İngilizcede ‘çelişkili ifadeler’ ya da ‘ifadede çelişki’ diye bilinen kullanımlar vardır. Bunlara örnek olarak ‘yaşta ilerlemek’ verilir; oysa kastedilen, ömürden geriye kalandır. Dün daha yetmiş ya da elli yaşında olan birinin bugün seksenine varmasında ne gibi bir ilerleme vardır?
‘İlerlemenin’ kusurlarından biri de aşırı yaygınlığıdır. Anlatırken kendinize sıkı bir denetim uygular, böbürlenmeyi ayıp sayarak ondan kaçınır, nesilleri -öncekileri, sonrakileri ve daha sonrakileri- bozmakla suçlanmamak için yapay bir mahcubiyet takınırsınız. Bütün bunlara da ‘ilerleme’ denir. Dün meclisler sizi güler yüzle, neşeyle karşılardı; bugün ise herkes sizi pencereden, kapıdan, cereyandan ve anlatıcıların oturduğu yerlerden uzak durmanız için uyarır.
Ey yaşça ‘ileri’ olanlar, artık sizin kendinize özgü bir diliniz var: Size ‘Allah muvaffak etsin’ denmez; çünkü muvaffakiyetin ufku daralmıştır… Herkes sizi, zar zor otururken, şu son temenniyle karşılar: “Allah size uzun ömür versin.” Ardından da klişesini ekler: “Maşallah, gençsiniz!” Her ikisi de birer nezaket ifadesidir.
İnsan umutlarla yaşar. Antun Saade’ye atfedilen en güzel sözlerden biri şudur: “Dostluk, hayatın tesellisidir.” Ne var ki Arap partileri tarihinde, bölünmeler bakımından Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi kadarını yaşamış bir parti tanımadım.
Denir ki bu konuda onu, lideri Muhsin İbrahim olan Lübnan Komünist Eylem Örgütü geride bırakmıştır. Parti mensuplarının, fikirlerinin ağırlığını yitirmemesi için ciddi, somurtkan ve asık suratlı olmaları beklenirdi. Oysa Muhsin İbrahim’in kahkahası karar merkezlerinin ve o kasvetli ortamların her köşesinde duyulurdu. Alaycı bir nükteyle her krizi yatıştırma yeteneğine sahipti. Onun meclisini en çok sevenler arasında Cemal Abdunnasır ve Yaser Arafat da vardı.
İfadede çelişkiye bir başka örnek de Lübnanlıların kurup yönettiği, ‘Suriye birliğini’ savunan Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi’dir.
Madem her şeyi Suriye’ye ait, o halde neden hiç kimse genel merkezinin bir gün Suriye’de olamayacağını açıklamıyor?