Batılı çevreler, Putin sonrası dönemi araştırmaya başladı. Şöyle ki Putin sonrası dönem, şu sorunun gündeme geldiği kapalı bir sempozyumun konusuydu: 21’inci yüzyılın başından beri devlet başkanı ya da başbakan olarak Rusya’dan sorumlu Devlet Başkanı Vladimir Putin’den sonra yönetime kim gelecek?
Putin sonrası Rusya’nın sıkıcı olacağını düşündüğünü söyleyen bir katılımcı şu ifadeleri kullandı:
“Putin’e bazı yönlerden geçici şahsiyet olarak bakılmalıdır. Putin, Doğu Almanya’da KGB ajanıydı ve Doğu Almanya’nın yıkılışına tanıklık etti. Rusya’ya döndü ve Sovyetler Birliği’nin yıkılışına şahit oldu. Putin, neredeyse işsiz kalacaktı. Bu, Putin için sarsıcı bir dönemdi. Putin, Sovyetler Birliği’ni yeniden canlandırmaya ve Rus İmparatorluğu’nu yeniden inşa etmeye çalışmıyor. Aksine Putin, yeni bir şey oluşturmaya çalışıyor.”
Sempozyum katılımcılarından bir Rusya uzmanı, Putin’in hilafet planının Rus politikacıların düşüncelerinin başında geldiğini söyledi. Rus politikacılar, Putin’in 2000 yılında devlet başkanı olarak seçildiğinden bu yana bu konuyu düşünmeye başladı. Putin’in iki dönemde mücadele etmesinden ve ikinci döneminin 2024 yılında bitecek olmasından dolayı hakkında ortaya atılan senaryolar ışığında “Putin, bunun üstesinden nasıl gelecek?” sorusu ön plana çıkıyor. Şu an ortaya atılan senaryo, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Avusturya’yla yaptığı tarzda Rusya’nın Belarus’la yeni bir “anschluss” gerçekleştirerek Rusya ve Belarus’un birleşik bir devlet kurmasıdır.
Bu düşünce şu an kâğıt üzerinde yer alıyor. İkinci döneminin 2024 yılında bitmesinin ardından Putin, bu yeni birleşik devletin başkanı olarak iki dönem daha görevine devam edebilir. Belarus’un başkenti Minsk’te ve Rusya’da birçok insan, gerçekten endişe içinde yaşıyor.
Rusya uzmanı duruma dair şu değerlendirmede bulundu:
“Geçen kasım ayında Belarus’taydım. Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’yla bir toplantı yaptım. Lukaşenko’yu oldukça endişeli gördüm. Lukaşenko’nun diktatör olduğunu ve kibar bir adam olmadığını hepimiz biliyoruz. Fakat şu an kendisini tam olarak endişelendiren şey şu: Rusya, Lukaşenko’nun iktidarda bulunduğu son 20 yılda muhafaza ettiği tüm egemenlik belirtilerini almaya çalışacak. Bunun için Lukaşenko, Belarus KGB’si gibi güvenlik organlarının yanı sıra Belarus’ta bazı önemli kurumlara yavaş yavaş hâkim olmaya çalışıyor.”
2018 yılında Putin ve Lukaşenko arasındaki toplantıların Moskova ve Minsk arasında devam eden anlaşmazlıkları gidermediği biliniyor. Geçen şubat ayında iki başkanın Soçi’deki toplantısı, herhangi bir çözüme ulaşmadı. Görüşmeler devam edecek. Fakat Soçi görüşmesi, en azından ilişkilerin nereye gideceği konusunda yeni işaretler sundu. 13-15 Şubat tarihinde düzenlenen görüşmede Lukaşenko’nun Rusya’yla “daha derin bütünleşme” kapsamında Belarus’un egemenliğiyle ilgili yaptığı açıklama önemli bir işaretti. Belarus Devlet Başkanı’na göre insanın kendi topraklarında üstün olduğu egemenlik, kutsal bir semboldür. Bağımsızlık ise göreceli bir kavramdır. Zira dünyada tam bağımsız bir ülke yoktur. Lukaşenko’nun görüşüne göre Belaruslu ve Rus liderler, birleşme için hazırken halk buna henüz hazır değildir. İki halk, hazır olduğu zaman liderler birleşme isteklerini gerçekleştirecek.
Rusya uzmanı Lukaşenko hakkında sözlerine devam etti. Lukaşenko, diplomatik bir analist değil. Fakat o, güvenlik kurumlarının kendisine ya da en azından Belarus’un egemenliğine daha fazla ve Moskova’nın talimatlarına ise daha az bağlı olmasını istiyor. Şu an bu durum, Belarus’ta meydana geliyor ve Rusya’nın Belarus’a ekonomik yardımları sonlandırdığı bir zamanda gerçekleşiyor. Bu, büyük bir sorun. Çünkü Belarus, son 20 yılda ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için bu yardımlara bağlı kaldı. Dolayısıyla bu durum, yeni bir gerçek meydana getirecek. Yani Putin ve Lukaşenko, artık neredeyse aynı dili konuşmuyor. Ukrayna’nın doğusunda “Donbas” benzeri bir senaryo Belarus’un içerisinde de olabilir. Rusya uzmanı, bu senaryonun gerçeklemesini beklemediğini ancak bunun elbette ihtimal dâhilinde olduğunu söyledi.
Tartışma, Belarus’un ardından Avrupa’ya uzandı. Katılımcılar, Rus nüfuzunun çalkantı, ayrılık, şüphe ve belirsizlik gibi bazı özellilere sahip olduğu ve herhangi bir durumda ABD ve NATO müttefiklerinin arasını açabileceği konusunda hemfikirdi.
Katılımcılardan biri, Başkan Donald Trump’ın NATO’nun modasının geçtiğini açıklamasının ardından Washington yönetimimin, ABD’nin buradaki politikalarını sürdüreceği ve NATO’nun savunmayla ilgili kararına bağlı kalacağı konusunda özellikle Baltık ülkelerindeki müttefiklerini yeniden rahatlattığını bildirdi.
Katılımcı, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ocak ayının sonralarında Amerikan merkezli Fox TV kanalına yaptığı açıklamasına işaret etti. NATO sözleşmesinin 5’inci maddesiyle ilgili olarak “Karadağ, saldırıya maruz kalması halinde ABD’li erkek ve kadınlar, Karadağ devletini savunmalılar mı?” sorusuna Pompeo, “Bu konuda hata yapmamalıyız. Washington’ın ve uluslararası arenanın çıkarları tehlikede olduğu zaman ABD daima mevcuttu” şeklinde yanıt verdi.
Uzman konuya dair şunları söyledi:
“Şu an ABD’nin dostlarını ve müttefiklerini kuşatan ve NATO’nun 1949 yılında kurulduğundan beri mevcut olmayan bir belirsizlik var. Fakat Putin ve generalleri, NATO’nun geleneksel olarak Rusya’dan üstün olduğunun farkında. Putin, Baltık ülkelerine konuşlandırdığımız savunma kuvvetlerinin, burada bulunan farklı uyruktan ekiplerin ve Polonya’daki Amerikan varlığının caydırıcı olduğunu iyi biliyor.”
Rus yönetiminin Batı karşıtı fırsatçı tutumundan farklı eğilimler sergileyip sergilemeyeceği sorusuna bir katılımcı şu yanıtı verdi:
“Evet, farklı tutum sergileyeceğini düşünüyorum. Çünkü çoğu Rus politikacıya baktığımızda onların Putin’e ve Batı karşıtı kampanyasına açık bir şekilde bağlı kaldıklarını göreceğiz. Fakat bu çoğunluk, pragmatik olup yolsuzluk yapmaktadır. Onlar, sadece güvenli bir şekilde Rusya’dan çalıp gasp etmek, sonra da paraları Batı’da muhafaza etmek ve aileleriyle birlikte Fransa’nın güneyinde tatile gitmek istiyor. Ancak Putin, daha radikal ve daha milliyetçi bir hale geldi ve tarihteki konumunu inşa etmeye daha fazla önem vermeye başladı. Fakat Moskova’da insanlarla konuştuğumda Putin’in gitmesini bekleyen birçok insan olduğunu görüyorum. Bu insanlar, Putin’in hemen gitmeyeceğini ancak bunun olacağını biliyor. Bu durumda politikayı esas bir şekilde yeniden yönlendirme fırsatı olacak. Hemen Batı tarzı bir demokrasi olmayacak. Ancak Batı’ya meydan okumaya yönelik bir eğilim de olmayacak.”
TT
Putin, Belarus’la birleşerek başkanlığını uzatmayı planlıyor!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة