İhtiyacımız olan eğitim, gençleri fırsatlar yaratmaya ve hayal gücünü gerçeğe dönüştürmeye alıştıran bir eğitimdir. Yaratmak istediğimiz fırsatlar aslında mevcut değil. Ve bahsettiğimiz gerçeklik de fiziksel dünyada değil, hayal gücünde ve zihinsel tasavvurlarda mevcut. Ama gelecek, özünde; henüz bilinmeyenin rahminde olan gerçeklik, hayal ettiğimiz, ancak şu anda dokunamadığımız şeylerdir. İyi eğitim, öğrencinin zihnine, gerçek değerin bu hayal edilen şeylerde yattığı ve bir insan olarak değerinin, zihninin bu hayali gerçeğe dönüştürmenin yollarını aramakla tamamen meşgul olmasına bağlı olduğu anlayışını derinlemesine yerleştiren eğitimdir. Kısacası; ihtiyacımız olan eğitim, öğrenciyi geçmişin ve bugünün sınırlarından koparan, bilinmeyen geleceğe atan ve ona “eğer hayatta kalmak istiyorsan, daha önce hiç sahip olmadığın bir şey üret” diye seslenen eğitimdir.
Geriye dönük eğitim ile geleceğe dönük eğitim arasındaki fark çok basit ve açıktır. Geriye dönük eğitimde, bugün geçmişin imgesi üzerine kuruludur. Geleceğe dönük eğitim ise ne bildiğimiz ne de gördüğümüz bir geleceği düşünür. Bugünden farklı bir şey çıkarmak için günü derinlemesine inceler.
Bu, geleneksel eğitimin savunucularının kavraması zor olan derin bir paradokstur, çünkü zihinleri her yeni şeyin miras alınan geleneğe dayanması ve böylece önceki bir şeyin uzantısı haline gelmesi gerektiği varsayımına dayanır. Yeni ne kadar eskiye yakınsa, ona olan inanç o kadar güçlenir ve onu bir olasılıktan kesinliğe dönüştürür. Burada, Arap kültüründeki en büyük sorunu Arap zihninin analojiye bağımlılığı olarak gören merhum Muhammed Abid el-Cabiri'nin bakış açısını aktarmak istiyorum. Ona göre, Arap zihniyeti pozisyonlarını oluştururken ve yeni bilgilerini şekillendirirken geçmişi bugüne yansıtır veya yeniyi eskiye bağlar. Eskiyle uyumlu olan her şeyi kabul eder ve ona aykırı olan her şeyi şüpheli görür. Dahası Cabiri, analojik yöntemin mutlak egemenliğinin geçici bir olay veya tesadüfi bir sapma olmadığını, aksine doğayı, yaşamı, siyaseti ve dini anlama biçimimizi şekillendiren bir yönetim yapısı olduğunu vurgular.
Cabiri'ye göre, analojik zihinde zaman ve gelişim kavramı ileri değil, geriye dönüktür. Mükemmelliği geçmişe yerleştirir, onu asil veya asaletin sembolü olarak görür ve ardından asalete ve asil olarak nitelendirdiklerine saygın değerler atfeder. Bu nedenle, şan ve yücelme, asil olanı (yani geçmişi) taklit etmekle eş anlamlı kabul edilir. Bu garip değerin sonucu olarak, düşünce hareketi doğrusal ve yükselen, geleceğe yönelen bir hareket olmak yerine, merkeze -geçmişe- bağlı, dairesel bir hal alır.
- Peki, zihinleri şimdiden ve geçmişten nasıl özgürleştirip, hayal gücünün engin ufuklarına açabiliriz?
- Zihinlere eleştiri alışkanlığını nasıl yerleştiririz? Yani, karşılaştığımız bütün fikirleri ve şeyleri ister garip ister sıradan ve tanıdık olsun, eleştiriye açık veya yasak ve tabu duvarlarıyla korunan her şeyi sorgulama ve üzerinde düşünme alışkanlığını nasıl ediniriz?
Bana göre, bu yolda yürümek, hakkında konuşmak kadar kolay değil. Kahramanlık öyküleri anlatırız ama savaşlara girmeye cesaret edemeyiz. Aynı şey hayal gücünü kullanmak ve gerçekliğe karşı isyan etmek konusunda da geçerli. Bu fikri okuyuculara sunuyorum ve eminim ki bazılarının burada vurgulanan boşlukları doldurabilecek fikirleri vardır. Fikirleri paylaşmak, onları iyileştirmenin ve derinleştirmenin, kusurlarını ve eksikliklerini ortaya çıkarmanın en hızlı yoludur. Örneğin, bilimsel araştırmanın yıllık okul sınavlarının yerini aldığını veya öğrencilerin gerçekte veya ötesinde hayal ettikleri sorunlar, bunları nasıl analiz edip çözümler geliştirilebileceği hakkında öyküler yazmaya davet edildiğini düşünelim. Belki de ilkokul öğrencilerinden her gün hayal edebildikleri her şeyi çizmelerini isteyebiliriz, çünkü zihin gözlemleri ve hayalleri çizim ve boyama yoluyla hatırlar ve ardından çocuğun bu gözlemlere bakış açısını ifade eder. Yahut belki de her gün bir saat ayırarak öğrenciler arasında bilim, teknoloji, ekonomi ve toplum konularında müzakereler yapabiliriz; böylece düşüncelerini nasıl organize edeceklerini, başkalarının düşüncelerinden nasıl faydalanacaklarını ve kendi görüşlerindeki kusurları sinirlenmeden veya kırılmadan nasıl keşfedeceklerini öğrenebilirler. Bu aynı zamanda onları gösterişli isimler ve unvanlarla büyülenmekten kaçınmak, kolektif zihniyetin egemenliğinden kurtulmak ve hatta onun gidişatını nasıl etkileyip değiştireceklerini öğrenmek konusunda da eğitecektir.
Kısacası, ileriye dönük eğitim, gençleri bugünden koparıp geleceğe doğru iten şeydir. Aksi olarak, geriye dönük eğitim, onları her türlü yolla geçmişe bağlayan ve sonunda onları atalarının basit kopyalarına dönüştüren eğitimdir.