Küresel petrol piyasasının sorunu artık sadece üretim bölgelerinde ham petrolün bulunabilirliğiyle sınırlı değil, sorun giderek bu ham petrol ve petrol ürünlerinin pazarlara ulaşmak için kullandığı rotaların güvenliğiyle de bağlantılı hale geliyor. Bir deniz koridoru etrafında oluşan darboğaz veya bir ihracat rotası üzerindeki aksaklıklar ne kadar genişlerse, küresel üretim aynı oranda azalmasa bile risk primi o kadar artar.
Bu, Brent petrolünün varil başına 100 doların üzerine çıkmasının önemli bir yönünü açıklıyor. Aylar boyunca fiyatların 70 ila 90 dolar bandında seyretmesinin ardından, Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferin aksaması ile risk primi yükselmeye başladı ve bu aksaklıklar Babu’l Mendeb Boğazı ve alternatif petrol sevkiyat rotalarına yayıldıkça daha da yükseldi. Kara tedarik hatları ve diğer deniz koridorları savunmasız hale geldikçe, fiyatlar varil başına 100 doları aştı.
Bu durum, İran'a bağlı Yemen'deki Husi grubunun Babu’l Mendeb Boğazı'ndan geçen gemilere yönelik saldırıları ve Saudi Aramco şirketine ait Doğu-Batı petrol boru hattının Irak'ın güneyinden yapılan bir saldırının hedefi olmasıyla aynı zamana denk geldi. Boru hattı, Suudi Arabistan petrolünün Kızıldeniz kıyılarına taşınmasında kullanılan ana güzergahlardan biridir.
Böylece, riskler artık Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayıp, en önemli deniz geçiş noktalarından ve alternatif nakliye yollarından birine de yayıldı. Bu durum, petrol piyasasındaki risk primini artırdı ve fiyatları varil başına 100 doları aşan seviyelere yükseltti.
Ancak, büyük güçlerin dahil olduğu diğer savaşların ortasında, petrol piyasalarındaki sorunların da büyüdüğü açıkça görülüyor. ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Husilerin Bab’ul Mendeb Boğazı çevresinde harekete geçmeden önce Fox News'e verdiği bir röportajda, mevcut sorunun küresel rafineri kapasitesinin sınırlı olmasından kaynaklandığını belirtmişti. Wright, Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 8 ila 9 milyon varil petrolün geçtiğini, buna ek olarak boru hatlarından da günde yaklaşık 6 milyon varil petrolün geçtiğini sözlerine eklemişti. Wright'a göre, Babu’l Mendeb'deki aksaklıklardan önce ihracat günde yaklaşık 15 milyon varil iken, bu oran aksaklıklardan sonra günde 10 milyon varilin altına düştü.
Küresel petrol endüstrisinin karşı karşıya olduğu zorluklar ham petrol arzındaki düşüşle sınırlı değil. Endüstri ayrıca, Rus ve Ukrayna rafinerilerine verilen son hasarlar nedeniyle küresel rafineri kapasitesinin azalması sonucu, dizel gibi rafine petrol ürünlerinin yeterli tedarikini sağlamakta da zorlanıyor. Nitekim örneğin, Rusya'nın en önemli rafinerilerinden biri olan Baltık Denizi'ndeki Ust-Luga rafinerisi bir saldırının hedefi oldu. Rus ve Ukrayna rafinerilerine yapılan saldırılar, Avrupa'da dizel kıtlığı yaşanmasına katkıda bulundu.
Aynı zamanda, küresel petrol endüstrisi şu anda Körfez ülkelerinden gelen petrol arzının azalması, bu arzların çoğunun sevkiyat programlarında yaşanan aksamalar, ayrıca Avrupa pazarında dizel gibi rafine petrol ürünlerinin yeterli miktarda temin edilmesindeki zorluklar da dahil olmak üzere çeşitli zorluklarla yüzleşiyor. Bu durum, Ortadoğu ekonomileri ve pazarları üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor; zira bazı Arap ülkeleri, Avrupa'dan karayoluyla pazarlarına gönderilen gıda tedarikinde yaşanan kıtlığın yanı sıra Avrupa'ya gidiş-dönüş hava yolculuğunun yüksek fiyatlarından da şikayet etmeye başladı.