Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Sudan: Hızlı Destek Kuvvetleri'ndeki çatlaklar büyüyor mu?

General el-Nur Ahmed Adem'in (el-Nur el-Kubba olarak da bilinir) Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) ayrılıp Sudan ordusu saflarına katılması, yalnızca sıradan bir askeri haber değildi. Aksine, sahada artan baskı ve ardı ardına gelen kayıplarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, bu kuvvetlerin bütünlüğü ve geleceği hakkında derin soruları gündeme getiren bir gelişmeydi. General, HDK içindeki sıradan bir komutan değil, kuruluşundan beri onunla ilişkilendirilen ve mevcut savaş sırasında en önemli muharebelerine katılan önde gelen isimlerden biri.

HDK’den ayrılıp orduya katılmasına eşlik eden büyük gürültüye rağmen, bu adım ilk değil ve belki de son olmayacak. HDK daha önce de bu tür taraf değiştirmelere tanık oldu, en dikkat çekeni ise Ekim 2024'te güçleriyle birlikte orduya katılan Ebu Akila Kikil'di. Bu adım, büyük bir askeri ve moral darbesi oluşturmuş ve Cezire Eyaleti'nin, ardından Hartum'un kurtarılması operasyonlarına ve daha sonra Kurdufan bölgesindeki destek operasyonlarına fiilen yardımcı olmuştu.

Şimdi soru şu: General Kubba'nın taraf değiştirmesinin ne gibi bir etkisi olacak? Bu, savaşta güç dengesini değiştirebilecek daha büyük bir bölünmenin başlangıcı mı olacak?

Nur Kubba, HDK ile olan bağlantısının derinliği açısından Kikil'den farklı. O, kuruluşundan beri komutanlarından biriydi, Kikil ise Nisan 2023'te savaşın başlamasından sonra HDK’ya katıldı. Ayrıca, Kubba, HDK ile aynı sosyal tabana mensup ve Hartum, Cezire ve Darfur'daki büyük savaşların çoğuna, özellikle de el-Faşir şehrindeki savaşlara katıldı. Bu açıdan bakıldığında, onun taraf değiştirmesi, askeri boyutun ötesine geçerek saflarını sarsacağı için HDK için önemli bir darbe anlamına geliyor. Özellikle de Mahamid kabilesinin lideri ve Devrimci Uyanış Konseyi lideri Musa Hilal'in kalesi olan Mustariha'ya yapılan baskının yankılarıyla bağlantılı olduğu düşünüldüğünde. Hilal bölgeden ayrılıp Port Sudan'a, ardından Omdurman'a giderek HDK'ye karşı savaşta orduya olan desteğini yeniden teyit etti.

Kubba'nın taraf değiştirmesi ve orduya katılması, destekten şüpheyle karşılama ve açıkça reddetmeye kadar çeşitli yorumlarla karşılandı. Birçok kişi, ordunun HDK'nin “üçüncü adamını” saflarına çekme başarısının, bu kuvvetlere indirilen büyük bir darbe olduğunu düşünüyor. Zira HDK’nin birçok sırrını bilen bu kişinin ayrılması saflarını zayıflatacak, güçlerini moral olarak çökertecek ve diğerlerini de aynı şeyi yapmaya teşvik edecektir. Ayrıca, bu saf değiştirme, Cezire Eyaleti ve Hartum, daha sonra da Kurdufan cephelerinde aldığı darbelerin ardından HDK içinde yaşanan gerçek hoşnutsuzluğu da yansıtıyor. Tedarik hatlarındaki baskı, moralleri daha da çökertti.

Öte yandan, bazıları Kubba'nın ayrılışını şüpheyle karşılıyor ve bunu, kartları yeniden karacak gelişmeleri beklerken kendilerini korumaya çalışan bazı HDK fraksiyonlarının taktiksel bir manevrası olarak görüyor. Hatta bazıları, teslim olanların bazılarının başkente sızmak ve savaşı yeniden başlatmak için kullanılan Truva atları olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Geniş bir kesim de bu kuvvetlerin işlediği yaygın ihlaller ve Sudan halkına çektirdikleri muazzam acılar göz önüne alındığında, HDK liderlerinin ve savaşçılarının bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmasını kesin bir şekilde reddediyor. Üç yıllık savaşın ardından, Sudanlıların büyük çoğunluğu ile bu güçler arasında kalın bir psikolojik bariyer oluştu. Bu durum, Omdurman'dan olduklarını iddia eden HDK üniformalı iki kişinin yer aldığı bir videoya verilen öfkeli tepkilerde açıkça görüldü. HDK, bu kişilerin kendi saflarından olmadığını ve videonun Nyala'da karışıklık çıkarmak amacıyla çekildiğini vurgulayarak bu iddiaları hızla yalanladı.

Halkın öfkesini anlayan ordu yönetimi, bu saf değiştirmeleri düşmanı zayıflatmanın ve savaşın maliyetini düşürmenin öncelikli olduğu bakış açısından değerlendiriyor olabilir. Başka bir deyişle, etkili HDK liderlerini ordu saflarına çekmek, onların dağılmasını hızlandırabilir ve savaşmaya devam etme güçlerini sınırlayabilir.

Bu ayrılık, şüphesiz HDK içinde bir sarsıntıya neden oldu ve Ali Rızıkallah (el-Safna) gibi önde gelen isimlerin liderliği açıkça eleştirmesine neden oldu. Rızıkallah, vizyon eksikliği, liderlik karmaşası, kötü yönetim, disiplinsizlik, kaynakların sömürülmesi ve vatandaşların mülklerine tecavüz gibi sorunlardan bahsetti. Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) ise General Kubba'nın rütbesini düşüren ve gıyabında ölüm cezasına çarptıran bir kararname yayınladı. Ancak, bu kararlar hoşnutsuzluğu yatıştırmak yerine, kaos, ödenmemiş maaşlar, hizmet ve sağlık hizmetleri eksikliği, ırkçılık ve kabileler arası ayrımcılık ile ilgili şikayetler göz önüne alındığında, bu hoşnutsuzluğu daha da büyütebilir. General Kubba, ayrılmasından sonra yaptığı açıklamalarda HDK'nin “uçuruma doğru gittiğini” belirtti.

Sonuç olarak, Nur Kubba'nın saf değiştirmesi, HDK'nin moraline indirilmiş açık bir darbeydi. Ancak, bu darbe ancak kendisini başkalarının takip etmesi veya Kikil'in saf değiştirmesinden sonra Cezire'de olduğu gibi, kendisi ve güçlerinin Darfur çatışmasında önemli bir rol oynaması durumunda bir dönüm noktası olacaktır. O zamana kadar, en büyük önemi orduya sahada sağlayabileceği istihbarat ve diğer komutanlarla olan bağlantıları ile sınırlı kalacaktır.