İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

Pekin – Pyongyang: Asya satranç tahtası

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 2 Nisan Perşembe günü, yedi yıl aradan sonra ilk kez Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'a gitti. Kuzey Kore bizzat Çinlilerin iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini tanımladığı gibi, Pekin’in sadık müttefiki ve isyankar komşusu.

Her iki ülkenin haber ajansları tarafından daha sonra yayınlanan haberler ise her zamanki söylemi benimsiyordu: İki taraf güncel uluslararası ve bölgesel konuları görüştü, ancak bu konuların ne olduğu belirtilmedi.

Çin ve Kuzey Kore ilişkisi 75 yıla uzanıyor ve Pekin son yirmi yıldır Kuzey Kore'yi reform ve ekonomik açılıma yönlendirmeye çalışıyor. Ancak bu konuda fikir ayrılığı yaşıyorlar. Çin, Kuzey Kore ile ilgili tüm konularda, nükleer ve füze programları da dahil olmak üzere, birincil arabulucu olarak kalmayı arzularken, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması ilkesine bağlı kalıyor.

Çin Dışişleri Bakanı'nın ziyareti ile birlikte gözlemciler şu soruyu soruyor: Pekin'in Pyongyang'a yönelik öncelikleri nelerdir ve son zamanlarda bunların önemi nedir?

Burada, iki ülkenin çıkarlarının iç içe geçtiği ve özellikle bölgenin değişen dinamikleri göz önüne alındığında bazen çatıştığı söylenebilir.

Pekin, bölgesel bir silahlanma yarışını veya konvansiyonel silahlarla olmayacak bir savaşı önlemek için Pyongyang'ın nükleer programından vazgeçmesini arzuladığını sürekli olarak dile getirdi. 2022'de Pyongyang'ın füze test etme programına karşı yaptırımları veto etti.

Çin, Kore Yarımadası'nın istikrarını hayati bir çıkar olarak görüyor ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kim rejiminin çöküşünü engellemeye ve Çin'in güvenlik çıkarlarını zedeleyebilecek potansiyel, istenmeyen bir savaşı önlemeye hep gayret etti.

Buna ilave olarak Çin, özellikle bölgenin iklim değişikliği nedeniyle aşırı hava olayları ve doğal afetler yaşadığı bir dönemde, Kuzey Kore'den gelen düzensiz göçmen ve mülteci akışını kontrol altına almaya çalışıyor.

Şüphesiz ki Çin, Kuzey Kore ile ilgili önceliklerini dengelemekte her zaman zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bunların başında da bölgedeki istikrarın korunması geliyor. Pyongyang'ın 21. yüzyılın başından bu yana füze ve nükleer programlarındaki önemli genişlemeyi ve ABD ile Güney Kore ve Japonya da dahil olmak üzere Doğu Asya müttefiklerinin son yıllarda artan endişeyle izlediği Kim Jong-Un'un politikalarını göz önünde bulundurarak, istikrarın korunmasına önem veriyor.

Bu son ziyaret bazı hassas ve çok önemli soruları gündeme getiriyor ve bunların başında da şu geliyor: Ziyaret önümüzdeki ay Pekin'de yapılacak ABD-Çin zirvesiyle mi ilgili? Yoksa Kuzey Kore ile Rusya Federasyonu arasındaki gelişen dinamiklerle mi bağlantılı?

Pyongyang ve Pekin arasındaki ilişki genellikle “etle tırnak kadar yakın” olarak tanımlanır, ancak Kuzey Kore'nin Ukrayna'ya karşı savaşını desteklemek için Rusya'ya asker ve mühimmat sağlayarak iş birliğini genişletmeye odaklanmasının ardından, son zamanlarda sorgulamalara konu oluyor. Kuzey Kore Rusya ile iş birliğini genişletirken, bu arada, Çin'in Kuzey Kore ve Rusya ile Batı karşıtı bir ittifak kurmaktan çekindiği söyleniyor. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesi, Kuzeydoğu Asya'da stratejik dengenin yeniden kurulmasını hızlandırdı. 13 Eylül 2023'te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kim Jong-Un, Vladivostok'taki Doğu Ekonomik Forumu'nun oturum aralarında Vostochny Uzay Üssü'nde bir araya geldi; bu görüşme, Moskova ve Pyongyang arasındaki artan yakınlaşmayı simgeliyordu.

Bunu, Putin'in Pekin gezisinden kısa bir süre sonra Pyongyang'a yaptığı ziyaret sırasında imzalanan ve bir karşılıklı savunma maddesini de içeren stratejik ortaklık anlaşması izledi. Ardından, Ekim 2024'te, Kuzey Kore birliklerinin Kursk cephesinde Rus güçlerini desteklemek üzere konuşlandırıldığına dair haberler ortaya çıktı; bu, Çin ile önceden istişare edilmeden gerçekleştirilmiş gibi görünen, benzeri görülmemiş bir hamleydi.

Pyongyang, Asya'daki jeostratejik ittifaklarını yeniden şekillendirme yolunda mı, yoksa bu sadece algı satrancı tahtasında piyonların hareket ettirilmesi fikrine alışan uluslararası politika mı?

Şüphesiz ki Çin'in ekonomik desteği, özellikle son yıllarda uygulanan sıkı uluslararası yaptırımlardan sonra dünyanın en yoksul ve en izole ülkelerinden biri olan Kuzey Kore için hayati önem taşıyor. Burada, tamamen maddi bir bakış açısı ile Pyongyang'ın Pekin'e olan ihtiyacı açıkça ortada. Ancak öte yandan, Pyongyang'ın birdenbire Moskova'ya yönelmesi Pekin'in çıkarına görünmüyor.

Paradoks şu ki, Pekin ve Moskova da birbirine yaklaşıyor, ancak bu, özellikle bu yakınlaşmanın şu anda pragmatik olduğu ve Ukrayna savaşından sonra durumun değişebileceği herkesçe bilindiği için kendi nüfuz alanlarını koruma çabalarını engellemiyor.

Her halükarda, Çin'in Kuzey Kore'ye bir tampon bölge olarak ihtiyacı olduğu ve Kuzey Kore'nin de ekonomisinin hayatta kalması için Çin'e ihtiyacı olduğu kesin bir şekilde söylenebilir. Önümüzdeki yıllarda Asya ülkelerinin oyunu bu olacaktır.