Geçen yıl bu zamanlarda Lübnan Cumhurbaşkanı'nın İran ve onun Lübnan'daki vekili Hizbullah'a karşı böyle bir tavır alacağını kim hayal edebilirdi?
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, cuma günü CNN'e verdiği röportajda, İran'ın Lübnan'ı ABD ile yaptığı görüşmelerde pazarlık kozu olarak kullandığını belirterek, Lübnan halkının İsrail ve Hizbullah arasındaki savaştan bıktığını vurguladı.
Avn, İran'a hitaben, “Bize yardım etmeye çalışmıyorsunuz ve kendi çıkarlarınız için yaptıklarınızın bedelini yalnızca Lübnan halkı ödüyor” dedi.
Avn, Hizbullah Genel Sekreteri'nin (Naim Kasım) Lübnan halkını temsil etmediğini ve İran destekli Hizbullah’ın “masaya oturup müzakere etmekten başka çare olmadığını” ve “bu sorunu çözmenin ve geriye kalanları kurtarmanın müzakere ve diplomasi dışında başka bir yolu olmadığını” anlaması gerektiğini sözlerine ekledi.
Lübnan Cumhurbaşkanı'nın Hizbullah ve hamisi İran'a karşı bu açık tutumu ve doğrudan muhatap alması, Hizbullah'ın meşruiyetine ve İran'ın Lübnan'daki rolüne vurulan en büyük darbelerden birini temsil ediyor.
Askeri çatışmalar yaşanır ve biter, son çatışma da Hizbullah'ın Lübnan'daki on yıllardan beri ilk macerası değil. Ancak, Lübnan'daki resmi ve belki de popüler söylem, Hizbullah’ı her zaman dokunulmaz bir konumda tuttu. Hizbullah ve savunucularının söylediği gibi, ona yönelik her türlü eleştiri “vatana ihanet ve Siyonist-Amerikan düşmanla ittifak” olarak etiketlendi.
Refik Hariri döneminden bugüne kadar, Hizbullah ile gerilim ne kadar yükselirse yükselsin, resmi söylem, bugün Avn-Selam yönetimi altında olduğu gibi, Hizbullah'tan “devlet” desteğini açıkça çekme noktasına asla ulaşmadı.
Bu, Hizbullah ve ordusunun bir gecede ortadan kaybolacağı anlamına gelmiyor, ancak Hizbullah’ın açığa çıktığı ve yasal, ulusal ve resmi desteğin kendisinden çekildiği anlamına geliyor. Hizbullah’ın hakimiyetinin ve devlet ile gasp ettiği savaş ve barışla ilgili karar alma yetkisi üzerindeki kontrolünün nasıl sona ereceğiyse, zamana ve koşullara bağlı bir mesele olmaya devam ediyor.
İran'a coğrafi olarak en yakın ve en zengin ülke olan Irak'ta bile, İran destekli Irak milisleriyle dolu olmasına rağmen (ya da tam aksi, fark etmez), bu milislere verilen resmi desteğin açıkça azaldığı görülüyor. Bazı milis grupların silahlarını ve savaşçılarını orduya teslim ettiklerini duyurmalarının sadece yüzeysel bir jest olduğunu söyleyenler var. Ancak bu farklı bir konu. Önemli olan nokta, birkaç hafta öncesine kadar Irak'ta bu adımın bile atılmasının imkansız olmasıydı.
Bu bağlamda, Lübnan Başbakanı Nevaf Selam yakın zamanda yaptığı bir konuşmada şunları söyledi: “Lübnan, İran için ne bir posta kutusu ne de yedek cephe değildir.”
Lübnan'da İran'a, onun eksenine ve Hizbullah’a karşı alınan bu resmi ve açık tutumlar, niteliksel ve radikal bir değişimi temsil ediyor ve bu değişim, bir temel ve Lübnan karar alma mekanizmasının Humeyni İranı'nın işgalinden tamamen kurtarılması için bir sıçrama tahtası olarak kullanılmalıdır.