Velid Haduri
Enerji konusunda uzman, Iraklı yazar
TT

Enerji ve ekonomi alanındaki küresel değişimler

Bugün dünya enerji, ekonomi ve jeopolitik ilişkilerde birkaç yıl öncesine kıyasla önemli ölçüde farklılık gösteren tarihi küresel gelişmelerle boğuşmaktadır. Bu üç alandaki değişikliklerin doğası göz önüne alındığında, tahminler gelişmelerin genişlemeye devam edeceği yönünde.

Tarihsel gelişmelerin seyri tipik olarak ilerleme veya yavaşlama dönemlerini içerir. Tarihsel dönüşümde birçok başarı kaydediliyormuş gibi göründüğü anda, dönüşüm sürecinde gerilemeler yaşanır ve bu genellikle var olan ile yeni olan arasında paralel bir sürece neden olur. Enerji sektöründe de tam olarak bu yaşanıyor. Kömürün geçmişteki birincil enerji kaynağı olarak hakimiyetinden sonra, petrol kademeli olarak onun yerini aldı. Kömür, Amerika Birleşik Devletleri'nde halen elektrik üretimi için kullanılan enerjinin yaklaşık üçte birini ve hem Çin hem de Hindistan'da elektrik üretiminin önemli bir yüzdesini oluşturuyor. Bu ülkeler, küresel olarak en büyük üç enerji tüketicisidir.

Son zamanlarda, yapay zekanın artan kullanımıyla birlikte, özellikle yapay zekada kullanılan veri merkezlerinden gelen bilgiye olan talebin arttığı açıkça ortaya çıktı. Bu merkezler, geleneksel elektrik şebekelerine bağımlılığı önlemek için nükleer, güneş ve rüzgar enerjisi gibi sürdürülebilir enerji kaynaklarına güvenmeyi gerektiriyor.

Bu, geleneksel elektrik şebekelerinin destekleyemediği modern endüstrilerin (büyük ölçekli, yüksek hızlı bilgi endüstrileri) eşiğinde olduğumuz anlamına geliyor ve bu da sürdürülebilir enerjiye bağımlılığı zorunlu kılıyor. Bu özel talep türünün temel göstergesi, büyük Amerikan bilgi şirketleri tarafından kurulan veri merkezlerinin çoğalmasıdır.

Veri merkezleri, büyük sanayileşmiş ülkeler başta olmak üzere, küresel olarak genişlemeye başladı. Petrol üreticisi ülkelerde veri merkezlerinin yayılması da ihtimal dışı değil; aslında, operasyonlarının ölçeği ve onları desteklemek için yapay zekaya duyulan ihtiyaç göz önüne alındığında, en büyük ulusal Arap petrol şirketlerinden bazılarında zaten yayılmaya başladılar.

Yeni talep, yapay zeka yoluyla büyük ölçekli, yüksek hızlı bilgi sağlamayı amaçlayan küresel şirketlerden geliyor. Şubat ayı başlarında yayınlanan bir haber de bunun son örneklerinden biri; Google, kendisine bağlı bir veri merkezine elektrik sağlamak için Minnesota'da güneş ve rüzgar enerjisi santralleri inşa etmek üzere ExCeL Energy enerji şirketiyle sözleşme imzaladı. Bir başka Amerikan teknoloji şirketi ise geçen yılın ortalarında, ABD'nin kuzeydoğusunda yıllardır devre dışı bırakılmış bir nükleer reaktörü yeniden faaliyete geçirmek için yetkililerle anlaşmaya varmıştı. Reaktör daha sonra, teknoloji şirketine ait ve yapay zekâ kullanan bir araştırma merkezine elektrik sağlayacak.

Böylece, sürdürülebilir enerji kaynaklarına dayanan modern bir endüstri yavaş yavaş oluşuyor ve bunun birkaç nedeni var. Minimum çevresel kirlilikle büyük miktarda elektrik tedarikine duyulan acil ihtiyaç da bunlardan biri.

Ayrıca, ABD'nin onlarca eyaletinde büyük, hızlı teknoloji şirketleri arasında benzer anlaşmaların mevcut olduğunu ve yenilenebilir enerji şirketlerinin yapay zekâya dayanan özel araştırma merkezlerine elektrik sağlamasına olanak tanıdığını belirtmekte fayda var.

Modern enerji sektöründeki bu ilerlemeye karşılık, 20. yüzyılın başlarından beri kullanılan içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla hibrit veya elektrikli araçların hakimiyeti ile ilgili beklentilerde nispeten bir gecikme yaşanıyor. Bu gecikme, fiyatlandırma, yeterli şarj istasyonunun yokluğu ve elektrikli araçlar için mevcut bakım ve servis merkezlerinin yetersizliğinden kaynaklanıyor.

Yukarıdaki nedenlerden daha önemlisi, 2025 yılında, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde de ilk döneminde olduğu gibi, petrol türevi yakıtlara bağımlılığı sürdürme politikasının bir parçası olarak, içten yanmalı motorlu araçlardan elektrikli araçlara geçişe karşı ABD'de resmi bir muhalefetin varlığı olabilir. Bu, içten yanmalı motorlu araçların daha önceki tahminlerden çok daha uzun süre kullanımda kalacağı anlamına geliyor. Bu süre, elektrikli ve hibrit araçların büyük çoğunluğunun Çin'de üretilip kullanılması gerçeğiyle de uzayacaktır.

Washington ve Pekin arasındaki jeopolitik ve ticari anlaşmazlıklar devam ederse, bu durum, büyük çoğunluğu Çin'de üretilen ve kullanılan elektrikli araçların ve diğer elektrikli ürünlerin yaygın olarak benimsenmesini daha da geciktirecektir.

Aynı zamanda, küresel ölçekte de büyük değişiklikler yaşanıyor. Bazı gelişmekte olan ülkeler arasında, ayrıca bir tarafta Hindistan ve Çin, diğer tarafta ise diğer gelişmekte olan ülkeler arasında önemli ekonomik anlaşmaların imzalandığına şahit oluyoruz. Bunlar, bir Batı başkenti ile gelişmekte olan bir ülke arasında daha önce yapılan ekonomik anlaşmaların yerini alıyor.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki mevcut tuhaf ekonomik, ticari ve siyasi anlaşmazlıklardan ise bahsetmiyoruz bile. Keza Ukrayna'daki savaşın sona ermesinin ardından, Rusya'nın başka bir Avrupa ülkesine yönelik yeni bir saldırısı durumunda Rusya'ya karşı benimsenecek tutum konusunda, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana tarihi olarak müttefik olan ikili arasında, yaşanan jeopolitik anlaşmazlıklardan da bahsetmiyoruz.