Gassan Şerbil
Şarku'l Avsat Genel Yayın Yönetmeni
TT

Trump'ın mahkemesi sizi çağırırsa

Trump'ın mahkemesi sizi çağırırsa, bunu çok ciddiye alın. Bu durum, terörizmi desteklemekle veya uyuşturucu imparatorluğuna karışmakla suçlanan bir başkan olsanız da geçerlidir. Yine Büyük Şeytanı, elçiliklerini ve çıkarlarını taciz etmekle görevli bir fraksiyonun lideri olsanız da geçerlidir.

Bu durumu ciddiye alın. Denge dönemi sona erdi. Sovyetler Birliği mezarında. Güvenli sığınaklar yok oldu. Arananlar artık böyle bir dokunulmazlığa ve sığınağa sahip değil. Dünya ABD’nin oyun sahası. Bir Amerikan uçağı bugün tıraş olmaya üşenip üşünmediğinizi bilebilir. Bir Amerikan insansız hava aracı, ister otel, ister mağara, isterse kalabalık bir şehirdeki meçhul bir oda olsun, saklandığınız yerde sizi ziyaret edebilir. Mahkemenin sahibi sizi öldürmek veya gözaltına almak için Delta Force'u göndermek zorunda değil. Ülkenizi yaptırımlarla zincirleyebilir ve ulusal para biriminizi eskimeye ve düşüşe sürükleyebilir.

Uluslararası hukuka, ulusal egemenliğin kutsallığına, Guterres'in örgütüne ve gözyaşlarına bel bağlamayacak kadar bilge olduğunuzu varsayıyorum. Ve bilmelisiniz ki, mahkemenin mevcut sahibi seleflerine benzemiyor. O, Bill Clinton değil. Beşşar Esed için kırmızı çizgi çeken ve sonra aştığında ona ağır bir ceza vermekten kaçınan Barack Obama da değil. Ve kesinlikle bedeninde halefinin oklarının vurmadığı yer kalmayan Joe Biden değil.

Yeni ABD ulusal güvenlik stratejisi ve güncellenmiş Monroe Doktrini üzerinde durup düşünmeniz iyi olur. Fidel Castro'nun on yıllarca arka bahçede ABD'nin baş belası olarak yaşamasına izin verilen dönem sona erdi. İran'ın Ebu Zeynep'e Beyrut'taki ABD Deniz Piyadeleri kışlasına bomba yüklü kamyonla saldırı görevi verebildiği dönem sona erdi. Filistin Kurtuluş Halk Cephesi'nin Beyrut'ta bir Amerikan büyükelçisine suikast düzenleyebildiği veya başka bir fraksiyonun Hartum'da Amerikan büyükelçisine suikast düzenleyebildiği zamanlar geride kaldı. Dünya değişti, ABD de değişti.

Venezuela'dan ABD'ye uyuşturucu ihraç etmenin, sorunlar ve darbeler ithal etmek anlamına geldiğini anlamak için yapay zekâya gerek yoktu. Ülkenizin haritasına baktığınızda, Çin'i ve onunla birlikte Rusya’yı, İran insansız hava araçlarını ve Kuzey Kore’nin füzelerini ABD'nin “arka bahçesine” sokma hakkınız olmadığını da anlamalıydınız. Ülkeniz dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen, ulusal para biriminizin felaket niteliğindeki çöküşünü ve milyonlarca insanın rejiminizin gölgesinden kaçışını göz önünde bulundurmalıydınız.

Dersinizi almalıydınız. Irak'taki ABD askeri komutanlığı, General Kasım Süleymani'nin Sünni örgütler de dahil olmak üzere askerlerine karşı bomba yerleştirenleri ve saldırı düzenleyenleri yönlendirdiğini biliyordu. Ayrıca generalin sık sık Bağdat'ı ziyaret ettiğini de biliyordu. Ancak Washington, Süleymani'yi öldürme kararını Usame bin Ladin'i öldürme kararından daha tehlikeli sayıyordu. Hiçbir Amerikan başkanı, İran rejiminin “en güçlü ikinci adamı”nın, çeşitli haritaları tüneller ve füzelerle donattığını bilmesine rağmen, ölüm emrini vermeye cesaret edemedi. Ama 3 Ocak 2020'de Ortadoğu sarsıldı. Beyaz Saray'ın efendisi, Bağdat Havaalanı yakınlarında Süleymani'nin öldürülmesini emretti. Donald Trump, ne düşmanlarının çizdiği kırmızı çizgileri ne de danışmanlarının işaret ettiği çizgileri tanıyor. Ve İran için ne kötü bir şanstır ki, adam nükleer tesislerini bombalamak için Beyaz Saray'a geri döndü. Nicolás Maduro için ne kötü bir şans ki, Trump onu tutuklatmak ve zorla bir Amerikan mahkemesinde yargılamak için geri döndü.

Maduro'yu bir Amerikan mahkemesinde yargılamak için tutuklayarak Trump, uçaklarının İran nükleer tesislerine attığı devasa bombalardan daha güçlü bir mesaj gönderdi. İran Dini Lideri için Maduro'nun Amerikan güçleri tarafından kaçırılması haberini almak ne kadar zor olmalı. Caracas ile Tahran arasındaki mesafenin çok büyük olduğu, iki rejimin doğası arasındaki farkın da aynı şekilde büyük olduğu doğru. Ancak İran para biriminin yaptırımların ağırlığı altında değer kaybetmeye alıştığı da doğru. Ve protestocuların sesleri İran'ın her yerinde yankılanıyor. Trump, barışçıl protestocuların öldürülmesi durumunda müdahale tehdidinde bulundu. Netanyahu, Devrim Muhafızları'nın füze cephaneliğini cezalandırma gezisinde Trump'ın kendisine eşlik etmesini hayal ediyor. Ayrıca, Venezuela petrolünün “büyük abi”nin kontrolüne geçmesi, Tahran'ı Batı'yı korkutmak için kullandığı Hürmüz Boğazı'nı kapatabilme kozundan da mahrum bırakıyor.

ABD’deki hapishanesinde Maduro, anılar tuzağına düşecek. O devrimci coşku, Latin Amerika'nın Amerikan müdahalesine duyduğu nefretin mirası, Simón Bolívar'ın torunlarının sıkılmış yumrukları, Castro'nun yeşil kıyafetleri ve ateşli, uzun konuşmaları, kanser vücudunu kemirdiğinde kendisinden daha iyi bir halef bulamayan akıl hocası Chávez'in sarsılmaz kararlılığı onu ele geçirdiğinde sadece bir otobüs şoförüydü.

ABD korkmuş görünüyor, ancak Oval Ofis'in efendisi “tarihin en güçlü ordusunu” seferber ettiğinde gerçekten korkunç hale geliyor. Vladimir Putin haberi büyük olasılıkla derin bir kızgınlıkla karşıladı. Ordusu onu öldürmeden veya yakalamadan dört yıldır Zelenski ile savaşıyor. Beyaz Saray’ın efendisi James Bond madalyasını ondan söküp aldı.

Muammer Kaddafi'nin yardımcılarından, bir gün Amerikan savaş uçakları onu yatak odasında yakaladığında korkunun onu nasıl sardığını duyduğumu hatırladım. Saddam Hüseyin'in boynuna ip geçirildiğinde nasıl elinin boynuna gittiğini anlattıklarını hatırladım. İpin görüntüsü, merhum Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'i de olduğu yerde durdurmuştu.

İşte dünya budur. Güçlüler, başkalarının hakkı olmayan şeyleri yapabilirler. Uluslararası hukuk sadece zayıflar üzerinde bir kısıtlamadır. Maduro'nun tutuklanması, Manuel Noriega'nın kaçırılmasından daha ciddi bir olay. Dünya bir orman. Putin, Zelenski'yi yolsuzluk ve ülkesinin haritasını yeniden çizmek için gelen askerleri öldürme suçlamalarıyla bir Rus mahkemesinde yargılamak için kaçırma fikrine kapıldı mı? Kremlin’in efendisi neden Maduro'ya, Beşşar Esed gibi, “insani sığınma” hakkı ve Moskova'da bir daire vermeyi düşünmedi?