Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Lee Kuan Yew, ‘atalarını memnun eden adam’

Lee Kuan Yew, anılarında sömürgeci Japon askerinin onu diz çökmeye zorladığını ve bunu yapmayı reddettiğinde veya oyalandığında kendisine “saldırıp tokat attığını” anlatıyor. Japonların zulmünden sonra Singapur’u işgal eden İngiliz sömürgeciler ise askeri olarak başarısız olmalarına rağmen yine de halka kötü davrandılar. Lee bu ortamda “hiçbir yabancının bizi oraya buraya itip kakmasına izin vermeyeceğiz” kararlılığıyla büyüdü. Lee Kuan Yew’in adı “atalarını memnun eden adam” anlamına geliyor. Şimdi dünya tarihinin en önemli yapısal mucizelerinden birini gerçekleştiren başbakanın doğumunun 100’üncü yılı kutlanıyor.

Singapur 1965’te Malezya’dan ayrıldığında burası böcekler ve salgın hastalıklarla dolu durgun bir bataklıktı. Üçüncü dünya ülkeleri sıralamasında ise listenin son sıralarında yer alıyordu. Oxford ve Cambridge’deki sömürge üniversitelerinden dönen Kuan, ülkesini birinci dünyada en üst sıraya taşımaya karar verdi. 1990 yılında başbakanlıktan istifa ettiğinde, kişi başına düşen ortalama gelir 500 dolardan 13 bin dolara yükselerek Güney Kore dahil birçok gelişmiş ülkeyi geride bırakmıştı. 2015 yılında 91 yaşında öldüğünde 1,5 milyon Singapurlu onun bedenine veda etti.

Mütevazı bir evde ve mütevazi bir ofiste, herhangi bir israf veya zenginlik belirtisinden uzakta sade bir hayat yaşadı. Devletteki yolsuzluğun sıfır veya sıfırın altında kalması koşuluyla bakanlarına ve yardımcılarına mümkün olan en yüksek maaşları verdi. İki sıradan heykel dışında kendisi için anıt dikilmesine engel oldu. Ölümünden sonra evinin müzeye çevrilmemesi için yıkılmasını istedi. Ancak vasiyet çocukları arasında anlaşmazlığa yol açtı. Oğlu Başbakan Lee Hsien Loong, heykellerden birinin üzerine şöyle yazılmasını emretti: “Kuan Yew’e ait bir anıt arıyorsanız, etrafınıza bakın”. Henry Kissinger ise Kuan Yew hakkında şunları söyledi: “Onun Singapur vizyonu, yalnızca yaşayan değil aynı zamanda başarı, üstün zekâ, tam düzen ve doğal zenginliğin yaratıcılıkla telafi edilmesi ile öne çıkan bir ülkeydi”. Kuan, demokrasiye pek inanmıyordu. Bir keresinde şöyle demişti: “Geçmişte demokrasiyi hiç uygulamayan ülkelere demokrasiyi empoze edebileceğinizi düşünmüyorum. 5 bin yıl boyunca, kendisine itaat etmeyenlerin kafasını kesen bir imparatorluğun yönetimi altında yaşadıktan sonra Çin’den nasıl demokrasiye göre davranmasını isteriz?”. Ünlü sözlerinden bir diğeri de şuydu: “Bir politikacı sözlerini minimumda tutmalı ve eylemlerinin kendisi adına konuşmasına izin vermelidir”.

Singapur, kurucusunun 100. yılını kutlarken tüm uluslararası endekslerde birinci sırada yer alıyor. Bu, hayatını ülkesine adadığını, ülkesinin hayatından daha güzel ve daha önemli olduğunu söyleyen bir adamın hikayesidir.