Tevfik Seyf
Suudi yazar ve düşünür
TT

Zırhlı araç üreticisi sadece parayla ödüllendirildi!

Bana, “Bir üniversite sıfırdan pazar yaratabilir mi?” diye sorsaydınız, cevabım “Evet. Bir üniversite bunu yapabilir” olurdu. Ancak zeki olanlar, üniversiteyi bir eğitim kurumundan ticari kuruma dönüştürmekten veya üniversitenin kendi başına pazar yaratabileceğini öne sürmekten bahsetmediğimizi anlarlar. Konuyu bağlamı içinde ele alıyoruz ve bağlamı anlamak, ne kastedildiğini kavramak için çok önemlidir.

Bu girişten sonra, üniversiteden, yasal veya fiziki adresi değil, tüm dallarıyla bilimsel topluluğun bir sembolü olarak bahsettiğimizi de açıklığa kavuşturmak gerekir. Sözlerimizin binalar ve mekanlar hakkında değil, üniversitenin birincil işlevi olan eğitim hakkında olduğu aşikardır. Bu nedenle, sözlerimiz aynı zamanda bilimin üretildiği veya kullanıldığı her çerçeveyi de kapsıyor. Bu doğal olarak yenilikçi bireyleri ve mucitleri, özel şirketlerdeki araştırmacıları ve geliştiricileri, aslında aklın ürünlerini bir zenginlik kaynağına dönüştürmeye çalışan herkesi içerir.

Bu bağlama, toplumun ve devletin motive edici ve koruyucu rolü de dahildir. Yıllar önce, araç zırhlama fabrikası kurmayı hedefleyen birini tanıyordum. Hatta tamamen zırhlı bir prototip üretmeyi de başardı. Prototipi yüksek rütbeli bir yetkiliye sunduğunda, yetkili bu üretimin bireysel olamayacağını ve projeyi hükümete devretmesi gerektiğini ısrarla belirtti. Adam bu talebi isteksizce kabul etti. On yıl sonra onunla karşılaştığımda, bunun karşılığında çok para kazandığını, ancak derin bir üzüntü ve acı duyduğunu söyledi. Proje ölmüştü; bir araç satın almakla onu üretmek arasındaki farkı ayırt edemeyen insanlara devredilmişti. Tanınmış bir şirketten güvenilir, hazır bir araç satın almanın, sonuçları belirsiz deneylere para harcamaktan daha iyi olduğuna inanıyorlardı. Bu elbette, kendi ülkenizde bir şey üretmekle başkaları tarafından üretilen bir şeyi satın almak arasındaki temel farktan habersiz olduklarını açıkça gösteriyordu. Çok benzer iki örnek daha biliyorum ve en yenisi elektrikli otomobilin geliştirilmesiyle ilgili.

İki örnekte de herkes girişimleri teşvik etmenin gerekliliği konusunda hemfikirdi, ancak bazı insanların dar görüşlülüğü, parayı tek değerlendirme ölçütü haline getirdi. Bu arada mucit işe devam etmek, hayal bile edemedikleri bir şeyi üretmeyi hedefleyen bir mucidin çıkması ihtimalini düşünmeyenlerin tutunduğu yasal veya bürokratik engelleri aşmak istiyordu.

Şimdi bu noktaya geldiğimize göre, bazı yeniliklerin topluma garip, hatta belki de sakıncalı göründüğünü söylemek gerekir. Bu pratik teknolojilerde değil, fikirlerde daha belirgindir. Bir toplum, inanç ve geleneklerinden farklı veya yabancı olan fikirleri hoş görmeye alışırsa, ünlü İngiliz filozof John Stuart Mill'in yenilik ve yeni şeylerin üretilmesi için gerekli gördüğü “serbest fikir piyasası”nı kurar. Bu fikirler kayıtsızlıkla karşılanırsa veya savunucularına zarar verilirse, yenilikçiler ve düşünürler geri çekilme eğiliminde olacak, yeni bir şey üretmeye karşı kayıtsız kalacak veya belki de yeniliğe daha açık olduğunu düşündükleri bir topluma göç etmek için kendi toplumlarını terk edeceklerdir.

Toplum, yenilikçileri destekleyebilir, desteklemese de onlara yol açabilir. Her iki durumda da toplum, bu görüşler toplumsal inanç ve kanaatlerle çelişse bile, farklılığa hoşgörü gösteren geniş bir ideoloji benimsemelidir.

Kısacası, toplumun ve devletin motive edici ve koruyucu rolü, zeki yenilikçilerin çalışmalarına devam etmelerine, üstesinden gelebileceklerine inandıkları zorluklara meydan okumalarına ve zorlukları aşmalarına yardımcı olmaktır; onları tanıtım için sömürmek veya onları rehavete kapılmaya ikna etmek değil.

Garip olanı, farklı olanı ve geleneksel olmayanı kutlayan veya en azından bu tür görüşlere sahip olanlara hoşgörü gösteren toplumlar, yaratıcılığın kuluçka merkezleri olmaya layıktır. Değişimi kontrol etmeyi ve yönetmeyi seven veya her eylem için izin gerektiren toplumlar ise bunun aksidir, bunların yaratıcılar için bir buzdolabına ya da belki de bir mezarlığa dönüşme olasılığı daha yüksektir.