Bazı tarihî şahsiyetler vardır ki kader, onlar hayata veda ettikten sonra dahi etraflarında tartışmaların ve ayrışmaların sürmesini adeta kaçınılmaz kılar. Hatta dünyadan ayrılmaları, haklarındaki tartışmaları daha da büyütür, farklı görüşlerin yeniden gündeme gelmesine yol açar.
Bu şahsiyetler, örneğin eski çağlarda Jül Sezar ve Büyük İskender gibi tarihin kritik ve dönüştürücü dönemlerinde etkin olmuş siyasi figürler olabilir. İslam öncesi Arap tarihinde İmruü’l Kays, Seyf bin Zî Yezen ve Küleyb; İslam’ın ilk dönemlerinde ise Osman, Ali, Muaviye, Zübeyr, Hüseyin, Yezid bin Muaviye, Haccâc, Abdülmelik ve Mansur gibi isimler bu kapsamda sayılabilir. Ardından Hasan Sabbah, Hakim Biemrillah ve Selahaddin gibi şahsiyetler gelir.
Ya da Shakespeare, Moliere, Puşkin, Ebu Nüvas, Beşşâr bin Bürd, Mütenebbî ve Maarrî gibi edebiyat, sanat ve kültür dünyasının isimleri olabilir.
Günümüzde ise Michael Jackson, Charles Ray, Lady Gaga ve Elton John gibi tartışmalı sanatçı figürleri öne çıkıyor. İngiliz Elton John’dan söz etmişken, son kırk yılda İngiltere’nin en fazla tartışılan şahsiyetlerinden birine de değinmek gerekir. Kendisi ne politikacı ne sanatçı ne de edebiyatçıydı; sadece kendisiydi. Sözünü ettiğim kişi Prenses Diana.
Diana’dan söz etmemin nedeni, kardeşi Charles Spencer’ın onun hakkında yayımlamaya hazırlandığı kitap. Spencer, kitapta daha önce anlatılmamış hikâyelere ve olaylara farklı açılardan yer vereceğini söylüyor.
Prenses Diana’nın kardeşi Charles Spencer, yakında yayımlanacak anı kitabında, dönemin Prensi Charles’ın kendisine, “Merak etme, onu yakında unutacağız” dediğini aktarıyor. Daily Mail gazetesinde yayımlanan habere göre bu sözler, Diana ile Charles’ın oğulları Prens William ve Harry’nin annelerinin cenaze törenine katılıp katılmaması konusunda yaşanan tartışma sırasında sarf edildi. Spencer ise iki prensin cenaze törenine katılmasına karşı çıkıyordu.
Bu haberle ilgili bir soruya yanıt veren Buckingham Sarayı Sözcüsü, “Prensip olarak kitaplar hakkında yorum yapmıyoruz. Ancak Majesteleri Kral, kardeş kaybının acısının zihni bulanıklaştırabileceğinin, olaylara ilişkin muhakemeyi etkileyebileceğinin ve böyle bir kaybın üzerinden uzun yıllar geçse bile hafızayı başkalarının fark edemeyeceği biçimlerde şekillendirebileceğinin farkında” dedi.
Diana hakkında daha kaç kitap yayımlanacak? Daha kaç belgesel çekilecek? Daha kaç film veya dizi yapılacak? Ağustos 1997’de Paris’teki bir tünelde meydana gelen ve doğal bir kaza mı yoksa kurgulanmış bir olay mı olduğu tartışılan trafik kazasında ölümüne ilişkin daha kaç komplo teorisi ortaya atılacak?
Bunlardan herhangi biri bu tartışmalara son verecek, meseleyi nihai bir sonuca bağlayacak mı?
Hayır... Bu, Napolyon Bonapart, Elvis Presley ve Malcolm X’in olduğu kadar Cemal Abdunnasır, Enver Sedat, Kral Faruk, Ümmü Gülsüm, Esmahan ve Abdulhalim Hafız gibi şahsiyetlerin de kaderidir.
Dikkat ederseniz bu isimler arasında devlet liderleri, büyük generaller ve sanat dünyasının parlayan sembol isimleri var. Ancak bütün bu şahsiyetleri birleştiren ortak nokta, haklarında ve etraflarında süren tartışmaların hararetini ve kalıcılığını korumasıdır...
Bu kaderdir. Bana nedenini sormayın; çünkü bu, hayatın en eski ve en büyük sırrıdır.