Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Libya krizi ve ‘Gadames 2’

Libya’nın Gadames şehrinde toplanan konferans, Libya’da çekişen iki organ yani devlet konseyi ile meclis için sonun başlangıcı mı olacak?
Bu ‘iki yasama organına’ davet gönderilmeyecek ve onların Libyalıların görüşlerini dinlemesi gerekecek. BM Elçisi Gassan Selame de Batı Libya’nın Tunus ve Cezayir sınırlarına yakın bir noktasında yer alan şehrinde toplanan konferansa çağırılanların kim olduklarına dair açıklamasında açık bir şekilde meclis ve devlet konseyine işaret ederek bunu doğruladı.
Skhirat Sözleşmesi’ne göre devlet konseyi, aslında bir yasama organı olmayıp sadece bir danışma meclisidir. Bu konsey, Skhirat düzenlemesinin bir ürünü olarak Ortadoğu’da siyasal İslamı güçlendirme ve Obama-Hillary Clinton projesi kapsamında millileştirme planının bir parçası idi. Meclis seçimlerinin kaybedilmesinden sonra Ulusal Kongre, Devlet Konseyi adıyla yeniden nefes buldu ve genişletildi.
Ancak görünüşe bakılırsa Gadames’te toplanan bu konferans, meclis ve devlet konseyinin yeniden oluşturulması için uğraşmayacak. Bu durum, Selame’nin başından beri yaptığı istişareler ve açıklamalarda da net olarak hissediliyor. Nitekim Selame, anlaşmanın ve meclis ile devlet konseyi arasındaki uzlaşmanın başarısız olması durumunda toplanan konferansa gitmeye, Tunus’taki diyalog maratonunun başarısızlıkla sona ermesinden sonra karar verdi.
Selame, toplanan konferansın maddelerini şöyle özetliyor: “Seçimler, seçimleri düzenleme yasası ve daha pek çok şey, ulusal forumda ele alınacak.” Selame, sorun çıkaranların yüzüne havuç fırlattıktan sonra sopayı gösterdi (havuç-sopa yöntemi) ve onların hesaba çekilmesi için Güvenlik Konseyi’ne başvurmakla tehdit etti.
NATO, Libya Devleti’ni düşürerek onu milisler ile silahlı çetelerin eline terk etti. Sorgusuz sualsiz her istediklerini alarak büyüyüp azgınlaşsınlar diye de silah depoları bıraktı. Libyalılar, uluslararası toplumun, NATO’nun bu adımının ardından Libya’nın kaosa batmasına sebep olup sonra da çıkan krizi nasıl da uzaktan izlemeye devam ettiğine, şimdi de çözüm iddiasında bulunduğuna tanık oldu. İşte bu yüzden uluslararası uzlaşma, Libyalılar için bir şey ifade etmiyor çünkü bu terör çetelerinin sekiz yıl boyunca Libyalıların hayatını kemirmesine alan açan bizzat o.  
Şimdi bizi ilgilendiren güvenilecek bir yol haritası olarak görülen Tunus zirvesindeki Arap uzlaşmasıdır. Libya şu an toplanan konferansa destek veren ve karşı çıkan taraflar arasında önemli bir hareketliliğe sahne oluyor. Bir kısım Libyalı siyasetçi, BM Elçisi Gassan Selame tarafından konferansa, kişisel çıkarları uğruna Libya’daki siyasi çözüme köstek olmakla hatta milyonerlerin sayısının artmasından sonra siyasi ve mali yolsuzluk yapmakla suçladıktan sonra davet edildi. Bu çıkış, Selame’nin, Libya’nın görülmemiş bir şekilde yağmalanması olarak nitelediği korkunç mali yolsuzluğu soruşturması konusunda Başsavcı’ya yönelik bir mesaj olarak görülüyor.
Olay şu veya bu parti ya da ekip arasındaki siyasi bir laf dalaşı değil. Ne söylediğini bilen bir BM elçisinin ağzından çıkan bir suçlamadır. Yolsuzluk ve siyasi geleceğin tıkanması arasında gidip gelen Libya için bunca kösteğin varlığında bence siyasi bir çözüm yok. Ben iktidar ve devleti ele geçirmek için gözünü karartmış bu unsurların varlığında, çözümün Libya ordusu olduğuna inanıyorum.
Özellikle de ordu, terörle mücadelede liyakatini kanıtlamış ve vatanın yararına çalışıp ciddi fedakarlıklar yapan köklü bir kurum olduğunu ortaya koymuşken. Dolayısıyla ordunun, başkenti milislerin elinden ve tehdidinden kurtarmaya yaklaştığı bir durumda devlet geri dönecek, güvenlik sağlanacak, işler rayına girecek ve kaosun dört bir yanına yayıldığı ülke feraha erecek.
Libyalılar, ülkelerindeki bu trajediyi hızlı bir şekilde sonlandırmayı arzuluyor. Zira kaos, devleti, hem siyasi hem mali hem de ekonomik açıdan yuttu. Şimdi silkinme zamanı geldi.
Şimdi devasa bir servetin üzerinde uyuyan bu devin uyanması ve servetini yapılanma, onarma, kalkınma ve ilerlemede değerlendirmesi zamanıdır. Halkını güvenlik ve refahla nimetlendiren modern ve öncü bir devlet kurmanın zamanıdır.