Abdurrahman Şalkam
TT

Doğu Akdeniz: Batı Macron

Doğu Akdeniz Bölgesi’nde siyasi ve askeri ateş çemberi genişliyor. Avrupa özel manevralar düzenliyor, Yunanistan Türkiye’ye karşı sesini yükseltiyor. Fransa, İtalya ve Kıbrıs ise ‘Akdeniz manevraları’ adı altında çağrıda bulunuyor. Türkiye, bölgede petrol ve doğalgaz arayan gemisini korumak için güçlerini seferber ettiğini ilan etmekte tereddüt etmiyor. NATO ve Avrupa Birliği (AB) bağlantılarının kendilerini bir araya getirdiği rakipler arasında siyasi arabuluculuk rolünü seçen Almanya ise ele avuca gelmez sıcak bir bölgede ilerliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Doğu Akdeniz'deki manevralara katılan kuvvetlerinin hareketinin paralelinde bir dil kullanıyor ve Türkiye karşısında manevra yapan bir deniz ittifakı niyetini gizlemiyor.
Akdeniz'in altındaki zenginliğin üzerindeki rekabetin kaynağı olduğu açıktır. Ancak siyasi süreçler güç ekseninde ilerliyor. Arap bölgesindeki siyasi ve askeri haritaların yanı sıra buradaki çeşitli müdahaleler, bölgede büyük bir yeniden mevzilenmenin var olduğunu gösteriyor. Artık Avrupa'nın Brüksel'de çizilen önemli bir politikası yok. Buna karşılık ABD ile uyumlu bir şekilde hareket ediliyor. Avrupa, özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da kendisine ait olan siyasi çerçeveyle hareket etmiyor. Almanya ve Fransa Avrupa'ya liderlik ediyorlar, fakat bir dizi meselede farklı bakış açılarına sahipler. Emmanuel Macron, her yöne güçlü bir şekilde hareket ediyor ve Lübnan'dan Irak'a etkili bir Fransız varlığını dayatıyor. Öte taraftan Libya ve Sahel ülkelerinde kendini gösteriyor ve bu ülkelerde aşırılık yanlısı gruplarla savaşan güçleri bulunuyor.
Macron'un Lübnan ve Irak'ta takip ettiği Fransız stratejisi nedir? Fransa Cumhurbaşkanı Lübnan'dan ve Lübnan için ne istediğini söyledi: Lübnan’ı sivil esaslar ve reform temelleri üzerine yeniden inşa etmek için şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele ile güçlendirilmiş hükümet. Ayrıca Lübnan'ı siyasi ve ekonomik sıkıntılarından kurtarmak için uluslararası çabayı harekete geçirme sözü veriyor. Fakat Bağdat için daha farklı bir sloganı var: Egemenlik. Yani, ‘Irak'ı İran ve ABD hegemonyasının müdahalesinden kurtarmak ve Irak'ın çeşitli bölgelerinde hala hareket eden terör örgütleriyle çatışmayı etkinleştirmek.’
Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesinin elektrik üretimi başta olmak üzere Irak ile stratejik projelerde işbirliği yapmaya hazır olduğunu söyledi. Lübnan ve Irak’ta ortak olan nokta, buralardaki İran varlığıdır. Ayrıca Macron, Hizbullah’ın halk tarafından meclise seçilen siyasi bileşenlerden biri olduğunu ve liderlerinden biriyle yaptığı görüşmeyi açıklamakta tereddüt etmedi. Macron, Lübnan'la tüm bileşenlerinin de dahil olduğu yeni bir rotayı çizecek siyasi bir vizyon mu taşıyor? Yoksa bölgedeki varlığını sağlamlaştırmaya mı çalışıyor?
Yıllardır bölgede özel bir tür boşluğun yaşandığına şüphe yok. İran ve Türkiye bu boşluğu doldurmak için harekete geçti. Avrupa neredeyse tamamen yok gibiydi. Fransa, yeni siyasi ve askeri haritalara ve ittifaklara göre geçmişte var olduğu alanlara yeniden konuşlanmak istiyor. Macron’un başarısı için umut var gibi görünüyor. Irak ve Lübnan'da Amerika ile İran arasındaki tampon güç olabilir ve yerel kuvvetler tarafından kabul görebilir. Fransa’nın Doğu Akdeniz'de Yunanistan, İtalya ve Kıbrıs ile saf tutması, ona bölgedeki Türk hareketini sınırlamak için bir fırsat veriyor. Fransa’nın hamlesi İran'ın varlığını sınırlama amacı da taşıyor mu? Fransa, Avrupa'nın desteklediği veya en azından kabul ettiği yeni bir siyasi sürece öncülük mü edecek? ABD bunu kabul ediyor mu? Batı'daki merkezi liderliğin yokluğu, Ortadoğu'daki varlığına da yansıyor. Emmanuel Macron, liderliğini yapacağı yeni bir strateji oluşturmak için çalışıyor.
Fransa, siyasi olarak aktif ilk güç olduğu Doğu Akdeniz'e doğru ilerliyor ve onu batıya doğru çekiyor. İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkmasının ardından Fransa bölgesel siyasi ve askeri güç haline geldi. Birçoğu Macron'un bölgedeki girişimine katılmıyor. Diğerleri ise bu hususta hevesli. Öte taraftan Macron'un Doğu ve Batı Akdeniz'deki aktif haritalarının ABD ve Rusya ile uyumu göz ardı edilemez.