Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Geçtiğimiz yıl üzerine düşünceler... Araplar ve Müslümanlar

2025, mezhepçilik, cemaatçilik ve diğer bütün ilkel dürtüler açısından en kötü yıllardan biriydi. Aptallar eski kötülüklerini hatırladı; kanlı hezeyanlarını diriltmek için toprağı eşeledi ve bugünüyle geleceğini, gecesi de gündüzü de karanlık olan, ışığın yalnızca dışında bulunduğu mağara çağlarına geri itti. İçerisi körlüktü. Kaos yayılıp kan kaynarken, nefret salgınları etrafa saçılırken; habis ruhlular ve komplo kurucular unutulmuş samanlıklar içinde yangın aramaya koyuldu. Derken birden İsrail’in Dürzi meselesini ortaya attığını ve onu alevlendirdiğini gördük; genel ahlak kurallarına, akrabalık ve komşuluk edebine en bağlı topluluklardan birinin içine korkular salındı. Hiçbir neden yokken Suriye’de masum kanı döküldü; o sırada Gazze Şeridi’ndeki büyük savaş sürüyordu.

Bu karmaşık anda en önde gelen Dürzi lideri Velid Canbolat’ın tutumu iki temel ilke üzerinde yoğunlaştı: ‘hikmet ve Araplık’. İlgililere, Dürzi Dağı’nın ‘Arap Dağı’ olduğunu hatırlattı; çünkü kimlik birdir. Bu kaya gibi sağlam kimliği, asalak eğilimlerle korku ve yanıltma ekipleri sarsamaz. Komplo, Dürzilerin çevreleriyle ve topraklarıyla bağlarını daha da pekiştirdi. Derin Dürzi kimliği, sosyal medya kurgularından, paralı askerlerden ve yıkım ile parçalanma meraklılarından çok daha güçlü kaldı.

Bu komplo, dağa ve dağın halkına yabancı değil. Bu, onların varoluşsal sınavlarından biri; tıpkı 1860 felaketi gibi. Yani mesele, Suriye’de, Lübnan’da ya da Filistin’deki Dürzi varlığının ötesine geçip bu uzun üçgenin tamamını kapsadığında…

Velid Canbolat, Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı ziyaret eden ilk siyasi lider oldu. Bu adım, her iki taraf için de bütün Araplar için de sıradan değildi. Herkes, uluslararası satranç oyununun artık en geniş halkalarıyla oynandığını biliyor. Bugünkü savaşın yarısı akıl savaşıdır; eşi benzeri yoktur. Kimse, Filistin direnişinin mücadelesinin önemli bir bölümünün Kemal Canbolat’ın liderliğinde yürütüldüğünü, aynı zamanda ulusal hareketin öncülüğünü yaptığını unutmaz. Dürzilerin Müslümanlığına ve Araplığına kuşku duyanlara bundan daha güçlü bir cevap da olamazdı.