta bizi kışkırtır. Falcıların, müneccimlerin ve astrologların tüm masalları gibi, gazeteciler de benzer bir yolculuğa çıkarlar. Evrakları yeniden karıştırırlar, geçmiş hikâyeleri ve şahsiyetleri yeniden gözden geçirirler ve bunu da olup bitmiş hadiselerin takip edilmesi bağlamında yaparlar. Ancak meslektaşlarım, okuyucuyu, geleceklerini tahmin etmek için üstün yetenekleri olan sihirli bir lambanın varlığına inandırma gibi bir maceraya girişmiş durumdalar. Sayfalarını okurlarına, yeni yıla dair sürprizlerin neler olabileceğini anlatmak için açtıklarını görüyoruz. Her yıl olduğu gibi, çoğu beklentiler, Yeni Yıla ait bir dersin dikte ettiği zorlu bir imtihanla yıkılıp gitmektedir.
Elbette ki sırlarla dolu bir dünyada Kaderin bazı beklenmedik tecellileri olacaktır. Ancak okuyucu olağanüstü beklentiler içine girmeyi seviyor. Bu hobiyi gerçekleştirirken gazeteciye eşlik etmekte bir mahsur görmüyor. Köklü dergiler ve gazeteler ‘gelecek yıla dair beklentiler’ adı altında bir oyun oynama yarışına girişmiş durumdalar.
Elimde, The Economist’in yıllık baskısı var, ciddi bir dergi olarak bilinir ve çok satmak için ucuz oyunlara ve sansasyonel haberlere sarılmaz. Ancak, bu dergi geçen yılki olaylardan yola çıkarak, gelecek yıla dair beklentiler denizine yelken açıyor. Ancak, tüm bunlar birer tahminden ibaret olduğu gibi çoğu da zaten gerçekleşmesi muhtemel spekülasyondan ibarettir.
Buna yakın şeyler yapan diğer gazeteler de var, sözgelimi Fransız Le Monde, Financial Times bunlardan bazılarıdır. Arap dünyası gazeteleri ve epeyce de dünya gazeteleri benzer haberler yaptılar.
‘The Economist’ dergisi örneğin, yaşadığımız küresel köyün daha da genişleyeceğini öngörüyor. Aslında daha dar olacak dersek doğru bir şey söylemiş oluruz, zira dünya nüfusunun yarısı İnternete bağlanacak. Böylece içinde yaşadığımız bu sanal dünya, her gün, bilakis her saat, daha yaygın hale gelecektir.
Aynı dergi, aynı zamanda içinde bulunduğumuz yeni yılın, dünya genelinde siyasi depremlere sahne olacağını ve bu yılın bir ‘sarsıntılar yılı’ olacağını öngörüyor. Ancak, tüm bu öngörüler elbette, geçen yılda meydana gelen olaylar temel alınarak oluşturulmuş. Özellikle bu öngörüler, AB’nin geleceğine dair endişeler, ABD-Çin rekabetinin yoğunlaşması, Ortadoğu’da, özellikle de Arap bölgesindeki İran müdahalelerinin baskısı altında artan gerilim ile ilgilidir.
Tecrübeler bize, sürprizlerin olayların gidişatını değiştirme yeteneğine sahip olduğunu öğretti. Seçmenler sandık başına gittiklerinde bizleri şaşırtabilmekte ve bütün hesapları alt üst edebilmekteler.
Dünyanın birçok yerini kaplayan popülizm dalgası, sürprizler meydana getirme açısından bizim öngörülerimizden çok daha güçlüdür. Cep telefonları ve tweetler seçmenlerin ellerinde bulunuyor, onları kontrol edebilecek herhangi bir güç de bulunmuyor. Twitter'dan çıkacak siyasi rüzgârların yönünü kimse kestiremez.
Donald Trump'ın ABD başkanlığını kazanacağını kim öngörebilirdi? Ya da İngilizlerin AB'den çıkmak için oy kullanıp çılgın bir maceraya gireceklerini kim tahmin edebilirdi? Bilakis şimdi, ülkelerini kendi soktukları bu çıkmazdan kurtarmak için ne gibi çıkışlar bulacaklarını kim öngörebilir?
ABD Başkanı ve Kuzey Koreli mevkidaşı Kim Jong-un arasındaki sevgi mesajlarının, bu raddeye varmasını kim umardı? Trump, Kim’in kendisine gönderdiği mesajı ‘harika bir mesaj… Çok iyi bir ilişki kurduk’ olarak tanımlamaktadır. Bu, Beyaz Saray sakininin Kongre'deki en yakın arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kuramadığı bir zamanda oldu.
Coğrafi konum olarak daha yakın bir yerden örnek verelim. Kim, Beşşar Esed rejiminin bu kadar süre ayakta kalabileceğini, Suriye'de son sekiz yılda akıttığı bunca kana rağmen bedel ödemeyeceğini tahmin edebilirdi? ‘The Economist’ dergisi bile Suriye'den bahsederken, ‘geçmiş yıllardaki kaos’ olarak nitelediği şeyden çıkacağını ve küresel büyümede ilk sırada yer alacağını öngörmektedir.
Fransa'nın yarım yüzyıldır görmediği ‘Sarı Devrim’ hareketini yılın son aylarında Paris'in, belki de dünyanın en güzel caddelerinde görmeyi bir yıl önce, kim öngörebilirdi?
Kimse bu beklentilerin bir kısmını yılın başlarında okuduğunu söyleyebilir mi?
Geleceğin neler içerdiğini bulma çabası ilgi çekici bir oyundur. Böylece gizemli kaderimizle yüzleşmeyeceğimizi, hatta onu kontrol edebileceğimizi ve belki de yeniden şekillendirebileceğimizi zannederiz. Ancak bu sadece oyundur, yıllar ve tecrübeler kanıtlamıştır ki bu yalancı bir oyundur. Belki de yılbaşı münasebetiyle birkaç saat boyunca kendimizi aldatabiliriz, ama çok geçmeden Yeni Yıl sürprizleri ile karşı karşıya kalırız. Kaderimiz bizler için en büyük rehberdir. Bize ne kadar aciz olduğumuzu, çevremizdeki olayları kontrol edemediğimizi, hayatımızın akışını değiştiremediğimizi hatırlatır durur.
Her yılbaşında, yılların geriye gittiğini hayal etmeyi seviyorum! Örneğin, kaybetmek yerine hayatımızdan bir yıl kazanmış olsak! Hadiseler defterini tam tersten okuyabilsek! Geçmiş olayları tekrar gözden geçirebilsek! Bu gerçekleşmiş olsa, beklentiler oyununu oynamak daha kolay olurdu. Okuyucunun beklentilerini daha gerçekçi karşılayabilirdik! Fakat bu hayal hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Yılbaşı bizi sahte neşe ile kandırmaktadır. Ertesi gün bu oyunun, biz gaflet içinde iken hayatımızdan bir yıl çaldığını keşfederiz. Biz yanıltıcı rakamlar ve beklentilere, gizemli bir geleceği keşfetmek için bir oyuna saplanıp kalmışken ömrümüzden bir yılın daha geçtiğini anlarız.
TT
Yılbaşının aldatıcılığı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة