Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Bahreynli radikallerle savaşta Suudi Arabistan tecrübesi

Her devletin düşünce terörüne karşı kendine özgü formülleri vardır, bu formül ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Sosyal örüntüsü tamamen Müslüman olanıyla dinsel ve mezhepsel farklılık gösteren ülkeler ya da tamamen gayrimüslim bir halkı yöneten bir devlet bu konuda ayrışır. Sözde de olsa cumhuriyet sistemini benimseyen devletle monarşi veya emirlikle yönetilen devletlerde olduğu gibi ülkenin yönetim biçimi de bu formülü etkiler.
Her yönetim biçimi kendi sosyal örüntüsünün bir yansıması olmalı, dolayısıyla radikal ve terörize olmuş düşünce suçuyla mücadelede her devlet farklı formüller üretir. Bir süre önce Suudi Arabistan’da bu konuyu ele alan bir tartışma platformu kuruldu. Bu platformdan yola çıkarak ülkede Şii mezhebine dayandırılarak yapılan teröre maddi ve lojistik destek suçundan yargılananların durumunu ele alalım.
Bu ilgi çekici bir platform çünkü genelde DEAŞ ve benzeri Sünni radikal gruplara bağlı mahkumlarla fikri tartışmalar yapılır. Bununla beraber Sünni bir mahkumla yapılan dini ve fikri diyalog, Şii mahkumla aynı üslup ve yöntemle yapılmaz. Bu konuda uzman bir güvenlik görevlisinin bana verdiği bilgiye göre Şii mahkumlarla kurulan diyaloglarda Şii bir din adamı psikolojik ve sosyal danışmanlık desteği veriyor.
Bu örnekten yola çıkarak, Bahreyn’le ortak çalışmalar yapılabilir zira Bahreyn’de en önemli siyasi suçlar radikal Şii grupların işlediği suçlardan oluşuyor. Dün Bahreyn Kralı Hamad bin İsa el-Halife bu hususta bir kararname imzaladı. Kararnameye göre radikalizmle mücadele, terör, savaş ve para aklama suçları konularında uzman bir heyet kurulacak.  Bu son derece verimli ve faydalı bir adım, açıkça söylemek gerekirse Şii terör grupları arasında birbirini besleyen ve destekleyen taraflar mevcuttur. Onların fikri ve siyasi destekçileri açıkça faaliyet gösteriyor; örneğin İran Devrim Muhafızları ( DMO) ve Irak’taki Haşdi Şabi ve Dava Partisi, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi DMO’nun sahadaki uzantılarını ve dini kurumları gösterebiliriz.  
Kuveyt, Suudi Arabistan, BAE, Umman ve hatta Katar’da bile Devrim Muhafızlarına bağlı gizli ve aleni radikal gruplar bulunmaktadır. Aynı durum bölgede faaliyet gösteren radikal Sünni gruplar için de geçerlidir. Aslında aralarında pek bir fark yok, hepsi şerde tek bir millet gibi.
Bu yüzden terörle mücadelede bu ülkelerle yardımlaşmak ahlaki, siyasi ve kanuni bir gereklilik olup sorunu çözmede ve deneyimleri paylaşmak açısından son derece isabetli ve faydalı olacaktır.