Abdurrahman Şalkam
TT

İnsanlar siyaset ve entrikalar

Entrikalar ve üsluplar iç içedir, meşrepler kesişir. Hayatın her aşamasında büyük küçük çıkarlar çatışır ve sonuçları küçük oyunlar belirler. Amr b. As’ın Ebu Musa el-Eşari ile olan hikâyesi Arap hafızasındaki yerini koruyor. Öyle ki, Arap tarihinde en etkili izi bu hikâye bırakmıştır. Bu oyunun malzemesi, bir top veya raket değil küçük bir mühürdür. Çocuk oyuncağı gibi küçük bir entrika.
Günümüzde komplo kelimesi, kitap ve gazetelerde geniş bir yer kaplıyor. Bermekiler ( Harun Reşid dönemi) ve el-Memâlîk kıyımı  gibi büyük komplo oyunları, kanlı oyunların iki örneğidir. Entrikalar ve planlamalardan arındırılmış siyaset; salt temenniler, şiirsel hayaller ve ahmakça arzulardan ibaret olur. Çıkarlar, insanların yeryüzü bozguna uğramasın diye ürettiği şeydir. Komplonun, siyasi oyun kurallarından yoksun olan toplumlarda egemen bir siyasi teknik olduğu söylenir ancak demokrasinin hüküm sürdüğü toplumlar bile nitelikli entrika çalımlarından boş kalmaz.
Mao Zedong, Kültür Devrimi’ni, iç ve dış kamu politikalarını aralarında danışmayı şart koşan yoldaşlarından kurtulmak için ortaya koydu. Bu entrikanın başlığı ise ‘tahrif ve devrimden sapma’ idi. Bu yoldaşlardan kimisi kendisini bir fabrikada bulurken kimisi parti yönetiminden köyde bir tarlaya doğru geçiş yaptı. Baş ve el filozofu olan Stalin’in ise entrikaları ağır ateşliydi ve cinayet, onun günlük öğünüydü.
Endülüs’teki Sultan ve Berber hikâyesi meşhurdur. Hikâyeye göre Sultan, sakalını tıraş etmek üzere her sabah özel berberini karşılıyordu. Bir keresinde ikisi baş başa iken Berber usturayı Sultan’ın boğazına dayar ve öfkeli bir şekilde, “Şimdi seni öldüreceğim” der.
Sultan korkudan titreyerek, “Bu ne demek şimdi, delirdin mi?” deyince Berber, “Siz bize karşı büyükleniyor, bizi aşağılıyorsunuz. Oğlum, sizin kızlarınızdan biri ile nişanlanmak için teklif getirdi ancak aşağılandı. Şimdi sizi boğazlayacağım” şeklinde karşılık verir. Bunun üzerine Sultan da “Yarın kızımı oğlunla evlendireceğim. Olay kapandı, biz şimdi dünürüz” der. Sultan’ın muhafız birliği içeri girer ve aralarından biri, “Efendim, Camii-i Kebir’in minaresi yıkıldı” der. Sultan ise, “Öyleyse berberi alın ve hemen öldürün” diye cevap verir. Muhafız önce afallar ancak Sultan’ın emri yerine getirilir.
Arap tarihine geçen trajikomik entrikalardan biri de şu: Halife’nin soytarısı, vezirin sandalyesini çeker. Niyeti, Halife ve maiyetinden oluşan kalabalıkla birlikte gece sohbetinde bulunmaktır. Sandalyesi çekilen vezir, yere düşer ve orada bulunanlar kahkahayı basıverir. Vezir bu kahkahaları aklına yazar ve Halife’nin sevilen bir cariyesiyle birlikte oyun kurar. Ona bir miktar para verir ve zehir dolu bir kadeh hazırlamasını ister. Halife’nin de bulunduğu bir gece sohbetinin başında cariye, Halife’ye vermesi için soytarıya bir kadeh verir. Soytarı vermeye yeltenince vezir bağırır: “Hayır, hayır Efendim! Bu kadehten içmeyin. Ben soytarının gözlerinde bir kötü niyet sezdim”. Daha sonra vezir, kadehten içirmek için bir kedi ister. Kedi oracıkta ölüverir. Bunun üzerine soytarının öldürülmesine hükmedilir. Darağacı hazırlatılır; soytarı da darağacının altındaki sandalyeye çıkarılır. Vezir, korkudan titreyen soytarıya doğru yaklaşır ve şöyle der: “Devlet adamları, soytarıların altındaki sandalyeyi işte böyle çekerler.”
Entrika, siyasi faaliyetlerin ve hayatın başka sahalarının olmazsa olmazlarındandır. Politika, komplo, hile ve çıkarların savunusu, entrika ile kaplıdır. Deha, kadim ve modern tarih boyunca diller ve satırlardan eksik olmayan şahsiyetlerle ilişkilendirilmiştir. Adolf Hitler, kendisine güvenen ve Münih Anlaşması ile ateşkes politikasında birlikte yürüdüğü İngiltere Başbakanı Chamberlain’i yoldan saptırdı ve sonra da ihanet ederek Polonya’yı kaptı. Führer’in entrikası dâhi Churchill tarafından kendisine döndürüldü ve Führer, yıkılmış Berlin’de intihar ederek hikâyesini sonlandırdı. Eski Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in Amerikalı Büyükelçi Glaspie ile buluşması ve Glaspie’nin Saddam’ın Kuveyt’i işgal ederek topraklarına katması konusundaki övgüleri, eğer hikâye doğru ise, siyasi entrikaların en büyüğü olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
Casusluk, bir insanın yerine getirdiği en tehlikeli görevlerden biri olarak karmaşık komploların çetrefilli kimyasıdır. Suriye’de yaşayan ve oradaki sosyal ve siyasi hayatın eklemlerine kadar sızan İsrailli ajan Cohen, güvenlik ve siyaset çevrelerinde herkesin gözlerine kalın perdeler ören entrikalar konusunda başlı başına bir ekoldü. O tesadüf olmasaydı Suriye Devleti’nin liderlik koltuğuna otururdu.
Entrika bir sanattır. Siyasetçi ve edebiyatçı Prof. Lütfi es-Seyyid, Mısır Parlamentosu seçimlerine katıldı. Seçim bölgesindeki rakibi, kendisine karşı güçlü bir muhalefet kampanyası başlattı ve şöyle dedi: “Lütfi es-Seyyid, demokrasiye inanıyor ve ona davet ediyor. Demokrasi nedir bilir misiniz beyler? Bir kadın için çok eşlilik çağrısıdır.” Seçim kampanyası kapsamında Lütfi es-Seyyid, seçim bölgesindeki insanlara seslenmek için geldi. Katılımcılardan biri onu şu soru ile karşıladı: “Gerçekten demokrasiye inanıyor musunuz Hocam?” Aday olan Prof. tüm coşkusuyla, “Evet. Ben demokrasiye güçlü bir şekilde inanıyorum. O, sorunlarımızı çözmek için tek yoldur vs.” şeklinde cevap verdi. Bu noktada halk, onun üzerine doğru yürüdü ve sandalye fırlattı. Profesör, canını kurtarmak için kaçtı ve adaylığını geri çekti.
Bugün pek çok ülkedeki başkanlık ve meclis seçimlerinde de görüldüğü kadarıyla entrikalar, kendi kanunlarını ve öğretisini yürürlüğe soktu. Seçmenlerin ihtiyaçları ve içgüdüleri ile aynı telden çalan seçim kampanyaları ve insanların sorunlarına tek defada hızlı çözümler hazırlayan pembe programlar, cinsel hayata ilişkin skandallar, mali suçlar, rakiplerin bu ağır yükümlülüğü üstlenebilecek sağlık durumunda olup olmadığını sorgulatan hastalık haberleri gibi rakipleri ilgilendiren sapmalar ve rezaletlerin dillendirilmesi seviyesine kadar düşmüş durumda.
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, bir gece Elysee Sarayı’ndan sıradan bir vatandaş kılığında çıkarak aşığıyla buluşmak üzere motosikletine bindi. Fransız basını bunu ortaya çıkararak Cumhurbaşkanını bitmek bilmeyen kapsamlı bir saldırıya uğrattı. Başkan, bu olay için ve pahalı bir bedelle hazırlanmış bir entrikaya mı kurban gitti? Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Cumhurbaşkanı, siyaset sahnesinden uzaklaştı ve bir daha da seçimlere girmedi.
Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçim kampanyalarında basının olmazsa olmazlarından biri haline gelen tartışma oturumlarında rakiplerin yanlışlarını ve zayıf noktalarını derlemekle görevli bir ordu varlık gösterir oldu. Bu ordu, hitabet yetenekleri ve aynı konulardaki özenli bilgiler bakımından belirli konularda rakiplerin medyatik varlıklarını ortadan kaldırmayı sağlıyor. Canlı yayında onlar için içine düştükleri entrika kuyuları kazılıyor. Birden fazla ABD Başkanı, profesyonel bir ordunun hazırladığı entrikalar sebebiyle başkanlık koltuğuna erişme fırsatını elden kaçırdı.
Önceden özellikle siyasi entrikalar, kişisel dehanın bir ürünüydü. Şimdilerde ise bunun okulu, üretim yerleri ve uzmanları bulunuyor. Machiavelli, Prens adlı kitabından da anlaşılacağı üzere siyasi hilenin kurucu hocasıydı. Bugün sahalar, onun yıldızlar ile dolu.