Bekir Uveyda
TT

Nijer, Kaddafi'nin Libyası olma yolunda ilerliyor

Cumartesi günü, Nijer'deki darbenin liderleri, 1 milyon erkek ve kadının katılacağı bir gösteri ile vatandaşlara askeri cuntaya desteklerini gösterme çağrısı yaptılar. 21 Şubat 2021'de seçilen cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum yönetimine karşı darbe yapanlar, aynı gün Fransız Büyükelçi Slyvain Itte’yi ülkeden ihraç etmeye de karar verdiler. O günün akşamı boyunca ekranda birçok uluslararası televizyon kanalında tekrarlanan sahneleri izlerken, bunlara benzer ya da çok yakın sahneler kişisel hafızamın ekranında belirmeye başladı. Sahra altı Afrika'nın ortasından bağırarak şöyle diyen bir ses duyuyormuşum gibi geldi; uranyum zenginliğine rağmen büyük bir yoksullukla boğuşan bir ülke olan Nijer, Muammer Kaddafi'nin Libyası olma yolunda hızla ilerliyor. Albay Muammer Kaddafi yönetimini ele geçirdiğinde Libya, Afrika'nın, Arap dünyasının ve hatta daha geniş anlamda İslam dünyasının zengin ülkelerinden biriydi.

Hayır, mesele sadece bir hayal değil, bunun ötesinde ve daha derin. Ama girişte bahsettiğimiz konudan uzaklaşmadan önce, özünde kalıp nasıl sonuçlandığını anlatmakta fayda var. O günün ilerleyen saatlerinde neler oldu? Çağrıya yaklaşık 20 bin olduğu tahmin edilen Nijerya vatandaşı uydu. Başkent Niamey'in en büyük stadyumu olan Seyni Kountche Stadyumu'nda toplandılar. Darbecilerin kurduğu Vatanı Koruma Ulusal Konseyi üyelerinden biri olan Albay Amadou kalabalığa hitaben şunları söyledi: "Nijer'de hiçbir Fransız askerinin kalmayacağı güne kadar mücadele durmayacak." Albay "Onları çıkaracak olan sizlersiniz" diye de ekledi.

Benzer bir sahne, Albay Muammer Kaddafi'nin, 54’üncü yıldönümü yarından sonraki güne denk gelecek 1 Eylül 1969 darbesine liderlik etmesinden 15 gün sonra ilk kez ortaya çıktığında da yaşanmıştı. Tarih, 16 Eylül’dü ve Libyalıların takdir, sevgi ve saygıyla "Mücahitlerin Şeyhi" diye adlandırdıkları Ömer el-Muhtar'ın şehadet yıldönümüne denk geliyordu. Kaddafi, darbeden sonra yapacağı ilk konuşma için Libyalıların hafızasında ve tarihin belge ve kayıtlarında haklı olarak özel bir yere sahip olan bir olayı kullanarak, ne kadar zeki olduğunu göstermişti. Darbe liderinin adı daha sonra, İngiliz ve Amerikan kuvvetlerinin tahliyesinin ardından “Libya'nın yabancı üslerden kurtarılması” olarak tanımlanan olay ile de ilişkilendirildi.

Bu, ister Nijer, ister Libya açısından olsun doğru bir tanımlama. Herhangi bir ülkenin topraklarını ve halkını, yabancı ülkelerin silahlı askeri varlığının yükünden kurtarmaya kim itiraz edebilir? Kesinlikle hiç kimse. Ancak burada tartışılabilecek husus; niyetlerin samimiyetinin boyutu ve bu amacın etrafında pek çok şüphenin dolaştığı farklı hedeflere ne kadar hizmet ettiğidir. Bu yazının sınırlı alanı fazla ayrıntıya girmemize olanak tanımıyor. Ancak ABD ve İngiltere’nin üslerini tahliye etme taleplerine itiraz etmedikleri biliniyor. ABD Tobruk’taki üssünü, İngiltere de Trablus'taki üssünü tahliye etti. İtiraz etmek şöyle dursun, Washington tam aksine kendisine belirlenen tarihten önce üssünü boşaltmakta acele etti. Hatta bu acelesi, daha sonra "Büyük Fatih Devrimi" olarak anılacak olan darbenin liderine sunduğu bir hediye gibi göründü.

Olayların zamansal farklılıklarına rağmen, bazı yönleri arasındaki benzerlikler bazen aralarında karşılaştırma yapmaya itiyor. Nijer'in devrik cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum'un Libya kökenli olması (adı Muhammed Ebu el-Azum’dur), şu soruyu sorma hakkı veriyor: Nijer darbesinin lideri General Abdurrahman Tchiani ve Askeri Konsey üyesi yoldaşları arasındaki uyum sürecek mi yoksa dünya, Kaddafi ile devriminin bazı Askeri Konsey üyeleri arasında yaşanana benzer bir ihtilaf ve bölünmenin ortaya çıktığını mı görecek? Kaddafi 50 yıl önce yaptığı Zuvara konuşmasında duyurduğu darbe içinde darbe ile bu bölünmeyi kendi lehine döndürmeyi çok iyi bilmişti. Yukarıdaki sorunun cevabına gelince, öngörülemez olmayı sürdürüyor.