Başkan Donald Trump'ın kararlarının ciddiyetini ölçmek her zaman kolay değil. Kararlarını alıyor ve aynı hızla geri adım atıyor. İran medeniyetini haritadan silmekle tehdit ediyor, sonra da tarihi bir anlaşma imzalaması için peşinden koşuyor.
Amerikan Başkanı’nın niyetleri ve hayalleri konusunda şüphe yok. Ancak aceleciliği ve sonuçları korkutucu. Adam, binlerce yıllık bu bölgedeki sorunlarla başa çıkarken, nispeten deneyimsiz ve bilgisiz yardımcılarından oluşan bir ekiple çevrili. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya Lübnan'a girip Hizbullah'a saldırması çağrısını üç kez tekrarladı. Bu, asla sönmeyen ve tüm sınırları aşan bir ateş türü. Suriye-Lübnan sorununun kırılganlığında binlerce sorun gizli. Korkunç problemler ve mezhepsel, milliyetçi ve etnik kıvılcımların olduğu bir arenada kolayca alev alacak bir kırılganlık. Belki de Bereketli Hilal Yüksek Komiseri Sayın Thomas Barrack, Başkanına Suriye halklarının ve çatışmalarının tarihine dair kısa bir genel bakış sunabilir. Tabii ki, bu öneriyi ilk olarak Sayın Barrack'ın kendisi yapmamışsa. Ve bu, her zaman yüksek komiserler diliyle sunduğu ilk veya son önerisi olmayacak.
Amerikan Başkanı’nın önerisi, Arap dünyasında ve tehlikelerinin farkında olan her ülkede paniğe yol açtı. Şüphesiz ki, istikrarını ve birliğini korumak için titizlikle çalışan Suriye'de endişeleri artırdı. Şara Suriyesi, Lübnan'daki en felaket macera da dahil olmak üzere, 80 yıl boyunca askeri maceralar ve Baasçı darbeler ile boğuştuktan sonra, dengeli devletler arasına geri dönme yolunun henüz başlarında.
Şimdi, Suriye ordusunun Lübnan'a bir savaş görevi için geri dönmesi önerisi, her türlü gizli ve altta kaynayan duyguyu harekete geçirecek bir öneri. Suriye, Lübnan ve tüm Araplar için her tarafın kendi sınırları içinde kalması ve Suriye'de mezhep savaşlarına katılanların Lübnan'a dönmesi bu önerilerden ne kadar daha merhametli olurdu. Trump'ın önerisi yüzyıllık bir savaşın reçetesidir.