Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı
TT

Hürmüz’ün fısıldadıkları

Bugün Ortadoğu'da yaşananlar, yoğunluğu, şiddeti ve derin etkisi bakımından eşi benzeri görülmemiş bir durum. Şimdi gerçekten de anlaşmazlık ve karşılıklı suçlamalar değil, birlik ve beraberlik zamanı. Liderler bunun farkında ve halklar bunun özlemini çekiyor.

Körfez birliğinin, anlaşmazlık ateşini körükleyenler ve kargaşa çıkarmak isteyenler de dahil olmak üzere birçok taraf arasında ciddi bir huzursuzluğa neden olduğu bir sır değil. Bunlar arasında, Körfez ve Arap devletlerine düşman olan bölgedeki tüm eksenlere karşı aşılmaz bir bariyer oluşturan Körfez birliğini hedef almaya çalışan devletler, gruplar ve örgütler de var.

Hiçbir makul insan, bu birliğin, 15 yıl önce yani 2011'de Arap Baharı olarak bilinen hadiseye karşı duran bariyer olduğunu inkar edemez. Bu birlik, Arap devletlerini yok etme hedefinde terör örgütleriyle birleşen ve milyonlarca ölüme, yaralanmaya ve göçlere neden olan uluslararası komploları engelledi. Bu birlik olmasaydı, bugünkü durum çok daha vahim olurdu.

Arapça sözlüklerde “el-harmaza” kelimesi hem isim hem de fiil olarak kullanılır. İsim olarak, bir kişinin muhatabının duyamadığı kadar alçak olan sesini ifade eder. Fiil olarak ise, yanındaki kişilerin duyamayacağı kadar gizli ve sessiz bir şekilde konuşmak anlamına gelir. Başka anlamları da vardır. Hürmüz ise bilindiği gibi bir boğazın adıdır.

Tarihsel olarak, 1980'lerdeki İran-Irak Savaşı sırasında İran, boğaza petrol tankerlerini hedef alan deniz mayınları yerleştirdi. O dönemde Körfez bölgesi ve dünyanın şansına, bu mayınlardan biri Amerikan fırkateyni USS Samuel B. Roberts'a isabet ederek önemli hasara yol açtı. Bunun üzerine eski ABD Başkanı Ronald Reagan, 18 Nisan 1988'de İran'ı bu tür operasyonlardan caydırmak için “Peygamber Devesi Operasyonu”nu başlattı.

ABD Başkanı Donald Trump, iki taraf arasında devam eden çatışma boyunca tekrarladığı birçok söylem kapsamında, İran donanmasını yok ettiğini vurgulamak için hiçbir çabadan kaçınmadı. Yaklaşık iki aydır süren bu krizin kalbinde ise Hürmüz Boğazı yer alıyor. Ekonomik göstergeler, küresel piyasalar ve petrol fiyatları, bu boğazdan gelen haberlere ve onu çevreleyen şiddetli çatışmaya bağlı olarak büyük dalgalanmalar gösteriyor.

Dünya dinleri ve kültürleri, hayvanların ve cansız nesnelerin konuştuğu kutsal metinlere, mitlere, efsanelere ve destanlara tanık olmuştur. “Kelile ve Dimne”, her şeyden bilgelik damıtmanın sadece bir örneğidir. Büyük bilginler, zaman ve mekândan, cansız nesnelerden ve gök cisimlerinden istedikleri her şeyi yorumlamaya çalıştılar. Geniş ve çok yönlü arkeolojinin kayaları, yazıtları ve eserleri analiz etmesi, cansız nesnelerin yorumlanmasına bir örnektir. Benzer şekilde, fizikçiler hareket, yerçekimi, ısı ve ışığı araştırmışlardır.

Bu durum deniz bilimleri ve jeolojide, mühendislik ve antropolojide, tarım ve sanayide de geçerlidir. Aynı şekilde, Hürmüz’ün fısıltıları ile açıkladığı sırlar için de geçerli; zira bunlar, uluslararası su yolları ve denizleriyle ilgili kanunların hiçbir koşulda uluslararası sistem, kurumlar veya örgütler tarafından müdahale veya değişikliğe tabi tutulamayacağını belirtir.

Hürmüz, uluslararası güç dengelerinin ve bölgesel dengenin, yanılsamaları hayallerle karıştıran, miti gerçeklikle birleştiren, olayların ve devam eden çatışmanın doğasına dair gerçekçi veya rasyonel bir anlayışa direnen, perde arkasında uluslararası rakiplere boyun eğse bile, bölgesel rakiplerin gücünü kabul etmeyi reddeden herhangi bir ideolojiden daha güçlü olduğunu da fısıldıyor.

Yine Hürmüz, coğrafya statik, tarih dinamik olduğu için tarihin coğrafyadan daha güçlü olduğuna kesin olarak inandığını da fısıldıyor. Coğrafya cansızken, kaynağı insan olduğu için tarih canlı ve değişen bir olgudur. Hürmüz, coğrafyanın kader olduğunu, tarihin ise insanlar, toplumlar, uluslar, liderler ve devletler tarafından yaratılan bir şey olduğunu da fısıldıyor.

Hürmüz her zaman son kart değil, ilk kart olduğu, henüz oynanmayan başka kartlar da olacağı izlenimi verdiğini fısıldıyor. Bunlar, Lübnan'da olduğu gibi, henüz ölmemiş yanılsamaları, gömülmemiş nüfuz arzularını ve Irak, Lübnan veya Yemen'de olduğu gibi, kınanmayan mitleri temsil ediyorlar.

Bu Hürmüz fısıltılarını doğrulamak için, Kuveyt'in hem doğrudan hem de dolaylı olarak hedef alınmasına, Bahreyn'in hedef alınmasına, Suudi Arabistan'ı hedef almak için bazı vekil güçlerin kullanılmasına ve Hürmüz Boğazı kartından sonra Bab’ul Mendeb Boğazı kartının açılmasına bakmak yeterlidir.

Son olarak, karmaşık sahneleri okuyabilen bilge kişi, yıllar öncesinden birçok sonuca varabilir ve Körfez birliği, bölgesel ve uluslararası olarak ona göz diken herkese karşı ilk savunma hattıdır.