İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

St. Petersburg Forumu ve istikrarlı bir gelecek

1997'deki kuruluşundan bu yana her yıl Rusya'nın tarihi şehri St. Petersburg'da düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nun 29’uncusu bugün sona eriyor. Foruma, başta Çin ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere 130 ülke katıldı ve bu yıl Avrupa'dan da önemli ve dikkat çekici bir katılım oldu. Tüm bunların merkezinde, forumun onur konuğu olan Suudi Arabistan Krallığı yer alıyordu.

Dünya bu etkinliğe büyük önem veriyor ve bazıları bunu “Rusya'nın Davos'u” olarak tanımlıyor. Forum, ortaklık ilkesine dayalı olarak ekonomilerini geliştirebilecek ve ortak, küreselleşmiş bir ekonomi yönünde birlikte çalışabilecek, bunun için istekli ve hatta hazır olan çeşitli egemen ülkeleri bir araya getirdiğinden, bazıları, pazarladığı ideolojiyi uygulamada yetersiz ve başarısız olduğunu vurguladıkları Batı Davos'undan daha dikkat çekici olduğunu düşünüyor.

Bu yılki forum, her şeyden önce Moskova ve Riyad arasındaki ilişkilerin gücünü ve uyumunu ve daha da önemlisi, Suudi diplomasisinin dünyanın önde gelen güçleri ve başkentleriyle ilişkilerini yönetmedeki etkinliğini göstermeye hizmet etti. Ayrıca, Suudi Arabistan Krallığı'nın uluslararası forumlarda sahip olduğu önemli varlığı ve saygınlığı da vurguladı.

Bu seçkin katılım, iki ülke arasındaki ilişkilerin yüzüncü yılına girdiği ve enerji, sanayi ve tarım sektörlerinin yanı sıra dijital ekonomi ve turizm alanlarında verimli ortaklıklarının derinleştiği bir dönemde gerçekleşti.

Moskova, özellikle Ukrayna krizi bağlamında Riyad'ın oynadığı aktif ve hayati rolün farkında. Suudi Arabistan’ın, her iki tarafa da kapılarını açarak, bu anlamsız ve uzun süren, herkese ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmeyen savaşı sona erdirmek için yaptığı çeşitli girişimlerde bütün tarafları memnuniyetle karşılayarak dengeli, rasyonel, hatta tarafsız ve olumlu bir rol oynadığını gördü.

Suudi Arabistan'ın St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu'na katılımı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de katılmaya önem verdiği formun oturumları boyunca yapılan tüm tartışmalarda Arap ve Körfez ülkelerinin rolünü güçlendirdi. Bu durum, hızla değişen küresel düzen ve çok sayıda tartışmalı konuda, özellikle de küresel ekonomik durum, küresel bir durgunluk korkusu veya ABD'deki 2008 krizini anımsatan, hatta belki de daha şiddetli olabilecek endişe verici finansal krizlerin yaşanması gibi konularda yeni iş birliği yolları arayışı göz önüne alındığında özellikle önemli.

Büyük küresel şirketlerin temsilcileri, hükümet yetkilileri ve teknoloji elitlerinin foruma katılımı, yapay zekâ konularının artık siyasi, ekonomik, sosyal veya dini olsun, herhangi bir uluslararası toplantıda önemli bir yer tuttuğunu açıkça ortaya koydu. Bu, yalnızca efsane ve mitlerin ötesine geçecek şekilde, insanlığın geleceği için sunduğu muazzam potansiyele odaklanılmadığı, aynı zamanda derin sahtekarlık felaketinden siber organizmalar ve beyin çipleri dünyasına kadar insanlığın karşı karşıya kaldığı tehlikelerin son derece ciddi bir şekilde ele alındığı anlamına da geliyor.

Forumun bu seneki teması “Pragmatik Diyalog: İstikrarlı Bir Geleceğe Giden Yol” idi. Görünüşe göre genel olarak Avrupalılar ve özellikle de Almanlar, Kremlin ile uzun süreli bir düşmanlığın ne onların lehine ne de çıkarlarına uygun olmadığını pragmatik bir şekilde fark etmiş durumdalar. Özellikle de Ukrayna krizinde ufukta hızlı bir çözümün görünmediği ve ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana 80 yıllık ortaklığın ardından kıtadan birçok askerini çekmeye başladığı göz önüne alındığında.

Berlin ve Moskova arasında ekonomik bağlardaki gerilemeye rağmen, bin 800 Alman şirketi hâlâ Rusya'da faaliyet gösteriyor; bu ülke her zaman diğer Avrupa ülkelerine göre on kat daha fazla olan Alman yatırımları için bir rota olmuştur.

Ukrayna ile savaşın ardından birçok Alman şirketi Rus pazarından çekilme sözü vermişti, ancak sadece yüzde 9'u gerçekten çekildi, geri kalanı ise kalmaya karar verdi.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu'na Avrupa’nın katılımı, enerji dengesizliğinden muzdarip Avrupa Birliği'nin uğradığı ciddi zararın giderek daha fazla farkına varıldığını vurguluyor. Bu ise Moskova'ya karşı tutum ve Rusya ile uzlaşmanın düşmanlıktan daha faydalı ve üstün bir seçenek olup olmadığı konusundaki görüş ayrılıklarını daha da derinleştirdi. Bu durum, özellikle Almanya ve kıtanın geri kalanının Rus enerjisini satın almayı reddetmesi sonucu yaklaşık 3 trilyon avro kaybettiği ve bunun da kıta ekonomilerini çöküşün eşiğine getirdiği göz önüne alındığında önemli.

Forum ayrıca, Avrasya'daki yeniden canlanmanın ve özellikle de Çin-Rus iş birliğinin boyutunu da gösterdi. Veriler, bu yılın ilk çeyreğinde Rusya'da bin 400 Çin şirketinin kurulduğunu gösteriyor.

Forum, temmuz ayındaki NATO zirvesinden önce gerçekleşti. Peki bu, Avrupa-Rusya uzlaşmasının bir işareti mi olacak, Beyaz Saray'ın müttefikleri üzerindeki baskısını hafifletecek ve onlara manevra alanı mı açacak?