Arap romanının prensi Necip Mahfuz, bir işçi tarafından boğazından bıçaklandıktan sonra, o uzun destanlarını yazamaz ve sekreterine yazdırdığı birkaç satır dışında yazmaya güç yetiremez bir hale gelmişti. ‘Hayaller’ ya da ‘nekahet dönemi hayelleri’ adı verilen bu küçük muhteşem parçalar, Sena el-Bisi’nin önsözüyle iki cilt halinde kitaplaştırılarak ‘Darul Şark’ tarafından yayınlanmıştı.
Bu 497 hayalden her biri 3’ten az ve 7’den fazla olmayan birkaç satırı kaplamakta ve Mahfuz’un sevdiği en ince müzik aletlerinden biri olan, öğrendiği ve çaldığı ‘saz’a ait nota defterlerine benzemektedir.
Bu nedenle her bir hayal, Abdulvahab’ın ‘Sen hayatımsın’ şarkısının başlangıcını okur gibi okunmalıdır. Susuzluğu dinmeyen bir aşkla, kuşlar düğününde bülbüllerin kanat çırpışlarını dinler gibi okunmalıdır. Bu hayallerinde Nil’in hikayecisi ilk kez kahramanlarının arkasına saklanmaz. Hayalleri kendisine sanki içindekileri dökme özgürlüğü, gençliğine ve çocukluğuna dönme, sevdiği ve aşık olduğu kişilerden bahsetme cesareti bahşetmiş gibidir.
Öyle ki; bu gizli ve utangaç aşık bizlere sevgilisinin adının ilk harfini de söyler: ‘B’ Sevglisiyle ilgili hayalinde ondan şöyle bahseder: “Dallarında güzel kokular ve buhurlar taşıyan ağaçların bulunduğu bir yerdeydim. Güzel bir kadın; Allah’tan başka kimsenin ezeli olmadığı ve aşkın varlığın müziği ve süsü olduğundan bahseden bir şarkı söylüyor. Ve bütün aşıklar onun şarkısını tekrarlıyorlardı.”
Bu hayallerinde, politikacılar dışındaki kişilerden bahsederken, adlarının sadece ilk harfini veriyor. Örneğin Salah Jahin veya Soad Hosny’den –ki bu ikisinin de sonu şok edici olmuştur- bahsederken (S) harfini kullanıyor. Sevdiği siyasetçilerden bahsederken ise tam adlarını kullanıyor. Örneğin, Saad Zağlul gibi. Zağlul, Mahfuz’un en sevdiği lider olduğu için kendisinden tam 8 hayalinde bahseder.
Yine politikacılar ile ilgili bir hayalinde şöyle der: “Saf bir gökyüzü ve neredeyse derin ve bir melodi kadar sakin olan bir havada Mısır’ın liderlerlerine yani Umar Makram, Ahmed Urabi Paşa, Mustafa Kamil, Muhammed Ferid, Saad Zağlul, Mustafa Nahhas, Makram Ebeid, Muhammed Necib, Cemal Abdunnasır ve Enver Sedat’a hizmet edip, çay ve kahve sunuyorum.”
Acaba bu hayaller, aşırı derecede ince ve hassas oldukları için daha önce yazmış olduğu romanlarda kendisine yer vermeyi unuttuğu kısa mesajlar mıdır? Mahfuz’un bir hayali de şöyledir: “Kendimi bir ramazan davulcusu gibi davul çalıp evlerin önünden geçerken ve insanları, belki de beni kırmayıp başarılı olurlar umuduyla uyandırıp çalışmaya çağırırken hayal ediyorum.”
Bu ince düşünceleri; bazen uzun bazen kısa ama her zaman müziğin sol anahtarları gibi yazabilecek tek bir güzel insan vardır.
TT
Sevgili “B”!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة