Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

İskenderiye ve daha fazlası

İskenderiye hakkında okuduğum her şeyde, tarihçinin otomatik olarak bir şaire dönüştüğünü hissetmeden edemiyorum. İskender, buranın dünyanın en büyük şehri olmasını istiyordu ve gerçekten de öyle oldu. Tarihçiler, İskenderiye'nin nüfus bakımından en büyük şehir ve çeşitlilik bakımından da en önemli şehir olduğunu belirtmişlerdir: “Şehrin üç ana bölgesinde –Yunan, Mısır ve Yahudi mahallelerinde– çok farklı gruplar ve sınıflar bir arada yaşıyordu; anakara ve Ege adalarından gelen Yunanlar, Kirene'den gelenler, Suriye, Küçük Asya, Arabistan, Babil, Asur, Med, İran, Kartaca, İtalya, Galya, İber Yarımadası ve Hindistan'dan insanlar. Gerçekte, şehir, oraya yerleşen her ırkı kucaklayan, kozmopolit bir merkezdi.”

İskenderiye'deki her sarnıcın Nil'e bağlı bir kanalı vardı ve bu kanallar, evlerde kullanılması için temiz su taşıyordu. Sarnıçlar gibi, şehirdeki tüm binalar da taştan yapılmıştı, hatta sıradan konutların bile ahşap zeminleri veya kirişleri yoktu. Temelleri taştan yapılmış ve kubbeli kemerlerle süslenmişti. Ahşap yapıların olmayışı, İskenderiye'yi o dönemde dünyanın tek yangına dayanıklı şehri yapıyordu.

Bu muhteşem şehir, anakara ve Pharos adası boyunca uzanıyor, çok çeşitli dükkanlar, fabrikalar, eğitim kurumları, kültür merkezleri ve enfes sanat eserleriyle övünüyordu. Neredeyse her gün, dünyanın her köşesinden gemiler, Pharos'u anakara İskenderiye'ye bağlayan dar bir kara parçası olan Heptastadion'un her iki tarafına yanaşıyordu. İşçiler mallarını yükleyip boşaltıyorlardı; doğudan ipek ve pirinç, verimli Nil Vadisi'nden Yunanistan ve Roma'ya gönderilecek tahıl ve mısır ile Afrika'nın derinliklerinden gelen fildişi. Yüzücüler için devasa mermer basamaklar kıyıdan Akdeniz'in tuzlu sularına kadar uzanıyordu.

Şehir sınırları içinde Makedon askerleri ve paralı askerler için kamplar, kışlalar ve silah depoları, geniş bir spor salonu, spor etkinlikleri için bir stadyum, konferans salonları ve tiyatrolar bulunuyordu. Burada seyirciler sahnenin ötesine bakıp Pharos'un ışığının ebedi alevini görebilirlerdi.