Bir giriş ya da ön hazırlık yapmadan doğrudan konuya gireceğiz. 30. Arap Birliği Zirvesi'nin düzenlenmesini ve özellikle de diplomatik ve bakanlık düzeyindeki heyetlerin geçen hafta Tunus’ta başlayan toplantılarının sona ermesinin ardından zirve kapsamında bugün liderlerin bir araya gelmesini fırsat bilerek mesajımızı istiyoruz.
Ortadoğu ve Arap dünyasının karmaşık koşullarının baskısı altında alınacak kararlar ne olursa olsun Arapların ortak çalışmak zorunda olduğuna yönelik gerçek ve ciddi inancımız mesajımızı temsil etmektedir.
Son yıllarda Arap Birliği’nin rolü gerilemiş ve kendisi yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmuştur. Bu da imajını olumsuz bir şekilde etkileyerek kendisini etkisiz, güçsüz göstermiş ve Arap toplumları ile Birlik arasındaki uçurumu derinleştirmiştir.
Ortak çalışmanın zorunluğunu savunmanın ve halklarının çıkarlarını korumada üzerine düşeni yapabilmesi için Arap Birliği’ni güçlendirmenin önemi; bugün tamamen pragmatik, akılcı ve çıkarlara dayalı bir yaklaşıma bağlı olmalıdır.
Ülkelerin arzu edilen kalkınmayı tek başlarına inşa edip gerçekleştiremeyeceklerine ikna olmasının ardından günümüzde dünya, kurulmuş olan blokların etkisinde yaşamaktadır. Bugün çıkarlar, sermaye ve mal hareketleri, ticaret merkezli, kıtaları aşan ve uluslararası özellikler kazanmıştır. Bu nedenle bütün yaşananlara rağmen Arap Birliği’nin varlığı; fiili bir kazanıma dönüştürülmesi gereken biçimsel bir kazanımdır. Arap Birliği’nin görevlerini arzu edilen ve istenilen bir şekilde yerine getirebilmesi için de Birliğin geçtiği önemli tarihi dönüm noktalarından yararlanılmalıdır.
Diğer bir deyişle bu büyük Arap kurumuna gereklilik çerçevesinden yaklaşmak ilk önce zihinsel olarak çözülmesi gereken bir konudur. Aynı şekilde Arapların; Arap halklarının dağınık bir şekilde varlıklarını sürdüremeyeceklerine ve Arap Birliği’nin, Arapları ilgilendiren meselelerin ve Arap ülkelerin sorunlarının ve çekişmelerinin çözüleceği platform olduğuna inanmaları gerekir. Dolayısıyla şu anda yapılması gereken; Arap Birliği’ne işlevsel itibarını tekrar kazandırmaktır. Bu da Arap Birliği’nin taşıdığı önemi, Arap krizlerine her şeyden önce Arapların çıkarlarına dayanan ortak, uzlaşmacı ve diyalog temelli çözümler bulunması için Birliğe ne kadar ihtiyacımız olduğunu herkesten çok daha iyi bilen Arap liderlerinin elindedir.
Kısacası Arap liderlerden istenilen şey; tutumları yaklaştırma ve krizleri öncelikle Arap çatısı altında çözme rolünü yerine getirmesi için Arap Birliği’nin önünü açmalarıdır. Çünkü Birliğin gücü aslında Arap liderlerin elindedir. Aynı şekilde Arap ülkelerinin gücünün bir kısmı da düşünen, yöneten, araştıran ve gözlem yapan kurumlarıyla güçlü ve yararlı bir Arap Birliği’nde gizlidir.
Siyasi nitelikteki olaylar çok ve karmaşıktırlar. Dolayısıyla Arap Birliği’nin etkin rolünü hissetmeden bu sorunları biriktirmenin ve daha da karmaşık bir hale getirmenin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü kendisi bir misyonu yerine getirmek için kurulmuştu ve işlevinin kalıcı olması ve zayıflaması durumunda da yeniden aktifleştirilmesi gerekir. Oysa Arap Birliği son 10 yılda ve özellikle de Arap devrimleri adı verilen olayların başlaması ile sanki gerçekte hiç var olmamış gibi kendini geriye çekmiştir.
Diğer yandan madem ki pragmatikten ve çıkarlara dayalı yaklaşımlardan bahsetmişken Arap Birliği’nin Arap ekonomik işbirliğini güçlendirmesi ve bunun için zeki ve yararlı bir strateji çizmesinin çok önemli olduğunu da belirtmeliyiz. Çünkü ekonomi Arap ilişkilerinin temel bağlayıcısıdır. Aynı şekilde ekonominin güçlendirilmesi ilişkilerdeki siyasi tarafları da etkileyecektir. Zira siyaseti ekonomi kontrol eder ve siyasi anlaşmazlıkları müdahale ederek onların aşılmasını ya da hafifletilmesini sağlayıp ekonomik zararları engeller.
Arap Birliği’nin zayıf olması bugün hiçbir Arap ülkesinin çıkarına değildir. Arap Birliği’nin zayıf olmasının Suriye’deki gelişmeler, Libya ve Yemen krizleri ve elbette ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Suriye’nin işgal altındaki toprağı Golan üzerindeki egemenliğini tanıma kararı ile Filistin davasının aldığı güçlü darbeler gibi hem sembolik hem de siyasi olarak bedelinin nasıl da çok ağır olduğunu hepimiz gördük. Arap Birliği’ni ciddi bir şekilde gerçekten aktifleştirmeye ve kendisi ile etkileşime girmek için ciddi bir diyaloğun gerektiği bloklar üzerine kurulu mevcut dünya düzeninde yaşanan krizleri Arap-Arap bakış açısı ile ele almaya çok ihtiyacımız vardır.
Buna ek olarak; Arap Birliği’nin kendisinin de işlevi ve performans mekanizması ile ilgili yeni bakış açısı getirilmesine ve ekonomik ile kütürel alandaki faaliyetlerinin derinleşmesine, en önemli güç kaynaklarından biri olan ve diğer blokların sahip olmadığı unsurlar olan ortak kültür, dil ve tarihe sahip ülkeleri kapsayan bir blok olmaya yatırım yapmasına ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.
Bana göre Arap Birliği’nin geçmişte ve şimdi olduğu gibi aynı şekil ve ritimde çalışmayı sürdürmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Arap bölgesinde ve dünyada gerçekleşen değişimlere uygun bir şekilde işlevini yerine getirebilmesi için gelişmesi acil bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Halkların ve bazı Arap seçkinlerin tasavvurlarında Arap Birliği’nin görüntüsü önemsiz bir dekora dönüşmüştür. Bilhassa kendisine ve işlevine inanan, genelin çıkarları ve herkesin onun etrafında toplanmasını için bazı tavizlerde bulunmakta bir beis görmeyen, kendisinin sorunların ve krizlerin çözümü için ilk önce yönelmemiz gereken yer olduğuna inanan, bunun için çabalayan, her ne kadar bizleri bazen hayalkırıklığına uğratıp beklentilerimizi karşılamasa da Arap sorunlarına getirilecek en iyi çözümlerin yine Arap çözümleri olduğu ilkesine inanan liderlerin varlığı göz önüne alındığında Arap Birliği’nin tekrar aktif hale gelmesinin zamanı gelmiş de geçmektedir.
TT
Arapların ortak çalışma zorunluluğu
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة