ABD Başkanının damadı Jared Kushner, Gazze'de inşa edilecek yeni bir “Riviera” projesinden bahsettiğinde, insanlar şaka yaptığını düşündü. Ancak geçen yıl Şubat ayında, başkanın kendisi de projeden bahsetti. Gazze amansızca bombalanırken, Donald Trump, Amerikan yönetimi altında olacak turizm projesinin önemini açıklamak için bir basın toplantısı düzenledi. Yine dünya, bu tür konuşmaların, sahibi ABD başkanı bile olsa, sadece laf olduğunu düşündü.
Ancak, Gazze'den binlerce kilometre uzakta, çok geçmeden önemli bir olay yaşandı; Amerikan güçleri Venezuela başkanını ve eşini kaçırdı ve Trump, ülkenin petrolünün elbette doğrudan Amerikan kontrolü altında olacağını açıkladı.
En büyük sürpriz ise bundan sonra geldi: Donald Trump'ın başkanlığında Gazze için bir barış konseyi kurmak. Peki BM, uluslararası normlar ve prosedürler neredeydi? Beyaz Saray sözlüğüne yeni bir ifade eklendiği birçok kişinin dikkatinden kaçtı, o da “başkan ve yönetimi değil” başkan ve ekibi. Amerikan siyasetinde artık “ekip” diye bir şey var. Ve alışılmadık kararları alan işte bu ekiptir. Trump Barış Konseyi'ni açıkladığında, The Guardian endişeyle bunun sömürge dönemine dönüş olduğunu belirmişti. Tony Blair başkanlığını yapması beklenen konseyden dışlanırken, Jared Kushner'ın adı öne çıkmaya devam etti. Burada gayrimenkul unsuru göz ardı edilmemeli ve önerilen proje hayal gücünün ötesinde.
Trump, uluslararası siyaseti gerçeklere ve rakamlara indirgiyor. Ukrayna'da, nadir toprak elementleri zenginliğiyle ilgili bir anlaşma talep etti. Grönland'da ise buzun altındaki kaynakları ele geçirmek istiyor. Kullanılan başlıklara bakılmaksızın, hayatın gerçeği budur. ABD'nin ve dünyanın başında, gayrimenkul dünyasından gelen ve olaylara bu alandaki geniş deneyiminin merceğinden bakan bir adam var. Gazze'de ve Refah'ta güzel bir Riviera için bol şans.