Muhammed Rumeyhi
Araştırmacı yazar, Kuveyt Üniversitesi'nde Sosyoloji profesörü...
TT

Sir Baniyas inzivası: Kargaşa zamanında sakin düşünme

16. Sir Baniyas inzivası, aralık ayının ikinci haftasında, BAE Dışişleri Bakanlığı'nın himayesinde, çölün kalbindeki ücra ve güzel bir yerde düzenlendi. Toplantıya çok sayıda uluslararası ve Arap uzman ile yetkili katıldı. Her yıl olduğu gibi, Sir Baniyas ne bir medya forumu ne de bir konuşma platformuydu, aksine samimi diyalog için kapalı bir alandı. İnziva açık bir ilkeye dayanmaktadır; görüşler sahiplerinin diliyle aktarılmaz, isimler anılmaz ve platform kamuoyuna hitap etmek için kullanılmaz. Amaç, katılımcıların birbirleriyle konuşması ve fikirlerin medya veya popülizmden uzakta, açık ve objektif bir şekilde sunulmasıdır.

Bu makalede yer alanlar yazarın kendi izlenimleridir. Dinleyiciler genellikle fikirleri kendi bilişsel filtreleri ve geçmiş deneyimleri aracılığıyla yorumlarlar, bunlar da her zaman tamamen doğru ve hassas olmayabilir. Bununla birlikte, toplantının konsepti ve kendine özgü rasyonel yaklaşımı, farklı görüşlere ve ayrılıklara rağmen diyaloğu verimli kıldı.

Bu yılki toplantı, bölgedeki karışıklığın boyutunu ve krizlerin karmaşıklığını yansıtan temel temaları ele aldı. Tartışılan konular arasında şunlar vardı; çalkantılı bir dünyada bölgesel hedefler, İran'ın geleceği ve bölgedeki rolü, Sudan'da uzlaşma olasılıkları, Suriye ve karşı karşıya olduğu zorluklar ve ABD'nin Ortadoğu'daki rolü. Sınırlı kışkırtma kapasiteleri göz önüne alındığında, siyasal İslamcı hareketlerin geleceği, bölgesel ve uluslararası bağlamı içinde Filistin sorunu ve son olarak siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla Ortadoğu da kapsamlı bir bakış açısıyla müzakere edildi. Herkesin aynı fikirde olması elbette beklenmiyordu ve gerekli de değildi. Anlaşmazlık, tartışmaların zenginliğinin bir parçasıydı.

Bir katılımcının belirttiği gibi, bölge baş döndürücü bir hızla hareket ediyor. Ekonomi değişiyor ve teknoloji eşi görülmemiş bir hızla ilerliyor. Toplumlar yeni umutlara yöneliyor. Bu konuların karmaşık ve tahmin edilmesi zor olduğu aşikardı.

Müzakereler sırasında, Filistin sorununun bölgedeki birçok krizin temel kaynağı olmaya devam ettiği fikri öne çıktı. Sadece ahlaki veya tarihsel bir perspektiften değil, aynı zamanda tekrar tekrar bir seferberlik aracı, bölgesel ve uluslararası müdahaleler için bahane ve çeşitli ajandaları uygulamak için bir örtü olarak kullanıldığı için temel kaynak olmayı sürdürüyor. Adil bir çözümün devam eden yokluğu aşırıcılığı körüklüyor ve gerek İsrail'de gerekse bölgede sertlik yanlısı güçlere eylemleri için gerekçe sağlıyor.

Tartışmalar, Sudan, Somali, Etiyopya, Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen ve İran gibi birçok yanında alevlerin yükseldiği bölgesel sahneye de odaklandı. Merkezi soru şuydu: Kaynakların azaldığı ve acımasız ideolojilerin bilgisiz kitleleri beslediği bir dönemde bu alevler nasıl söndürülebilir veya en azından kontrol altına alınabilir? En aşırı gruplar çatışmadan fayda sağlarken, sıradan vatandaşlar en ağır bedeli ödüyor.

En dikkat çekici noktalardan biri, 2050 yılına kadar 600 milyon kişiye ulaşması öngörülen Ortadoğu'daki demografik değişimdi. Nüfustaki bu büyüme, bireysel politikalar veya dar, ulusal çözümlerle ele alınamaz. Avrupa deneyimi, farklı bağlamına rağmen, ekonomik entegrasyonun herkes için yaşam kalitesini iyileştirmenin bir ön koşulu olduğunu gösterdi. İdeoloji elektrik sorunlarını çözmez, iş imkanı sağlamaz veya etkili sağlık ve eğitim sistemleri kurmaz. Bunu yapan rasyonel düşünce, uzun vadeli planlama ve bölgesel iş birliğidir.

Bu noktada müzakereler, liderliğin kalitesi konusuna geri döndü. Gerçek farkı, şimdiki anın ötesine bakabilen ve büyük sorunlara odaklanabilen liderlik yaratır; gerçeklik ve emelleri dengeleyen ve sloganlardan ziyade toplumun çıkarlarını önceliklendiren bir liderlik.

Bölgedeki devrimci deneyimler, bilge liderlik eksikliği ve “biz” yerine “ben”e öncelik verilmesi nedeniyle dünya ile uyumumuzu sık sık kaybettiğimizi ve bunun bölgesel iş birliğini zayıflattığını gösterdi. İş birliği zorunluluktur, bir seçenek değil ve bölgeyi tekrarlayan krizlerden koruyacak olan da odur.

İran ele alınırken, karmaşık bir tablo sunuldu. Üst düzeyde iç çatışmalar ve Ekim 2023 öncesine kıyasla stratejik bir gerileme söz konusu. Bugün İran siyasi izolasyondan muzdarip, bölgesel vekillerinin bir kısmını kaybetti ve boğucu bir ekonomik krizle karşı karşıya. Elektrik, su ve altyapısını onarmak için milyarlarca dolara ihtiyacı var ve bu kaynaklar mevcut değil. Siyasi esneklik halen sınırlı ve bazı başarısızlıklar hâlâ zafer olarak yorumlanıyor. İran'daki olası değişim, derin iç gelişmelerle bağlantılı ve tüm değişim senaryoları cesaret kırıcı.

Suriye'ye gelince, eski rejim olmadan bir yıl yaşadı. Özellikle komşu ülkelerle ilişkilerde ilk başarılar elde edildi, ancak zorluklar hâlâ sürprizler barındırıyor. Azınlıklar meselesi, devletin gelecekteki biçimi, yasama kurumlarının zayıflığı ve anayasa taslağının hazırlanmasındaki gecikme, istikrarı engelleyebilecek faktörler arasında yer alıyor. Mezhepçilik karşıtlığı şart, aksi takdirde kriz farklı bir biçimde tekrarlanacaktır. Irak’ın aksine Suriye'deki değişim içseldi ve bu da doğru şekilde değerlendirilmesi halinde gerçek bir fırsat sunuyor.

ABD'ye gelince, görüşler farklıydı. Kimileri bölge için hâlâ çok önemli olduğuna inanırken, kimileri radikal bir değişim gerçekleştiremeyeceğine, kimileri ise politikalarının koşullara bağlı olarak değişken olduğuna inanıyor. Mevcut ABD Başkanının kişiliği, baskı için nadir bir fırsat penceresi açabilse de ABD'nin İsrail ile ilişkisi en önemli engel olmaya devam ediyor. Körfez'e gelince, Washington'u kendisi ile uzun vadeli, kurumsal güvenlik çerçevesine dayalı ilişkiler kurmaya ikna etmek için hâlâ ortak bir çaba harcamasına ihtiyaç var.

Beniyas inzivası, açıklamalar yapmak veya nihai pozisyonlar benimsemek için bir yer değil. Kargaşa zamanında sessizce düşünmek, dinlemek ve fikirleri gözden geçirmek için bir alan. Belki de giderek daha gürültülü hale gelen bir dünyada, tam olarak ihtiyacımız olan şey bu tür ender alanlardır.

Son söz; bilge devletler kameralardan uzakta ve geleceğe yakın düşünürler.