Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Başarısızlığın taklidi

Tarih kendini tekrar etmez. İnsanları birbirini taklit eder. Deha ve aptallıkla dolu bu büyüleyici materyali yeniden okurken bunu garip bir basitlikle keşfedersiniz. Büyük İskender’in Hindistan seferine çıkmasının nedeni neydi? Çok sayıda yazar. Günümüz tabiriyle halkla ilişkiler uzmanları. Bu fikri nereden aldı? Kendisinden önce gelen Yunanlı liderlerden.

İskender'den önce Yunanlar, New York Eyaleti büyüklüğünde bir alanda sürekli savaştılar. Ondan sonra ise neredeyse Amerika Birleşik Devletleri büyüklüğünde geniş bir bölgeyi kontrol ettiler. Yazarlar, bilginler ve etnograflar eşliğinde, Aristoteles'in en ünlü öğrencisi Mısır'ı kasıp kavurdu, görünüşte sonsuza dek sürecek olan Pers İmparatorluğu'nu yıktı ve Yahudiler ile diğer halkları kucakladı. Sonra da kuvvetleri isyan edip ilerlemeyi reddetmeden önce Hindistan ve Orta Asya'nın derinliklerine kadar girdi. Nil'den İndus Nehri'ne kadar yetmişe yakın şehir kurdu ve bunları Yunan yerleşimcilerle doldurdu. Sonra kendini tanrı ilan etti ve 32 yaşında mütevazı bir mezara gömülene kadar içkiye düşkünlük gösterdi.

Peki, Napolyon’u Mısır'a götüren neydi? Yazarlar, tarihçiler ve bilim insanlarından oluşan bir heyet. Aynı şey Rusya için de geçerli. Daha sonra onu Avusturya'ya götüren de aynı şeydi. Ardından Hitler geldi ve onu taklit ederek aynı tuzaklara düştü. Tıpkı İskender'in kendini tanrı olarak görmesi gibi, imparator Napolyon da kendine bir tür ilahlık bahşetti. İstisnasız her lider, işgal ettiği ülkeyi yerleşimcilerle doldurdu.

Rusya, Sovyetler Birliği boyunca bunu yaptı, Fransa ve İngiltere de öyle. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya gibi ülkeleri tamamen yerleşimcilerden kurdu.

Sömürge sürecinin en önemli kısmı her zaman kültür ve eğitim olmuştur.

Yunan uygarlığından, ABD ve Hindistan da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında yerleşimi kolaylaştıran İngilizceye kadar, bu böyle olagelmiştir.

Sonuçta kendini tekrar eden tarih değil, insanın inatçılığıdır. Ve bunu, Marx'ın dediği gibi, büyük bir aptallıkla yapmaktadır.