Muhammed Rumeyhi
Araştırmacı yazar, Kuveyt Üniversitesi'nde Sosyoloji profesörü...
TT

Abdullah Bişara’nın acıları ve Körfez ülkelerindeki sorunlar

Körfez İşbirliği Konseyi kulislerinde Abdullah Bişara’dan daha deneyimlisi yoktur. Kendisi Körfez İşbirliği Konseyi’nin ilk genel sekreteridir. Bu görevi 12 yıl gibi uzun bir süre başarıyla sürdürdü. Konseyin kurucularının çağdaşı oldu. Bu kurucuların sonuncusu da bu yılın başında dünyadan ayrılan ve diğer tüm kuruculara katılan Sultan Kabus’tu.
Bişara, konseyin komite ve departmanlarının birçoğunun temelini attı. Söz konusu komiteler, eylem ve umuttan oluşan sağlam temellere sahip, günümüze kadar devam eden kurallar üzerine inşa edildi.
Bişara bu görevi sırasında engin bir deneyim biriktirdi. Kağıt üzerinde değil gerçekte, sahada Körfezli olmanın anlamını idrak etti. Resmi görevi sona erdiğinde, bu kuruluşa yönelik ilgisini ve coşkusunu kaybetmedi. Acısı ve tatlısı ile içinde yaşanan gelişmeleri takip etti. Bunun yanında Bişara, tavsiyelerde bulunmak ve gelişmeleri takip etmek için Körfez ülkeleri düzeyinde kurulan Kuveyt destek grubunun halen aktif bir üyesidir.
Bişara’nın Körfez çatışmalarından duyduğu acılar gerçektir. Bakış açısı ve konuya yönelik yaklaşımı yalnızca konseyin genel sekreterliğini yapmış olması ve kurucuların umutlarını yakından deneyimlemiş olmasında gizli değil. Tarihsel olarak en uzun süre boyunca bir Arap ülkesinin dışişleri bakanlığını yapan Şeyh Sabah el-Ahmed’e uzun yıllar eşlik etmesinde de saklı değil. Bişara, ziyaretlerinde,bölgesel ve küresel görüşmelerinde Şeyh Sabah’a eşlik etmişti. Resmi oturumlarının tutanaklarını tuttu ki bu, bugün kendisinin bazı kitaplarındaki bilgi hazinesini üretmiştir. Bir yanda Arap çekişmelerine diğer yanda kırılgan uzlaşılarına tanık oldu. Ancak tüm bunların yanında Bişara, insan ve birinci sınıf bir aydındır. Akıllı bir okuyucudur. Çarpıcı anlatım tarzına sahip bir yazardır. Deneyimlerini ve ülkesinin tüm krizlerini içeren, referans gösterilmeyi hak eden ve bazıları üniversitelerde okutulması gereken birkaç kitap yayınlamıştır.
Bişara’nın acılarının nedeni, bölgenin tehdit altında olduğunu en iyi bilenlerden biri olmasıdır. Bazılarının tehdidi ciddiye almayarak küçümsediğini çok iyi bilmesidir. Kuveyt’te katıldığım son iki toplantıya Abdullah Bişara da katılmıştı. Toplantılar sırasında Bişara’nın Körfez’deki stratejik duruma ilişkin dile getirdiği görüşlerinde, gizli bir acı, açıkça görülen bir keder, nedamet, kayıp fırsatlara dair derin bir düşünme, yakın zamanda 40’ıncı yılına girecek bu kuruluşa yönelik gerçek bir korku gördüm.
Bu toplantılarda Abdullah Bişara, Körfez’in ‘fırtınalı çevre’nin baskısı altına girdiğini, bölgede ve çevrede Körfez’deki birçok karar alıcının dikkate almadığı büyük sorunların olduğunu belirtti. Fırtınaya yakın olmanın, Körfez İşbirliği Konseyi için bir tehdit oluşturduğunu ve korkunç sonuçlara karşı bir uyarı mahiyetinde olduğunu ama söz konusu karar alıcıların bazılarının, temel konuları dikkate almadan günlük ve tali öneme sahip konularla meşgul olduklarını dile getirdi. Doha ve üç Arap Körfez başkenti arasındaki ihtilafların uzadığını, Körfez ve ulusal enerjileri tüketmeye başladığının altını çizdi. Aynı zamanda, uluslararası güçlerin bölgeye dönük tutumlarının gözler görülür ve benzeri görülmemiş bir biçimde değiştiğini, bu değişimin çoğu zaman yapısal ve Arap başkentlerindeki liderler kim olursa olsun devam edeceğini anlattı. Bu ikisini (Dışarıdan içeriye stratejik değişim ve iç bütünlükteki zayıflık) bir araya getirecek olursak, geçmiş zor dönemlerde sızmalara karşı sağlam bir şekilde duran Körfez bölgesinin bağışıklığının zayıflamaya başladığının görüleceğini söyledi.
Bişara, Körfez İşbirliği Konseyi’nin faaliyet ve toplantılarının verimli ve açık, krizlerle yüzleşmede gerçekçi olduğu o ilk günleri hatırlattı. Bu kuruluşun, kendisini memnuniyetle karşılayan bir popüler ortamda eğitim, sağlık, askeri ve sosyal alanlarda çeşitli eşgüdümlü kurum ve kuruluşlar, daimi komisyon ve komiteler ile taş üstüne taş koyarak kendisini nasıl inşa ettiğini anımsattı. Bunların birçoğunun bugün ya ortadan kalktığını ya da mevcut olsalar bile verimsiz olduklarını belirtti.
Söz sosyal boyuta geldiğinde Bişara’nın hayalkırıklığının daha da büyük olduğu görüldü. Ona göre, Körfez ülkeleri arasındaki anlaşmazlık iç içe geçmiş sosyal birleşmeye kadar uzandı. İç içe geçmiş ve kardeş toplumların arasındaki bağı kopardı. Hatta bazı tarafların bu konuya aşırı şiddet ve düşmalık silahı ile daldığını anlattı. Oysa bu ikisinin de, temelinde hoşgörülü olan Körfez toplumunun dağarcığında yeri olmadığını açıkladı. Bulanık suda balık avlayanların, uzun yıllar ve çağlar boyunca birbiri ile kaynaşmış ve işbirliği içinde olan bu bölgenin, tarihinden farklı bir tarih uydurarak tabular koyduklarını ifade etti.            
Bişara’nın açıkça dile getirdiği acılarının nedeninin, bölgeye doğru hızla hareket eden kargaşa bulutlarına rağmen ufukta yakın zamanda bir çözüm görmemesi olduğu aşikardır.
Bu bulutlar istisnasız herkesin üzerine zehirlerini yağdıracak olsa da asıl şaşırtıcı olan bazılarının bu bulutların kendisini es geçeceğini düşünmesidir. Oysa bu asla olmayacak. Kargaşa faktörleriyle temas edeceğimiz sınırlara gittikçe yaklaşıyoruz. Körfez bölgesi ne kadar uzak durmaya çalışsa da tehlikeler kendisine doğru ilerliyor. Siyasi ve finansal şantajın derecesi artıyor. Birçok Batı başkentinde bölgeye dönük düşünme biçimi değişiyor. Ama bu değişim fevri düşünen bazılarının dile getirdiği gibi kişiler nezdinde değil politikalarda yaşanıyor.
Körfez ülkeleri, Batılı iktidar mevkilerindeki bazı geleneksel sempatizanlarını kaybediyor. Uluslararası kalkınmayı destekleyen hayırsever çabalarına değer verenleri kaybediyor. Diğer yandan, bazı güçler kargaşa içindeki çevresinde savaşa çekilmeye çalışılıyor. Bu da, ne kadar bol olursa olsun siyasi ve finansal enerjiyi tüketiyor ve Körfez ülkelerinde gelişmekte olan toplumun yenilenen ve büyüyen ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmasına yol açıyor. Bunun da olası ve belki de bugün hayal dahi edilmeyen sosyal kargaşalara kapı aralaması mümkün.
Renklerin birbirine karıştığı bu karanlık tablonun karşısında Bişara, deneyimli biri olarak gördüğü ve temas ettiği, dönüşümlerini iyi bildiği şeye karşı uyarıyor. En başta, tüm insani ve tarihi bağları reddetme kertesine varan yerel kimliği kökleştiren olumsuz tutkuya karşı dikkatli olunması uyarısında bulunuyor. Anlaşmazlığı körükleyen ve bu anlaşmazlığın herkesi zayıf düşürecek bir çatışmaya sürüklemesini alkışlayan ve onaylayanlara karşı uyarıyor.
Bişara’nın uyarıları kötümser değildir. Yeni bir farkındalık uyandırmak için yapılmış uyarılardır. Bir Körfez ülkesi, kardeşi olan diğer bir Körfez ülkesini karalamak için ne kadar para harcarsa harcasın bunun tek kazananı dış güçlerdir. Söz konusu güçler de elbette Körfez’in zenginliklerini ele geçirmeye ve istikrarını sarsmaya hazırlanan bölgesel güçlerdir.
Bişara’nın uyanma çağrısı, ne konuştuğunu iyi bilen, olumsuzlukları yakından tanıyan bir kişinin çağrısıdır. Bu bölge için istikrar sınırlarının daraldığını, bu daralmaya bazı anlık düşüncelerin, tehlikelerin büyüdüğü bir zamanda bazılarının anlaşmazlıkları körüklemesinin yardımcı olduğunu çok iyi bilen birisinin çağrısıdır.
Son olarak; kötülüğün yeni maskelere bürüneceği bir zamana yaklaşıyoruz.