Dünyanın dört bir yanında muhabirler, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının günlük yaşam üzerindeki etkisini konu alan yazılar yazdı. Bu konuda okuduğum en güzel, zekice ve parlak yazıysa, New Yorker muhabiri Nathan Heller'e ait. Heller hangi örneği seçti? Buğday fiyatı mı? Araba fiyatları mı? Ulaşım mı? Heller, dünyanın nüfusunun yüzde 18'ine ev sahipliği yapan bir ülkenin başkenti olan Yeni Delhi sokaklarındaki bir çay satıcısına gitti.
Satıcının adı Muhammed Miraç ve çay, kahve, haşlanmış yumurta ve haşlanmış makarna satarak geçimini sağlıyor. Bu işinde sadece Hürmüz Boğazı'ndan dolu gelen tüplere güveniyor!
Muhammed Miraç eskiden bir tüpü yaklaşık 900 rupiye alırdı; şimdi ise karaborsada 3 bin rupiye mal oluyor. Geçen mart ayından bu yana, boğaz krizi Hindistan'daki binlerce çay satıcısı için bir krize dönüştü. Birçoğu tüpten vazgeçip eski yöntemlere, oduna ve diğer eski yakıtlara geri döndü. Bu ticaretten nesillerdir geçimini sağlayan bir sokak satıcıları sınıfı var ve bunların belki de en ünlüsü, gençliğinde Gujarat'ta çay satan Başbakan Narendra Modi'dir. Krizle başa çıkmak için Muhammed Miraç, çayının fiyatını 10 rupiden 15 rupiye çıkarmak zorunda kalmış. Bu, genellikle tezgahların etrafında toplanan, haber ve söylentileri paylaşan müşteri sayısında azalmaya neden olmuş.
Hürmüz Boğazı krizi, Hindistan'da, özellikle Goa gibi turistik eyaletlerde birçok restoranın kapanmasına neden oldu. Etkisi küresel olarak yayıldı. Mevcut savaşın etkilerinin, en azından kapsam açısından 1970'lerin başlarındaki petrol ambargosunun etkilerini aştığı söyleniyor. Dahası Lübnan savaşları boyunca ilk kez, özellikle enerji maliyetleri açısından, enflasyonu bu boyutta hissediyoruz.
Delhi'deki “Nizamuddin” tezgahının sahibi Sayın Muhammed Miraç'ın bizden daha kötü durumda olduğunu düşünmüyorum. Ancak bizim sokak satıcılarımızın, bakandan bakana yakıt fiyatlarındaki dört kat artışı anlatan gazetecileri yok.