Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Kurtuluş kapıları

7 Ekim 2023'te Hamas, Gazze'de yankıları bugüne kadar devam eden bir savaş başlattı.

Görünüşe göre bu savaş için hiçbir planı, projesi ve bitirmek için bir yol haritası yoktu. İsrail'in cevabı, Gazze topraklarını defalarca alt üst etmek ve sakinlerini dört bir yana dağıtmak oldu. Yerinden edilenleri dondurucu soğukta ve aşağılayıcı bir şekilde açık havada yaşamak zorunda bıraktı. Mülteci konvoylarını sürekli bir yere yönlendirdi. İran da kalanların yerinden edilmesi misyonunu üstlendi ve Lübnan'ın en az üçte biri evsiz kaldı. İsrail Savunma Bakanı, İsrail'in Lübnan'daki amacının Hizbullah'ı silahsızlandırmak olduğunu ve bunun İran meselesiyle bir bağlantısı olmadığını belirterek yeni mülteci dalgasının büyüklüğünü ve niteliğini önceden belirlemiş oldu. Bakan, 700 bin mültecinin evlerine dönmesine izin verilmeyeceğini söyledi ki, bu da toplamda mültecilerin sayısının yaklaşık 1,1 milyona ulaşacağı anlamına geliyor.

İsrail, Beyrut'ta Gazze'de uyguladığı senaryonun aynısını tekrarlamakta ısrar etti. Tek fark, yıkılan binaların sayısında ve mesajın yazılma biçimindeki şiddette yatıyor. Yıkım perdesi, “sahada” önemli bir değişime işaret edebilecek şekilde, gücünün bir kısmını kaybetmeye başladı. Trump'ın İran'ı yok etme tehdidi ve iki haftalık ateşkes süresi arasında, genel savaş sahnesi o kadar ilerlemişti ki, “cehennem” artık sembolik bir ifade değil, görünür bir gerçekliğe dönüştü. Haberler felaketin büyüklüğünü anlatmakta artık yetersiz kalıyormuş gibi, bazı meslektaşlarımız, felaketin yarattığı korku ve yıkımı tasvir etmekte daha derin bir edebi güce sahip olabileceğini umarak, şiirsel ağıtlara yöneldiler.

İnsanlar, savaş ne kadar acımasız olursa olsun, savaşa dahil olmayanlar için bazı kurtuluş kapılarının açık kalacağına inanıyordu. Beyrut'un yıkımı, savaşlarımızda istisnalar olmadığını hatırlattı.