Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

​Suudi Arabistan, Pakistan, İran ve Türkiye

Bu sıkıntılı bölgede ittifaklar bir gereklilik... Suudi Arabistan-Pakistan ilişkileri ise örneğin Katar-Türkiye ittifakı ya da Irak’ı kendi bloğuna çekmeye çalışan İran’ın çabaları ile karşılaştırılamaz. Bu nedenle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bugün sona erecek olan İslamabad ziyareti, bu karmaşık siyasi düzenlemelerin özünde yer almaktadır.
Pakistan’ın bütün liderleri arasında İmran Han’ın Suudi Arabistan’a açılan lider olacağını kim bilebilirdi? Bu, yılın siyasi sürprizlerinden biriydi. Doğrusu az da olsa hala yeni olan -geçen yılın temmuz ayında seçildi- Pakistan Başbakanı İmran Han’ın performansı herkesi şaşırttı. Bütün ülkelere açıldı, iyi niyetini gösterdi ve işbirliği isteğini ortaya koydu. Seçimler sırasında kendisi hakkında söylenenlerin ardından beklentilerimizin tam aksi bir politika izledi.
İmran Han, bütün dünyanın gözünde pragmatik, stratejik düşünen, ülkesinin yüksek çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan bir politikacı. Suudi Arabistan, Pakistan için önemli bir ülke ve orada hiçbir ülkenin sahip olmadığı büyük bir popülerliğe sahip. İki ülke arasındaki siyasi, insani ve ekonomik ilişkiler çok eski ve Pakistan Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar uzanmaktadır. Aynı şekilde iki ülke de Soğuk Savaş döneminde Güney ve Doğu Asya’da Komünist tehdide karşı son derece önemli bir rol oynadılar.
Bölgesel tehditlere karşı mücadele başlığı altında uzun yıllar devam eden askeri işbirliği vesilesiyle Suudi Arabistan içerisinde neredeyse askeri birlikleri olan tek ülke Pakistan’dır. Suudi Arabistan ordusunun eğitiminde ve desteklenmesinde çok değerli bir katılımı olmuştur. Buna karşılık Riyad da başta stratejik silahları olmak üzere Pakistan’ı desteklemekte önemli bir rol oynamıştır.
Seçimlerden önce -ki İran bunu aşırı bir heyecanla bekliyordu- İmran Han’ın zaten Riyad ile ilişkilerinin eskisi gibi güçlü olmadığı, Pakistan’ın pusulasının yönünü değiştireceği söyleniyordu. Ancak Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Savunma Bakanlığı’nın başına getirilmesinden Veliaht Prens olmasına kadar Pakistan’a hep özel bir ilgi gösterdi.
Pakistan Suudi Arabistan için sadece çalışkan işçiler kaynağı ve Suudi Arabistan’ın ihracatı için önemli bir pazar değildir. Uluslararası hesapların geçen yüzyılın sonlarında olduğundan çok farklı olduğu bir dönemde, Pakistan, bölgesel olarak stratejik değere sahip bir ülkedir. İranlılar ve Türkler ile birlikte Katar, Suudi Arabistan gibi diğer büyük bölgesel güçleri kuşatmayı amaçlayan bir ittifak inşa etmeye çalışırken, Pakistan, kendisi ile özel bir ilişki kurulmasını gerektiren önemli bir figür haline gelmektedir.
Pakistan ile ittifak kurmanın amacı; var olan durumu çatışmaya dönüştürmek değil, bilakis Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri üzerinde siyasi nüfuz dayatma düşüncesini ve İranlıların Körfez ve Umman Denizi’ne yakın olan Pakistan ve Hindistan’ın limanlarını tekeline almasını engellemektir. Aynı şekilde bölgeyi dev ekonomik projesinin bir parçası yapmak isteyen Çin’i dengelemektir.
Doğrusu Pakistan liderliği de iki ülke arasında geçmişte olduğundan daha iyi bir işbirliğine hazır olduğunu gösterdi. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ziyareti de iki lider arasındaki bu görüşmelere dayanmaktadır. İki büyük bölgesel güç olarak Pakistan-Suudi Arabistan ilişkileri yeni bir döneme taşınmaktadır. Bu nedenle İran; Veliaht Prens’in ziyaretinden bir gün önce Pakistan hükümetini Belucistan bölgesinden kendisine yöneltilen askeri eylemlere katkıda bulunmakla suçlayarak, bu ziyareti zedelemeye çalışmıştır.
İmran Han hükümeti, akıllı bir yol izleyerek, İran’ın iddialarını araştırmak için bir ekip göndermeye ve güvenlik alanında işbirliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Katar, Türkiye ve İran ittifakı gibi muhalif ittifaklara gelince, bu ittifak siyasi pozisyonlarını pekiştirmek dışında 3 tarafa da hiçbir şey sunmamaktadır. Bunun gibi anlık çıkarlara dayalı ittifaklar süreksiz olmaya mahkumdur.