Abdurrahman Şalkam
TT

Beşir koltuğundan devrilirken

Sudan uzun yürüyüş halkalarını planlamaya devam ediyor. Politikacıların iktidarı darbeyle devrilmişti, askerler iktidara geldi, öfkeli kitlelerin gücüyle sivil yönetime geri dönüş yolu açılmış oldu. Her bir halkası Shakspeare sahnelerini hatırlatıyor; ordunun hâkimiyetini reddeden insanların sesleri, gençlerin kanı ve siyasetçilerin demeçleriyle karışmış durumda.
Sudan’ın 1 Şubat 1956’daki bağımsızlığından bu yana, dini arka planlarıyla siyasi partilerin sesleri ve renkleri çeşitlilik gösteriyor. Bu geniş coğrafyada tarih ve politik düşünceye dayanan nice şahsiyetler gelip geçti. İki yıl süren bağımsızlık ve sivil yönetimden sonra General İbrahim Abbud liderliğindeki askeri iktidar kendini gösterdi, bağımsızlık getiren atalarından daha uzun süre iktidarda kalmayı başardı.
1964'te Sudan halkı ayaklandı, General Abbud ve generallerinin iktidarını sona erdirdi. O gün bugündür Sudan'daki yönetim halkalarının haritası çiziliyor; Siviller, askerler, yeniden Siviller, öfkeli halk döngüsü sürekli tekrarlanıyor. Yoksulluk ve acıdan muzdarip halkın öfkesi hiç eksik olmuyor. Hâlbuki Yüce Allah bu ülkeye Nil Nehrinden kaynaklanan coğrafi bir zenginlik ve inanılmaz bir yetenek ihsan etmiştir.
Nil'in akıntısı gibi coşkulu olan bu sabırlı halk, 1985'te Albay Cafer en-Numeyri liderliğindeki ikinci askeri halkanın hükümranlığını devirdi ve sivil siyasetçiler iktidara geri döndü. Ancak Trajik haritaların çizilmesinde Shakspeare sahneleri hiç eksik olmadı. Fakirliğe sabır eşlik etti, halkın öfkesine insanların ve vatanın sırtından güç devşiren askerlerin sillesi eşlik etti.
En uzun ve en acımasız halka 1989'da gerçekleşti. Tüm halkaları ve düşünceleri alt üst eden Hasan Turabi daha önce benzeri görülmemiş türden bir darbenin politik mühendisliğini yaptı. Dini ideoloji ve askeri güç ittifak yapmış oldu ve akabinde ‘Ulusal Kurtuluş’ adını verdikleri bir yönetimi benimsediler ve sivil yönetimi devirdiler.
Turabi, dünyayı değiştireceğine inandığı sözde ‘medeniyet projesi’ ile ülkeyi bir hayaller döngüsüne sürükledi. Ülkenin kapılarını, dünyanın her köşesinden gelen tüm maceracılara, İslami ve İslami olmayan tüm radikal unsurlara açtı. Sudan'a komşu çok sayıda Arap, Afrika ve Avrupa ülkesinin küresel öfkesinin çemberine girmiş oldu.
General Ömer el-Beşir, hayalperest Turabi tarafından Hartum’da yeni bir kisveye büründürülerek üretilen düşüncelerin uygulayıcısıydı. Açık ve gizli askeri eylemler odasının da komutanıydı. Sudan halkı için en geniş ve hararetli bir halka başlamıştı. Ülkenin içinden gelen ilk tepki, Hasan Turabi ve Ömer el-Beşir’in liderliği yaptığı ‘Ulusal Kurtuluş’ yönetimine karşı silah kullanmak oldu. Darfur bölgesinde şiddet olayları yaşandı, güney devrimi genişledi ve ülke siyasi ve silahlı bir direniş dönemine girmiş oldu. Bölgesel ve uluslararası tepkiler siyasi ve ekonomik boykotu da içeriyordu ve halkalar rejim ve halkı sıkmaya başlamıştı. Bu halkanın ortasında, Turabi ve Beşir ikilisinin yönetim tarzı tiranlık ile kurnazlık arasında gidip gelmeye başladı.
Darfur, 300 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği, bir o kadar kişinin mülteci konumuna düştüğü, yıllarca sürecek vahşi bir iç savaşın yapıldığı bir alana dönüştü. Açlık ve hastalık bölgeden hiç eksik olmadı. Rejim kabilecilik silahını devreye soktu, aşiret rekabetini ateşledi, hayvancılık yapanlar ile çiftçiler arasındaki çekişmeyi körükledi. Cancavidler olarak bilinen çeteler her türlü silahla silahlandırıldı ve bu çeteler/milisler rejime karşı çıkan kabilelere karşı savaştı.
Uluslararası örgütler, dünya kamuoyuna dehşet verici gerçeklerini sunmak için kapsamlı bir kampanya başlattı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM)  arananlar listesine rejim ve destekçileri eklenmiş oldu. Listenin başında Perşembe günü kendisinin eski lideri ve darbe arkadaşının tutuklandığını ilan eden Korgeneral Avad bin Avf vardı. Darfur savaşı nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi Ömer el-Beşir’i de zaten arananlar listesine eklemişti.
Shakspeare kreasyonlarının bir başka halkasıyla karşı karşıyayız. Sahnede şimdi de Beşir'e karşı darbe yapan, Beşir'in bütün yaptıklarına başından beri katkıda bulunan, Sudan halkının bağrını yakan kan ve ızdırap dolu 30 yıl boyunca kendisine eşlik eden Korgeneral Avad bin Avf var. Avf ilk açıklamasında, rejimin devrildiğini, Başkanın güvenli bir yerde tutuklu bulunduğunu ifade etti! Açıklamayı yapan bu kişi, rejimin en önemli unsurlarından biriydi. Hatta rejimin inşa edicilerinden biri de denilebilir. Zira kendisi göstericileri bastıran Güvenlik Konseyinin Başkanı, kendisine karşı darbe yaptığı başkanın yardımcısı ve savunma bakanıydı.
Ömer el- Beşir'in iktidarı, güç, asker ve emniyet despotizmi olarak nitelenebilecek üçlü bir sacayağına dayanıyordu.  Bu despotizmi sağlayan bileşenler vardı; bunlardan biri de Emniyet ve istihbarat biriminden yıllarca sorumlu olan Salah Kuş’tur. Ömer el- Beşir, darbe yapabileceği söylentileri ortaya atıldığında onu tutuklatmıştı. İhanetle suçlandıktan sonra idam cezasına çarptırılmakla tehdit edilmişti. Fakat Beşir, kendisine olan sadakatini yeniden ortaya koyması için ona bir fırsat verdi ve eski görevine iade etti.
Üçgenin ikinci ayağı, Cumhurbaşkanı Beşir’in askeri ve siyasi ikizi olarak tanımlanan Abdurrahim Muhammed Hüseyin’dir. Savunma ve İçişleri Bakanlığının yanı sıra Hartum valiliği yaptı. Ömer el-Beşir onu istediği göreve getirirdi. Sudanlıların naklettiği ilginç bir anekdot vardır; bir kadın Ömer el-Beşir’e “rüyamda sizin cennete gittiğinizi gördüm” der. Beşir kadına sorar: Abdurrahim Muhammed Hüseyin de benimle beraber miydi? Kadın, “Hayır” der. Beşir gülerek şu cevabı verir: “o zaman gördüğün ben değilim.”
Üçgenin diğer ayağı da, Orgeneral Avad bin Avf’dır. Aslında darbe tiyatrosunun liderliğini yapan bu zatı Ömer el- Beşir atamıştı. Darbenin ilk açıklaması yapılmadan önce, Sudan devlet televizyonu, ordunun yakında önemli bir açıklama yapacağını tekrarlayıp durdu. Bu arada askeri marşlar çalınıp duruyordu. Belli ki bu süreçte, stüdyoda bulunan rejim unsurları arasında darbe düzenlemelerinin detayları konusunda anlaşmazlıklar vardı. Kameraların karşısına kim çıkacak, açıklamanın içeriği ne olacak? Gibi detaylar tartışılıyordu.
Darbe tiyatrosunun sahnelenmesindeki asıl saiklerden biri de ordudaki genç subayların öfkeli kitleleri harekete geçirme konusundaki tavırlarıydı. Bu, başkan yardımcısı ve savunma bakanı Avad bin Avf’ın önderlik ettiği güvenlik konseyiyle silahlı bir çatışma başlama ihtimalini güçlendirdi.
 Ülkeyi iki yıl boyunca yönetecek bir Askeri Geçiş Konseyi kurulması kararlaştırıldı. Beşir ise, perde arkasından, yanındaki üçlü sacayağının yardımıyla, merkez ve bölgelerde idari ve askeri olarak devlet güvenliğinin tüm birimlerini kontrol eden rejiminin diğer uzantılarının desteğiyle önümüzdeki sürecin resmini çizmeye devam ediyor.
Beşir, arkadaşı Medvedev'le rol alışverişi yaparak iki yıl sonra siyaset sahnesine yeniden dönen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yaratıcı yöntemini uygulayıp, iki yıllık geçiş sürecinden sonra başkanlığa adaylığını yeniden koyabilecek mi? Beşir elindeki âsâ ile platform üzerinde otuz yıl boyunca dans etti. Yemenli meslektaşı Ali Abdullah Salih de aynı süre boyunca yılanların başlarıyla benzer şekilde dans etmişti. Bugün Beşir son dansını perde arkasından yapıyor, perde önünde ise Avad bin Avf var.
Öfkeli ve sabır abidesi Sudanlılar, kötülük, kurnazlık ve baskının yönlendirdiği hileleri okumada ustalaştıkları gibi gerekli hamleleri yapmada da mahirdirler. Kızgın halk dalgasının gelgitleri artacaktır. Halkın ekonomik sıkıntı çekmeye devam etmesiyle beraber, alt rütbeli subayların da desteğiyle bu darbe tiyatrosuna olan halk direnci daha da genişleyecektir.
Sudan'ın acilen yiyecek, ilaç ve yakıt sağlamak için dış mali desteğe ihtiyacı var. Fakat sözde darbeye verilen küresel tepki, yardımın yakın bir zamanda gelemeyeceğini gösteriyor. Halkın direnci, Beşir ve avanesinin arkasında saklandığı perdeyi yakacak, General Beşir’in halefinin oturduğu koltuğu kıracak korkunç bir patlamaya dönüşecektir.