Birkaç ay ve birkaç gün içinde Suriye ve Irak’ta mucize denebilecek şeyler yaşandı. Şam’da aklın ve sağduyunun dili hâkim oldu. Sahte olmayan bir alçakgönüllülük ve her yöne açık bir kucaklaşma... Şam ve Bağdat’ta kendi halklarıyla doğal, olması gerektiği gibi ilişkiler kuran yetkililer var. Artık meydanları ve yolları kaplayan heykeller yok. İki başkent arasında vatandaşların birbirini ziyaret etmesini engelleyen bir düşmanlık da kalmadı.
İki başkentte de onlarca yıl boyunca her iki ülkenin iklimine egemen olan o hastalıklı dönemle hiçbir bağı olmayan iki genç adam bulunuyor.
Geçmişte yaşananlar utanç vericiydi. Filistin adına Filistinlilere karşı açılan savaşlar... Amman savaşı, Lübnan savaşı... Dicle ile Barada nehirleri arasındaki o korkunç düşmanlık... Ve herkesin ‘Birlik, Özgürlük, Sosyalizm’ şeklindeki o klişe, ruhsuz slogan altında birbirini neredeyse tamamen boykot etmesi; ki sonra bu slogana kendileri bile güldüler ve onunla dalga geçtiler.
Kısa bir süre içinde Lübnan Başbakanı’nı hem Şam’da hem de Bağdat’ta gördük. Komşuluğun ve doğal çıkarların en temel gereklilikleri üzerine son derece sade, tabii anlaşmalar yapıldı. Yine bu kısa süre içinde üç ülke arasında milyarlarca dolarlık anlaşmalara imza atıldı. Tek bir nutuk atılmadan, kimse kimsenin önünde eğilmeden... Yetkililerden biri Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) eski bir yargıç. İkincisi ise Irak’ın nimetlerini ve servetlerini yağmalayan o şöhretli isimlerin yanında adı sanı duyulmamış bir siyasetçiyken, Irak tarihinin en önemli yolsuzlukla mücadele hamlesini yürütüyor.
Lübnan’a gelince... Karada, denizde, havada ve captagon trafiğinde sömürülmedik hiçbir şeyi kalmamıştı. Her zaman iki seçenekle karşı karşıyaydık: Kof nutukların kibri, heba edilen zaman ve toplu mezarlara sürüklenen nesiller.
İlk kez Lübnan ile Irak arasında bu kadar kısa sürede bu türden bir iş birliğine şahit oluyoruz. İlk kez bir Lübnan Başbakanı’nı Suriye’de, tıpkı Suriye’nin kendi başbakanıymış gibi görüyoruz. Ne bir korku var, ne hor görme, ne de dalkavukluk... Sadece doğal, samimi bir dayanışma.