Maskat nerede? Tarafsızlık ülkesinde; diyalog denizinin kıyısında; Umman Denizi’nde; Babu’l-Mendeb’e komşu; Körfez’in penceresinde; İran’ın karşısında; Yemen’e yakın; Pakistan’a birkaç adım; Hindistan’a birkaç fersah mesafede. Halkı hançer kuşanır; ama aynı zamanda uzlaşma görüşmelerine, antlaşma müzakerelerine ve karşılıklı anlayışın şemsiyelerine ev sahipliği yapar.
Maskat, koyu kayalıklarının ardında uzakta gibi görünür. Sonra birden zaman gerilir, denizler kabarır, tehlikeler yükselir; hasımlar arasındaki mutabakat kâğıtlarını hazırlaması için Maskat’a seslenilir. Artık sanki bir köşede, yalıtılmış değildir; rüzgârların tam ortasındadır. Yakınlığıyla herkese güven veren, tarafsızlığıyla herkesin itimat ettiği bir arabulucudur.
Maskat bu zor konumu, coğrafyasının meydan okumalarıyla yarışarak ve tarihinin mirasıyla uzlaşarak yönetti. Bölgesel kutuplaşmaların içine sürüklenmek yerine, dokunulmazlığına ve birikimine güvenilen bir tanık rolünü seçti.
Maskat, Arap dünyasının çatışmalarından uzak durmakta parlak bir başarı gösterdi. Araplar ile Batı arasında dengeyi sağlamlaştırmada da başarılı oldu. Büyük davaları sahiplenirken, küçük hesapları heveskârlara ve kayıp zamanın efendilerine bıraktı.
Bugün Maskat, ABD ile İran arasındaki en tehlikeli görüşmelere ev sahipliği yapıyor. Bütün taraflar ya büyük bir kayıp ya da kurtarıcı bir çözüm ihtimaliyle karşı karşıya. Herkes, zaferin ve yenilginin ağır bedellerinden uzak, aklıselim bir çözüme muhtaç.
‘Trumpçı’ bir ABD’nin, İran’la hesaplaşmasının son anlarının himayesini Maskat’a teslim etmesi kolay değildir. Artık bütün Ortadoğu oradadır. Ve kimse bunun nasıl sonuçlanacağını bilmiyor: savaş mı, barış mı? Her iki taraf için yeni bir kazanım mı, yoksa herkes için yeni bir anlamsızlık mı?