Avrupa Komisyonu’nun kara para aklama ve terörü finanse etme alanında ‘yüksek riskli’ ülkeler listesine Suudi Arabistan’ı dahil etmesi ne kadar talihsiz bir adım. Üzücü olan, Komisyon’a bağlı bir heyetin tek bir ziyaret bile gerçekleştirmeden bu listeyi ilan etmiş olması veya finans sistemini modernleştirme ve geliştirme yolunda uyguladığı girişimlerdeki bakış açısını açıklaması için Krallığa fırsat tanımamış olması değil yalnızca; üzücü olan, raporları listede dayanak olarak alınan Mali Çalışma Grubu’nun (FATF) geçtiğimiz Ekim ayında Krallığın daimi üyeliği teminat altına alan gereklilikleri yerine getirdiği ve ülkenin finans sisteminin Grubun kara para aklama ve terör ile mücadeleye ilişkin kriterleri de içeren 40 kriterinden 36’sını sağladığı yönünde bir rapor hazırlamış olmasıdır. Tüm bu önemli gelişmeler görmezden geliniyor ki; bu da aslında bu listenin hazırlanma şeklinin nesnel olmadığını, büyük oranda haksızlık yapıldığını gösterir.
Kendisine tavrını açıklayıp durumunu düzeltme fırsatı tanınmayan tek ülke Suudi Arabistan Krallığı değil. Finans sistemi küresel ekonominin yönetildiği bir taht olarak kabul edilen ABD’nin de dört bölgesi söz konusu listeye dahil edildi. ABD Hazine Bakanı bunun üzerine listeye itiraz ederek Avrupa Komisyonu’nun kararlarını vermekte acele ettiğini ve etkilenen yargı makamlarına durumlarını düzeltmek için çok az zaman tanıdığını belirtti. Nitekim ilgili yargı yetkililerine listeye dahil edildikleri haberi, duyurudan yalnızca birkaç gün önce verildi ve durumlarını aklamak için fırsat tanınmadı. Demek ki neymiş; asıl sorun, kullanılan kriterlerden ziyade bu kriterlerin ülkeleri listeye dahil etmeden önceki uygulama biçiminde ve uygulanan işlemlerdeymiş. Hatırlatalım, ABD’nin uyguladığı küresel finans kriterlerinden daha sert ve zorlu başka bir kriter yoktur. Ve ABD Dışişleri Bakanlığının 2018 yılında teröre dair yayımladığı yıllık raporunda Krallık, terörle mücadele sistemi konusunda ABD ile gerçekleştirdiği işbirliği için övgüye layık görüldü. Bu övgüyü özellikle terör ve terörün finanse edilmesi ile mücadele konusunda 2017 Kasım ayında benimsediği yeni bir tarzdan ötürü hak etti. Söz konusu sistem de Krallığın o dönemde var olan sistemlerinin bir güncellemesi idi ve o zaman mali sistem güncellemesinde büyük bir gelişme olarak kabul edildi.
Sözünü ettiğimiz liste, ilan edilmesinin ardından bizzat AB’ye bağlı birkaç ülke tarafından da eleştirili ile karşılandı. Nitekim Avrupa Komisyonu, Krallığın yasal ve kurumsal çerçevesini FATF’ın yönergeleri ile uyumlu hale getirmek adına kara para aklama ve terör finansmanı ile mücadele için sisteminde yaptığı köklü değişiklikleri göz ardı etmişti. Yeni olduğu için bu uygulamaların hızlı bir şekilde etkinliğini göstermesi beklenemez elbette. Nitekim finans sisteminin de yanlışlarını düzeltmek için daha fazla zamana ihtiyacı var. Bununla birlikte listenin ilanı, uygunsuz bir adım olsa da bu listeye dahil edilmek, ticari ilişkiler üzerinde herhangi bir dayatma veya yaptırımı gerektirmez; kalkınma yardımlarının sürdürülmesini engellemediği gibi. Ancak bankaların ve kurumların bu ülkelerin içinde yer aldığı havale işlemlerine tedbir uygulamasını gerekli kılar. Yani Suudi Arabistan gibi bir ülkenin haksızlığa maruz kalmış olmaktan dolayı gördüğü zarar, uygulanmasından kaynaklanan etkilerden daha fazladır.
Krallığı ziyaret etmek isterlerse AB Komisyonu ile kara para aklama ve terör ile mücadele alanındaki teknik ekiplere kapı açık. Krallığın bu yönde tanık olduğu gelişimleri göz önüne almadan böyle bir adım atmak yerine finans sisteminde uygulanan girişimleri yerinde görsünler. Zayıf noktalar var ve iyileştirilmesi gerekiyor; ancak kararınızı binlerce kilometre öteden verdiğinizde bunu yapmak kolay olmuyor.
TT
Avrupa listesi ve Suudi Arabistan’a haksızlık
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة