Cezayir halkının "devrimi" karşısında Fransa’nın tutumunu izlemek gerçekten ilginçtir. "Devrim" kavramı sol, İhvan, Humeyni diğer devrimci güruhun aşina olduğu bir kavramdır.
Soru şu ki, Cezayir’de iktidara gelenlerin politikalarına yönelik bu Fransız "empatisi" de neyin nesidir? "Cezayir baharını" destekleme konusundaki bu çekingenliğin nedeni nedir? Bir kez daha, halkın dilini taklit ediyoruz.
Sarkozy Fransa'sı, Tunus, Libya ve diğer Arap Baharı devrimlerine açıktan destek vermişti. Eski Fransız devrimcilerinin torunlarına ve devrimci liberallerin mirasçılarına ne oldu? Burada politika ve çıkarlar, kendini dayatıyor. Kuzey Afrika'nın en büyük ülkesinden bahsediyoruz. Stratejik konumu, servetleri ve köklü tarihiyle öne çıkıyor. Gurbetçileri Avrupa’nın tamamını kaplamış durumda.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian milletvekillerine yönelik konuşmasında, "Cezayir'deki seçim süreci kendi tabii seyrinde devam etmelidir. Nihayetinde Cezayir egemenliği olan bir ülkedir" dedi. Konuşmasında ayrıca Fransa'da yaklaşık 4 milyon Cezayir kökenli insanın yaşadığını hatırlattı.
Bu çekinceler ve temkinli tavırlar her nedense Nicolas Sarkozy zamanında tamamen göz ardı edilmişti. Uçakları Libya semalarından eksik olmuyordu. Gezici delegeleri “Arap Yıkım Baharı” döneminde Tunus'ta kışkırtmalar yapmaya devam ediyordu.
El-Arabiyye kanalında çalışan ve aynı zamanda Fransa’dan aktif muhabir olan Huseyin Kuneyber, yetkilinin ismini gizli tutarak -Le Drian veya Macron zihniyetinde biri olduğu anlaşılıyor- açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.
Fransız yetkili her şeyi açıkça ifade etmiş. Kendisi şöyle diyor, “Cezayir’i ateş sararsa herkes korkmalı, zira burası en büyük Afrika ülkesi, paniği körüklemeye gerek yok, Cezayir'de Tunus 2011’deki senaryo yok… Gösteriler, dünyanın her ülkesinde gerçekleşiyor. Her Cumartesi Fransa'da gerçekleştiği gibi…”
Fransız yetkili, Cezayir’deki resmi tutumu savundu ve “Yetkililer olup bitenlere kulaklarını tıkamıyor. Bilakis sokağın ne dediğine kulak verme ve ders çıkarma yeteneğine sahipler” dedi. Yetkili, "Karanlık on yılın (89'dan 99'a kadar) sonuçlarını” ve Cezayirlilerin zihninde bıraktığı kötü anıları hatırlatmayı da ihmal etmedi.
Fransız yetkili, Batı Sahra sorununa bir çözüm bulamamasına rağmen, Cumhurbaşkanı Buteflika'nın uzlaşma sağlama ve krizden çıkma çabalarını hatırlamaktan da çekinmiyor.
Her durumda, Cezayir’deki krizin nasıl sona ereceğini bilmiyoruz? Bakalım bu uzun tren, Fransız endişelerini aşmayı başarabilecek mi? Cezayir'in "gizli" yetkilileri, Cumhurbaşkanı Buteflika'nın adaylığında ısrar etmenin dışında, sokaktaki öfkeli insanların sorunlarına tatmin edici bir çözüm bulabilecekler mi? Bu makalenin amacı kızgın toplulukların amaçlarını masaya yatırmak olmadığı gibi yukarıdaki sorulara cevap aramak da değildir. Burada yapmaya çalıştığımız şey, 2011’den 2019’a kadar Kuzey Afrika’daki devrimlere ve ayaklanmalara yönelik bu resmi Fransız tutumundaki kaymaya dikkat çekmektir.
Güzel bir deyiş vardır: Yılan tarafından sokulan, ipin hareketinden korkar!
TT
Fransa ve Cezayir… Yılan tarafından sokulan, ipin hareketinden korkar
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة