Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Heykel meşalesini indiriyor

İsrail, Ortadoğu'nun acıları içinde yalnız Gazze'ye yükleniyor, kanın görüntüsü ile heyecanlanan bir cellat gibi, kan aktıkça rahatlıyor. Savunma Ordusu tarafından yürütülen operasyonları tarif edecek kelimeler artık yok. Buna gerçek bir tarif arayan herkes için, Savunma Bakanı'nın temizlik ve imha kampanyasında yeni bir aşamayı duyurduğunda yüzündeki o silinmeyen gülümseme yeterlidir.

Her vahşetin eşi benzeri görülmemiştir, ancak en korkunç olanı, İsrail'in tüm dünyanın yüzüne bakıp dünyanın gördüklerini inkâr etmesidir. Bu inkârını ne yazık ki destekleyen bir tanık da var. Amerika Birleşik Devletleri, Gazze'nin kalıntılarında yaşanan şiddetli soykırımdan biraz da olsa utanç duymuyor mu? Tüm müttefiklerinin, özellikle de Gazze’deki sahnelere artık dayanamadığı için tarihsel suçluluk kompleksini bir kenara bırakan Almanya'nın tutumu karşısında da mı utanç duymuyor? Fransa Cumhurbaşkanı'nın, ülkesinin ve halkının sergilediği cesur ve asil duruş karşısında suçluluk duymuyor mu?

Filistinli delegelerin Birleşmiş Milletler'e ulaşıp şikayetlerini dile getirmelerini engelleyen Woodrow Wilson ve Abraham Lincoln'ün ülkesi mi? Demir Perde'ye, kapalı sınırlara ve özgürlüklerin sansürüne karşı mücadele eden ülkeye ne oldu? Washington'un İsrail'i bu derece desteklemesi tartışmalı bir politika. Filistinlilerin, Amerikan topraklarında bulunan Birleşmiş Milletler'e ulaşmasını engellemek, Sovyetlerin Amerikan açılımı ve “özgür dünya” ile çatışmanın zirvesindeyken büzülmesine benziyor.

Amerikan yasağı sadece Filistinlilere karşı atılmış apaçık bir adım değil. Fransa'ya, Araplara, halkların ve ulusların ezici çoğunluğuna karşı düşmanca bir eylem.

Meşru bir amacı olanların yüzüne kapıları kapatmak, dünyanın en büyük ülkesine yakışan bir davranış değil. Amerikalılar, ülkelerinin girişine Özgürlük Heykeli'ni yerleştirdiklerini ve o kapıdan on milyonlarca korkmuş insanın girdiğini unutmuş gibiler.