Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Neden Sudan diyaloğu?

Sudan-Sudan Diyalog Konferansı, savaşın başlamasından bu yana Sudan halkı için en iyi fırsat ve belki de olabilecek en iyi şey olabilir. Ülkenin içinde bulunduğu vahim durum, artan acılar ve tehlikeler, devam eden siyasi çekişmeleri ve elitler arasındaki çatışmalara daha fazla zaman harcanmasını kaldıramaz.

Mevcut koşullar altında diyalog, siyasi bir lüks değil, savaş dördüncü yılına girerken Sudan'ı bu çıkmazdan kurtarmak için ulusal bir gerekliliktir. Genel görüş birliği, yalnızca askeri bir çözümün istikrarsızlık krizini sona erdirmeyeceği ve bu savaşın son savaş olmasını garanti etmeyeceği yönünde. Kapsamlı bir siyasi süreç, kalıcı barış ve istikrarlı bir devlet kurmanın en uygun yolu olmaya devam ediyor.

Neden?

Birincisi, savaşı sona erdirmek ve devleti dağılmaktan korumak, askeri yola paralel bir siyasi yol gerektirir. Savaşın devam etmesi Sudan'ın birliğini tehdit ediyor ve coğrafi ve sosyal bölünmeleri derinleştiriyor. Diyalog, savaşın bitmesi için taşları döşeyecek ve yardımcı olacak bir uzlaşma çerçevesi sağlayabilir.

İkincisi, Sudan'ın ulusal egemenliğini yeniden kazanması gerekiyor. Savaş ne kadar uzun sürerse, Sudan halkının ülkenin geleceğini belirlemede öncelikli söz sahibi olması o kadar önemli hale geliyor. Bölgesel ve uluslararası destek kolaylaştırma ve güvence sağlayabilir, ancak Sudan'ın iradesinin yerini almamalı. Sudan liderliğinde ve Sudan'ın sahipliğinde bir siyasi süreç için artan çağrıların özü de budur.

Üçüncüsü, ciddi diyalog güç paylaşımı veya ateşkesle sınırlı kalmamalı. Sudan krizi bundan daha derin ve on yıllarca süren kriz boyunca biriken adaletsizliklerin ele alınmasının yanı sıra devletin doğası, vatandaşlık, geçiş dönemi adaleti, kalkınma ve bölgesel konular hakkında bir müzakereyi gerektiriyor.

Dördüncüsü, diyaloğun başarısı için geniş katılıma ihtiyaç var. Bu, sınırlı bir siyasi elitin diyaloğu olmamalı, aksine sivil ve toplumsal güçleri, kadınları, gençleri ve Sudan toplumunun bütün bileşenlerini, ayrıca göçmen ve mültecilerden sesleri de içeren bir platform olmalı. Sudan, partilerinden ve elitlerinden daha büyüktür ve geleceği halkından ayrı olarak belirlenemez.

Diyaloğun niteliği konusunda elbette büyük bir kafa karışıklığı var: Bağımsız bir ulusal girişim mi, yoksa siyasi sahneyi şekillendirmeyi ve General Abdulfettah el-Burhan'ın iktidardaki konumunu güçlendirmeye elverişli bir ortam yaratmayı amaçlayan, diyaloğun destekçileri ile devlet arasında gizli bir anlaşma mı?

Gerçek şu ki, Sudan arenası, ulusal uzlaşma için çabalayan ve tamamen Sudanlı olan herhangi bir gayret için her zaman istekliydi ve halen de öyle. Bu, Sudanlılar için yeni bir şey değil. Nitekim, bölgesel ve uluslararası aktörler de artık sürdürülebilir herhangi bir çözümün Sudan liderliğinde ve Sudan'a ait olması gerektiği kanaatinde.

Şimdiye kadar söylenenlere dayanarak, Diyalog Hazırlık Komitesi'nin rolü diyaloğu kolaylaştırmak, tekelleştirmek değil ve tarafları kapsamlı ulusal uzlaşmaya varmak üzere bir araya getirmektir. Diyalog ülke içinde yapılacak olsa da bu, komitenin gündemini veya sonuçlarını belirleyeceği anlamına gelmiyor. Önerildiği gibi, devletin gerekli lojistik desteği, yasal, siyasi ve güvenlik garantilerini sağlaması gerekiyor. Devlet, diyaloğun işleyişine müdahale etmeden veya sonuçlarını dikte etmeden, bu garantileri sağlamaya, diyaloğu desteklemeye ve sonuçlarını hayata geçirmeye hazır olduğunu zaten açıkladı.

Niyetlerin varsayımlarla değil, eylemlerle test edilmesi gereken nokta tam da burası. Garantiler mevcutsa ve katılım kapısı açıksa, diyaloğa katılmak ve ne üretebileceğini görmek, kendisi hakkında erken bir yargıya varmaktan daha faydalı. Diyaloğa katılanlar, diyaloğu yönetecek, sonuçlarını yönlendirecek ve böylece geçiş döneminin yeniden başlatılması için yol haritasının çizilmesine katkıda bulunacaklar.

Arzu edilen diyalog, siyasi bir güç paylaşımı düzenlemesi değil ve hiçbir tarafa iktidarı ele geçirme veya pozisyon elde etme konusunda otomatik yetki vermiyor. Amacı, çıkmazı çözmek, görüşlerdeki farklılıkları gidermek, meşruiyet meselesini demokratik olarak belirleyebilecek ve Sudan'ı kimin yöneteceğini seçebilecek özgür ve adil seçimlerle sonuçlanacak geçiş aşaması için bir yol haritası oluşturmaktır.

Bazıları, savaş durmadan diyaloğun başlayamayacağını savunuyor. Ancak, savaşın durmasını bir ön koşul haline getirmek, siyasi süreci fiilen felç eder ve vatandaşları günden güne artan zorlukların ağırlığı altında acı çekmeye bırakır. Savaş sebepsiz ortaya çıkmadı; aksine, siyasi anlaşmazlıklar, sıfır toplamlı bir çekişme, dışlanma ve gerilim atmosferi içinde patlak verdi. Bu nedenle, krizden çıkış için bir yol haritası, sivil yönetim ve seçimlerle sonuçlanacak geçiş düzenlemeleri üzerinde anlaşmak, çatışmayı sona erdirmek için siyasi koşulların oluşturulmasına katkıda bulunabilir.

Aralık 2018 devriminden sonra, Sudan halkı daha önce askeri bileşenle siyasi diyaloglara girmiş, bu da anayasal düzenlemeler ve güç paylaşımıyla sonuçlanmıştı; ancak o dönemde hiç kimse siyasi sürecin başlamasından önce ülkenin çevre bölgelerindeki savaşların tamamen sona ermesini şart koşmamıştı.

Güç kendi başına bir amaç değil, ülkeye ve halkına hizmet etmenin bir aracıdır ya da en azından öyle olmalıdır. Sudan uzun zamandır elitler arasındaki anlaşmazlıklardan ve güç için verilen sonuçsuz bir mücadeleden muzdarip. Artık çabaların ülkeyi kurtarmaya yönlendirilmesinin zamanı geldi.

Mevcut krizinde Sudan başarısızlığı göze alamaz, uzlaşma için bir fırsatı daha heba edemez. Sabırlı halk izliyor ve bekliyor; şu anda ihtiyaç duyduğu şey daha fazla boş konuşmalar değil, gerçek bir umut ışığıdır.