Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Evinin bahçesinde suikast

Muammer Kaddafi’nin iktidarının son yıllarında, halefinin kim olacağına dair spekülasyonlar giderek arttı. Bu süreçte oğlu Seyfülislam’ın adı bir alternatif olarak öne çıktı. Genç Kaddafi, siyasetin doğal yollarına inanan, gerçekçi bir aday profiliyle sahneye çıktı. Konuya hâkim çevreler, onun Libya’yı ‘cemahiriye sisteminin’ sürrealist dünyasından, sessiz ve yavaş bir geçişle çıkaracağını öngörüyordu. Bu geçişin, babasını öfkelendirmeyecek; değişimi, ‘Yeşil Kitap’, ‘Üçüncü Teori’ ve Afrika krallıkları anlatısından bir kopuş gibi değil, babanın iradesinin doğal bir uzantısı gibi gösterecek şekilde tasarlanacağı düşünülüyordu.

Bu geçiş dönemi için Seyfülislam, etrafını aklıselim sahibi isimler, entelektüeller ve tecrübe sahibi insanlarla çevirdi. Libya’nın bu yeni yüzü, dünyanın birçok çevresinde memnuniyetle karşılandı. Ülkenin yeniden devrimci ya da halk komitelerinin ve benzeri adlandırmaların eline düşmeyeceği, aksine sakin bir biçimde yeniden bilincin ve devlet aklının yollarına döneceği kanaati güç kazandı.

Ancak Kaddafi’ye karşı yürütülen savaş, akla dayalı tüm ihtimalleri ortadan kaldırdı. Seyfülislam’ın bu koşullarda babasının yanında yer alması kaçınılmazdı. Alternatif ise kaos oldu. Muammer Kaddafi, eşi benzeri görülmemiş bir vahşetle öldürüldü; ailesi dağıldı, çocukları savruldu. Seyfülislam uzun süre ortadan kayboldu, ta ki birkaç destekçisiyle birlikte uzakta yeniden ortaya çıkana kadar. Fakat artık her şey için çok geçti.

Artık kimse Seyfülislam’dan çok söz etmiyor. Gölge içinde kendini ülkeyi birleştirecek bir figür olarak hazırladığı söyleniyordu. Onun öldürülmesinin ilanı, Trablus’taki siyasetten birini, devlet rolünü yeniden tesis etme yolundaki en güçlü adaylardan birini uzaklaştırdı. Kimse, Kaddafi’nin liderliğinde 42 yıl süren iktidarın ardından Libya’da geriye ne kaldığını bilmiyor; sonrasında yaşanan çözülme yılları ve kabile eğilimlerine dönüş sürecinde, Seyfülislam da kendi kabilesi Kaddadfa üzerinden ülke üzerindeki etkisini göstermişti.

Seyfülislam’ın öldürülmesi, tekil bir suç olmanın ötesinde. Babasının ardından, dört silahlı kişi tarafından evinin bahçesinde suikasta uğrayan en tanınmış Libyalı oldu; sanki adam öğle uykusu sırasında aile içi bir çatışmanın kurbanı olmuş gibi...

Son günlerde, ülkede liderliği pekiştirme yönünde bazı düzenlemelerin yürütüldüğü konuşuluyor. Bu da yeni ve muhtemelen kanlı bir mücadelenin kapısını aralayabilir.