Ortadoğu'da savaş davulları korkunç bir şiddetle çalarken, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, diplomatik rolünün sınırlarını aşan tarihsel, manevi ve teolojik yanlışlarla dolu açıklamalar yapıyor.
Amerikalı gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda, nesnelliğini yitirmiş, eskimiş ve artık geçmiş bir dönemin kalıntıları olan dini metinlerin çarpık bir yorumuna dayanarak, İsrail'in Ortadoğu'nun tamamını ele geçirmesinin “sorun olmayacağına” işaret etti.
Huckabee, açıklamalarıyla bizi ateşle oynama, mutlak dini görüşleri göreceli siyasi amaçlara hizmet edecek şekilde manipüle etme noktasına geri götürüyor; bu, sahte bir ustalıkla da olsa, ustalıkla kullandığı bir beceri.
Baptist bir papaz olan ve Dispensasyonalist veya Bölücülükçü adı verilen dini akıma mensup Huckabee'nin tarihsel dönemleri birbirine karıştırması ilk kez olmuyor. Bu akım, modern İsrail'in Tevrat’taki kehanetlerin doruk noktası olduğunu ve kıyamete kadar desteklenmesi gerektiğini savunuyor.
Geçen yılın haziran ayında, 2025'te Huckabee, Trump'a bir mektup yazarak, tüm komşularıyla büyük bir bölgesel savaş anlamına gelse bile, İsrail topraklarında “Tanrı’nın Krallığı”nı kurarak tarihe geçmesini, Armageddon Savaşı aracılığıyla büyük kıyamet sahnesinin gerçekleşmesi için tarihi apokaliptik görüşler sürecine itmesini istedi.
Huckabee'nin temel aldığı ve savunmaya devam ettiği görüşler, Roma Katolik Kilisesi ve Ortodoks kiliselerinin geleneksel Hristiyan düşüncesinden sapmayı temsil ediyor. Dahası birçok Avrupalı ve Amerikan Protestan mezhebi de bu önermeleri reddediyor.
Huckabee'nin mektubu ve son açıklamaları, bir Amerikan büyükelçisinin başkanına verebileceği stratejik siyasi tavsiyeden ziyade, İsrail hakkındaki on yıllardır süregelen sağcı kıyametçi fikirlerin ve İsrail siyasetinin kendisinin mesihçi bir yöne kaymasının doruk noktası gibi görünüyor. Bu artık sadece Amerikan siyasetindeki dini unsurlarla ilgili bir mesele değil, dinin popülist zihniyete temelden sızmasıdır ve bu, ilk Anglo-Sakson (WASP) göçmenlerinin ilk yıllarına kadar uzanan bir olgudur.
Huckabee, bu yöne doğru iten son sağcı Amerikalı nesil olduğunun son derece farkında ve Gazze savaşı, onları ABD içinde şekillenen yeni bir manevi ve siyasi gerçeklik aracılığıyla korkuttu, zira bu gerçeklik, dini metinlerin kelime anlamıyla yorumlanmasını reddediyor. Bunun yerine, onları salt dini ve ırksal önyargıları aşan daha geniş bir manevi ve entelektüel çerçeve üzerinden ele alıyor.
Huckabee, geçen yaz Fırat'tan Nil'e uzanan “Büyük İsrail” anlatısını alenen ve yüksek sesle deklare eden İsrail Başbakanı Netanyahu'yu geride bırakmaya mı çalışıyor?
Huckabee, ABD başkanlığına aday olma hayalleri kuruyor; bu hedefi, 2012’deki başkanlık seçimlerinde ikinci dönem aday olan Barack Obama'ya karşı yarışarak gerçekleştirmeye çalışmıştı. Yaşı önemli bir engel olsa da Trump'ın büyükelçisi olarak İsrail'deki varlığını, büyük olasılıkla gelecekteki herhangi bir başkanlık seçiminde İsrail yanlısı Amerikalılardan oy toplamak için altın bir fırsat olarak görüyor.
Huckabee'nin uydurma anlatıları, özellikle artan farkındalık nedeniyle etkileri azalıyor olsa da ABD içindeki bazı kişileri hâlâ kandırdığı için incelenmeli ve çürütülmelidir.
Vaat kavramı tartışması, özellikle İbrahim'e verildiği ve bu nedenle oğlu İshak gibi diğer oğlu İsmail aracılığıyla soyundan gelen Arapları da kapsadığından, aslında hakkında uzun ve kapsamlı yazılar yazılması gerekiyor. Dahası sistematik çarpıtmalara maruz kalan Tekvin Kitabı, Tanrı'nın İbrahim'e ne vaat ettiğini açıkça belirtir: “İsmail'e gelince, seni işittim. Onu mübarek kılacağım, semereli kılacağım ve ziyadesiyle çoğaltacağım. O on iki beyin babası olacak ve onu büyük bir millet edeceğim” (Tekvin 17:20).
Bu vaatle ilgili olarak, New York'taki Yahudi Teolojisi Fakültesi’nde Yahudi Tasavvufu profesörü olan Abraham Heschel, 18 Kasım 1959 tarihinde The New York Times gazetesinde şöyle yazmıştır: “Bu vaat çok eski zamanlarda yerine getirildi ve etkileri sona erdi.”
Öte yandan, çağdaş Mısırlı bilgin keşiş Matta el-Meskeen, çığır açan eseri “Tevrat ve Kutsal Yazılardan İsrail Tarihi”nde, Huckabee'nin bahsettiği vaadin, İsrailoğulları’nın kendilerinin reddettiği Mesih kehanetlerinin gerçekleşmesiyle iki bin yıl önce geçersiz kılındığı görüşünü sunmaktadır.
Bu sorumsuz yetki aşımının ele alınması konusunda şimdi top ABD Dışişleri Bakanlığı’ndadır.
Bu çok ciddi bir meseledir ve sadece Ortadoğu'yu dogmatik savaşlar çağına geri döndürmekle kalmayıp, tüm dünyayı da mutlak doğruların çatışması ateşine itmektedir.