Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Korkunç şimşek

Son aylarda yaşam tarzım, yaşın getirdiği beklentiler ile yaşlılığın getirdiği ani durumlar arasında radikal bir biçimde değişti. Seyahat programlarımı önce kısalttım, sonra tamamen iptal ettim. Eskiden planlanan konferanslara her zaman ilk ulaşan ben olurdum, şimdiyse ilk mazeret bildiren ben oluyorum. Zamanla her iki taraf da -konferanslardaki dostlarım ve ben- bu devamsızlığın iradem dışında olduğunu anladık. İnsanlar bir şenlik, neşe ve çalışma telaşı içindeyken aniden rahatsızlanıp onların bu keyfini ve verimli anlarını bozmaktan korkuyordum; öyleyse neden onların neşesini ve işini baltalayayım ki? Böylece, hatıralar diyarına yolculuklar da son buldu.

Sonra, şehir içi hareketlerimi de kısıtlamanın en iyisi olduğunu anladım. Zorunlu olanlar da dahil olmak üzere tüm sosyal görevlerimi iptal etmek zorunda kaldım. Ve her zaman aynı sebepten: Evin dışında düşme ya da kayıp gitme korkusu.

Şükürler olsun ki dışarıda bundan kurtuldum; fakat kader, bunun yerine evin içinde, ailemin ve sevdiklerimin arasında bir düşüş yazmış bana. Acil servis doktoru bana “Nasıl oldu?” diye sordu. Dedim ki: “Ayağım kaydı, devrildim, gözümün önünde şiddetli bir şimşek çaktı, tutunacak bir şeyler aradım ama o an tutunacak hiçbir şey yoktu, Allah’ın rahmetinden başka...”

Doktor önündeki röntgen filmlerini dikkatle inceledi, sonra bana baktı ve şöyle dedi: “Şükürler olsun kırık yok ama ciddi ezikler var... Başınızda bir darbe yok çok şükür ama kaburgalar... Bu acıyla on gün ila iki hafta yaşamak zorunda kalacaksınız.”

Geçtiğimiz günlerde, Lübnan’ın köklü siyasi ailelerinden iki büyük isim aramızdan ayrıldı: Bağımsızlık sonrası ilk cumhurbaşkanının oğlu Şeyh Mişel el-Huri ve üstlendiği adalet bakanlığı makamından çok daha büyük bir şahsiyet olan Dr. Behic Tabbarah. Böyle zamanlarda Lübnanlılar, bir daha asla geri gelmeyecek olan o eski Lübnan’a veda etmek için bir araya gelirler. Sessiz ve hüzünlü bir ortaklıkla, kurucu nesillere veda ederler. Görkemli taziye meclisleri, ardında güzel hikayeler ve ömür boyu sürmüş asil bir ahlak bırakan hayatlar... Şu kaburgalarımı inciten düşüş olmasaydı, onlara son görevimi yapmaktan asla geri kalmazdım.