Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Amerikalılar Suriye'ye dönüyor

ABD Başkanı Donald Trump, bölgesel güçlerin kendisini orada bir barış projesi olarak görmemesinin doğal bir sonucu olarak Suriye'den çekildi. Ancak bu, başarısızlık sonucu gerçekleşen bir çekilme olarak görüldü. Washington’un müttefiklerinden biri olan Irak’ın Tahran'ın baskısı altında kafası karışmış durumda. Türkiye, Rusya ve İran’a bir takım tavizler verme konusunda hızlı davrandı. Böylece Washington destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Tahran'ın savaş alanına askeri sevkiyatları arttırdığı bir dönemde Şam ve İran’a yöneldi.
Diplomatik olarak bölge ülkelerince, İran ve Türkiye’nin egemen olduğu yeni bir aşamaya geçilerek, İran-Türkiye-Irak ve Katar’dan oluşan bir koalisyon kurulması için gerekli adımlar atılmaya başladı! Bölge ülkeleri ve Arap Birliği, Şam rejimiyle ilişkilerini yeniden kurmaya çalıştı. Rejim ise buna milyonlarca yerinden edilmiş Suriyeli mülteciye iyi niyet göstergesi olabilecek herhangi bir işaret vermek yerine soruşturma ve misillemeleri artırarak karşılık verdi.
Tüm bunlar Başkan Trump’ın Twitter’dan attığı ve DEAŞ ile savaşın sona ermesiyle ABD birliklerinin Suriye’de bulunma nedeninin de kalmadığını belirterek ABD askerlerini geri çekme kararını açıkladığı mesajın üzerine inşa edildi. Sonuç tepkili ve yıkıcı oldu. Bu yüzden, Başkan Trump, yavaş bir geri çekilme olacağı açıklamasında bulundu. Bu yüzden büyük bir olasılıkla geri çekilme süreci yeniden gözden geçirilecek.
Suriye’de savaşlar yaşanıyor. Ancak gerçek savaş, Şam’ı politikasının değirmen taşı yapan, Lübnan ve Irak'ı kontrol altında tutan, Ürdün ve İsrail’i tehdit eden İran’la olan savaş. Bu da bölgede yeni ve tehlikeli bir güç dengesi oluşturuyor.
Diğer yandan Trump’ın bakanlarının eski yenilgi dilini telafi etmek için güçlü bir dil kullanmaya başlamaları ilginç bir durum. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye’yi Washington’un izni olmadan Suriye’de herhangi bir adım atmayacağına söz vermediği sürece, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmeyeceği ve Kürt grupların hedef alınmaması konusunda uyardı.
ABD’nin bu dili, Ankara tarafından “kibirli” olarak nitelendirildi. Fakat Ankara buna karşı çıkmaya cesaret edemedi.
Türkler, Kürtlere yönelik operasyon başlatmamaya zorlanmış ve söz verdirilmişse Washington, İranlılar tarafından İsrail'e baskı uygulamak için gönderilen milislerle ne yapacak?
Bu beni Washington’un Türkiye ve İran’a karşı farklı bir politika benimsemeden Suriye’den çıkmak istediği konusunda şüpheye düşürdü. Kısacası Suriye'ye barış henüz uğramadı.
Şam rejimi, ne olursa olsun, İran’dan kurtulamaz. Bunu ona itiraf etmeleri için bir-iki yıl geçecek. Ardından İran’dan çıkmasını isteyecekler. Fakat bunun bir anlamı kalmayacak.
İran güçleri, yalnızca Suriye ve bölgedeki faaliyetlerinin kendilerine pahalıya mal olduğunu düşündüklerinde çıkacaklar. Bu da, ABD ordusunun Suriye'den kaçması ve Şam’da Arap büyükelçiliklerinin açılması değil, yalnızca İran'la çatışmaların artacağı anlamına geliyor.
İran'ın Suriye'deki askeri varlığı bölge için büyük bir tehdit oluşturuyor. Buradan çıktığında Tahran'ın Bağdat hükümeti üzerindeki etkisi azalacak. Suriye'yi terk ederse Lübnan'daki siyasi denge geri dönecek. Eğer Hamaney’in Suriye'deki nüfuzu biterse Tahran içindeki nüfuzu da zayıflayacak. Verilen sözlere rağmen Şam hükümeti bugün olmasa dahi belki on yıl sonra, İran’ı askeri çatışma ve bölgeden birçok baskı olmadan Suriye’den uzaklaştıramayacak.